• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 10 °C

Yeni Platonculuk

06.10.2013 17:30
Yeni Platonculuk
Geç Antik Çağın en önemli felsefi akımlarından biri de, özellikle Platon'un idea öğretisinden esinlenmiştir. Bu yüzden bu akıma Yeni Platonculuk diyoruz.

Kinikler, Stoacılar ve Epikurosçuların köklerinin nasıl Sokrates'e ulaştığını gördük. Bunlar aynı zamanda Herakleitos ve Demokritos gibi Sokrates öncesi filozoflara da yöneldiler. 

En önemli Yeni Platoncu filozof, İskenderiye'de eğitim gördükten sonra Roma'ya yerleşen Plotinos'dur (yaklaşık olarak 205-270). Plotinos'un yüzyıllardır Yunan felsefesiyle Doğu Gizemciliğin buluşma noktası olmuş olan İskenderiye kentinden oluşunun altını çizmek gerekir. Plotinos'un Roma'ya beraberinde getirdiği kurtuluş öğretisi, bundan daha sonra geçerli olmaya başlayan Hıristiyanlığa ciddi bir rakip olmuştur. Ancak Yeni Platonculuğun Hıristiyan tanrı bilimine önemli etkileri de olmuştur. 

Platon'un idea öğretisini, onun duyular dünyası ile idealar dünyasını nasıl birbirinden ayırdığını hatırlıyorsundur. Böylelikle insan ruhu ile insan bedenini de birbirinden ayırmış oluyordu. İnsan böylece iki yönlü bir yaratık halinde geliyordu: bedenimiz duyular dünyasındaki diğer şeyler gibi toprak ve tozdan oluşuyor., ancak bunun yanında ölümsüz de bir ruh taşıyorduk. Bu fikir Yunanlılar arasında platon'dan çok önce de yaygındı. Plotinos da Asya'da bulunan benzer görüşleri biliyordu.

Plotinos'a göre dünya iki kutup arasında gerilirdi. Bir uçta ''Bir'' diye adlandırıldığını tanrısal ışık yer alır. Plotinos bazen buna ''Tanrı'' da diyordu. Diğer uçta ise, ''Bir''in ışığının hiç mi hiç ulaşmadığını mutlak karanlık vardır. Plotinos'un burada anlatmak istediği karanlığın aslında varolmadığıdır. Karanlık yalnızca ışığın yokluğudur - evet, varolmayışıdır. Varolan tek şey "Tanrı" ya da "Bir"dir. Ancak ışık yavaş yavaş nasıl karanlığa doğru yok oluyorsa, tanrısal ışınlar da ancak belli bir yere dek ulaşabilirler. 

Platonis'a göre ruh "Bir"den gelen ışıkla aydınlanmış, kendine özgü bir varoluşu olmayan özdek ise karanlıkta kalmıştır. Doğadaki biçimlerde de "Bir"den solgun izler bulunur. 

Geceleyin yanmakta olan büyük bir ateş düşün Sofi Ateşten etrafa yüzlerce kıvılcım dağılmaktadır. Ateşin etrafı aydınlıktır. Kilometreler ötesinden de zayıf bir ışık görmek mümkün olabilir. Daha da uzaklaşırsak ateş karanlık gecede bir fener kadar cılız bir ışık halinde görünür. Ateşten uzaklaşmaya devam edersek ışık bir süre sonra bize ulaşamaz. Işınlar bir noktada geceye karışır. Ve her yer karanlık olunca hiçbir şey göremeyiz. Artık ne gölgeler, ne çizgiler vardır. 

Gerçekliğin böyle bir ateş olduğunu düşün. Yanan şey Tanrı, dışarıdaki karanlık da insan ve hayvanların oluştuğu maddedir. Tanrı'nın en yakında tüm yaradılanların ana biçimleri olan mutlak fikirler yer alır. Her şeyin ötesinde insan ruhu "ateşten bir kıvılcım"dır. Ama doğadaki her şeyde de tanrısal ışıktan bir yansıma vardır. Yaşayan her şeyde, evet bir gülde ya da bir çan çiçeğinde de Tanrı parıltısı mevcuttur. Yaşayan Tanrı'nın en uzağında da toprak, su ve taş yer alır. 

Varolan her şeyde tanrısal bir gizem olduğunu söylemek istiyorum. Ayçiçeğinin, gelinciğin böyle parıldadığını görebiliriz. Bir kelebeğin daldan havalanışında, bir balığında akvaryumda yüzüşünde, bu sınırsız gizemi biraz daha çok yakalarız. Ancak Tanrı'ya en yaklaştığımız yer kendi ruhumuzdur. Bu büyük yaşam sırrıyla ancak ruhumuzda birleşiriz. Evet, ender de olsa, kimi zaman bu tanrısal gizemin kendimiz olduğunu hissederiz. 

Plotinos'un kullandığı imgeler Platon'un mağara benzetmesini andırır: Mağaranın girişine yaklaştıkça varolan her şeyin kökenine daha da yaklaşırız. Ancak Platon'un gerçekliği açık bir şekilde ikiye bölüşünün tersine, Plotinos'un düşüncesinde bir birlik anlayışı egemendir. Her şey birdir, çünkü her şey Tanrı'dır. Platon'un mağarasının en derinindeki gölgelerde bile "Bir"in cılız yansımasını görmek mümkündür.

Plotinos yaşamı boyunca birkaç kez ruhunun Tanrı'yla bir olduğun hissetti. Buna gizemli yaşantı diyoruz. Bu tür bir yaşantıyı yaşayan tek kişi Plotinos değildir. Çağlar ve kültürler boyunca pek çok insanın sözettiği bir şeydir bu. Bu anın tasvirinde büyük farklar görülebilse de, çoğunda ortak yanlar görebiliriz. Bu ortak noktaların kimine burada değineceğiz.

Bu haber toplam 1173 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim