• BIST 105.324
  • Altın 146,472
  • Dolar 3,4715
  • Euro 4,1666
  • İstanbul : 36 °C
  • Ankara : 33 °C
  • İzmir : 33 °C

Yeni CHP Mümkün mü?

27.02.2014 20:22
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Başlıktaki soruya cevap ararken, öncelikle referans niteliğindeki bir başka soruya cevap bulmamız gerekir.

O soru şudur:

CHP için yeni kavramının anlamı nedir?

İsterseniz, duyulan lüzum üzerine bir kaset operasyonuyla Deniz Baykal’ın Genel Başkanlıktan uzaklaştırılıp, Kemal Kılıçdaraoğlu’nun Genel Başkanlığa getirilmesinden itibaren CHP’de olan değişiklikleri yenilik kabul ederek, Yeni CHP’nin silüetini tuvale aksettirmeye çalışalım...

Yeni CHP’nin Genel Başkanı, yetiştiği ortamın kendisine kazandırdıklarından olmalı, halkın içine girmekten ve siyaseti halkla birlikte yapmaktan hoşlanmasa bile (hoşlanmıyor demiyorum), siyaseti halkla birlikte yapmanın gereğine ve yararına inanıyor.

Bu inancının en büyük kanıtı olarak, kısmi Anayasa değişikliği için gidilen halk oylamasındaki olağanüstü performansını gösterebiliriz.

Gerçekten de daha önce yapılan gerek Milletvekili Genel Seçimleri olsun, gerekse mahalli yönetimler için yapılan Yerel Genel Seçimler için olsun, Genel Başkan Deniz Baykal başta olmak üzere, CHP’nin hiç bir yöneticisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği gayretin yarısını bile gösterememişti.

Bu iki bakımdan önemlidir.

İlk akla geleni, CHP’nin önceki yöneticilerinin ten perver olup, rahatlarına düşkünlükleri nedeniyle siyasetin gereğini yapmayıp; işi rölantide götürmeleri...

İkincisi ise, halkın içine girmekten ve siyaseti onlarla birlikte yapmaktan hoşlanmamaları...

Geçmişten bugüne ülkemizde cereyan eden siyasete dönük olayları dikkate alacak olursak, CHP’nin eski yöneticilerinin siyaseti halkla birlikte yapmaya gerek duymamalarının kendilerine göre haklı nedenleri var...

Öyle ya!

Meclisinin duvarlarında “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ifadesi yazılı olduğu halde, yegane varlık sebepleri milleti dış düşmanlara karşı korumak ve kollamak olan silahlı kuvvetlerimiz bütün mesaisini darbe hazırlığına ve darbe yapmaya harcarsa; yaptığı darbeler sonrasında milletin teveccühünü kazanan insanları darağacında sallandırırsa, CHP’nin yöneticileri siyaseti neden halkın içinde ve halkla birlikte yürütsünler ki?

Nitekim siyaseti halkla birlikte yürütmediler ve siyasetin gereği olarak ayağına gitmeye gerek duymadıkları halk da kendilerine gelmeyenlere gitmedi ve her defasında onları sandığa gömdü...

Fakat ne gamdı..!

Nasıl olsa görev konseptlerini milleti korumak ve kollamak yerine cumhuriyeti korumak ve kollamak olarak değiştiren silahlı güçlerimiz, gerekli gördükleri zaman darbelerini yaparlar ve ara dönemlerde milleti adam yerine koymayanları yönetime getirirlerdi...

Bilindiği gibi 27 Mayıs 1960’dan beri bu defalarca böyle olmuştu ve “komşuda pişen, bize de düşer” misalinde olduğu gibi, CHP hiç zahmet çekmeden yönetimin bir kulpundan tutmayı başarmıştı...

Türkiye’nin değişen şartları, bunun böyle yürümeyeceğini kimilerine anlatmış olmalı ki, silahlı kuvvetlerin yapacağı darbeler sonunda yönetimin kıyısından köşesinden tutmaya talip olan CHP’nin eski yöneticilerini görevlerinden uzaklaştırıp, Kılıçdaroğlu ve ekibini getirdi...

Ve herkesin gözü önünde cereyan eden bu değişiklik bilindiği gibi iki aşamada gerçekleştirildi...

Önce Önder Sav’ın yardımı ile Baykal’ın savılması; sonra da, Saadet Partisine verdiği aklın sonuçlarından aldığı hazzın sarhoşluğu içinde kendinden geçmiş bir vaziyette dolaşan Önder Sav’ın hiç ummadığı bir anda kendi silahıyla vurularak savılması ve savrulması...

Bu bir yenilik ise, CHP ilk yeniliğini şimdilik gerçekleştirmiş durumda...

Fakat CHP’den beklenen asıl yenilik, ya da daha doğru bir ifadeyle söyleyecek olursak, CHP’yi gerçekten yeni yapacak olan asıl eylem, CHP’nin siyasetinin merkezine neyi alacak oluşudur...

Kendisini, partideki ve ülkedeki korku imparatorluğunu yenmekle görevli addeden Kılıçdaroğlu, Yeni CHP’nin siyasetinin merkezine neyi alacaktır?

Şimdi asıl soru budur....

Eskiden olduğu gibi devleti mi, rejimi mi, laikliği mi, ilkeleri mi ve ila ahir...?

Yoksa milleti mi ve asıl özne olan insanı mı...?

CHP’nin yeni yöneticileri CHP’yi gerçekten de yenilemek ve halkın karşısına yepyeni bir CHP olarak çıkmak istiyorlarsa eğer; yapacakları ilk şey siyasetlerinin merkezine koyacakları nesneyi bir an önce belirlemeleridir...

Yeni CHP’nin siyasetinin merkezinde insan mı olacaktır, yoksa diğerleri mi?

Şunu kesinlikle bilmeliyiz ki, hangi gerekçeyle olursa olsun, insan siyasetin merkezinden uzaklaştırılacak ve onun yerine bir başka kutsal konacak olursa, isterse o kutsal din olsun, o siyasetten ne CHP’ye, ne de ülkeye hiç bir hayır gelmez...

Nitekim gelmemiştir de...

Arzulanan ölçüde olmasa da, eğer ülkemizde bugüne kadar kimi gelişmeler olmuşsa; bu gelişmelerin tamamının altında imzası olanlar CHP’nin dışındaki siyasi kuruluşlardır...

Bu gelişmeler olurken CHP’ye düşen şey ise sadece muhalefet yapmak olmuştur...

Evet, bir kere daha soralım:

Yeni CHP kuruluşundan bugüne kadar yürüttüğü, milletin tüm değerlerine muhalif olan kadim siyaset anlayışından vazgeçebilecek midir?

Bütün korkularını yenerek ve insanı siyasetinin merkezine oturtarak öncelikle buna karar vermelidir...

Aksi halde, halkın o güzel deyiminde olduğu gibi, tellak değişmekle hamam yenilenmiş olmaz...

Sahi, insan Yeni CHP’nin siyasetinde kaçıncı sırayı alacak, söyler misiniz..?

Örneğin, insan mı, ilkeler mi diye sorulsa, sizce CHP hangi safta yer alır, bileniniz var mı?

Bu yazı toplam 569 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim