• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 17 °C
  • İzmir : 18 °C

Yalnızlık

01.09.2013 17:29
Yalnızlık
Türk romancılarının zirvelerinden olan Peyami Safa’nın en gözde eseri Yalnızız’dır.

Yazar bu romanında da “iyi” ve “kötü”, “doğru” ve “yanlış” kavramlarını doğu-batı karşılaştırmalarıyla birlikte işler. Kahramanlara bu kavramlar üzerinden seçimler yaptırır ve seçimlerin süreç ve sonuçlarını da adım adım bize gösterir. Üstelik bunu yaparken mesajları sırıtmaz, eser roman tadından asla kopmaz.

İşte bu güzel romanın başkarakterlerinden olan Meral kendisinin “doğru”yu seçmesini kolaylaştıracak olan Samim’e rağmen eğlence ve Paris düşkünlüğü dolayısıyla “yanlış”ı seçer ve adım adım bir uçuruma doğru sürüklenir. Sonunda hayalini kurduğu sefahata da ulaşamadığı için bir dizi zihin buhranından sonra –özellikle bu kısımları okumaya doyamazsınız- intihar eder. İntihar notu şöyledir: Kendi kendimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım. Samim –dolayısıyla yazar- Meral’in bu son cümlesinden hayatının anlamını/anlamsızlığını ömrünün ahirinde keşfettiğini düşünür. Peki, Peyami Safa’nın bu cümlesi neden bu kadar önemlidir?

Cümlede ilk bakışta gördüğümüz şey duvarlar içinde derin bir yalnızlıktır. Bu yalnızlığın birden bire olmadığını, aşama aşama gerçekleştiğini anlıyoruz ve bunu yapan, duvarları etrafına tuğla tuğla ören de aslında kişinin kendisidir. Yani kendimizi yalnız bırakan aslında yine kendimiziz. Daha sonra yalnızlığın da sebebi olan bir çirkinleşme var. Yazar bize çirkinleştikçe yalnızlaştığımızı, yalnızlaştıkça çirkinleştiğimizi söylüyor ve en son özetle şöyle diyor: “Hepimiz kendi seçimlerimizi yaparız ve bu seçimlerimizin sonucunu yaşarız. Kendi kendimizin çerçevelediği ve çirkinleştiği bir dünyada yalnızız.” Lütfen bu durumun anladığımız manada bir yalnızlık olduğunu düşünmeyiniz. Bu yirmi birinci yüzyılın meşhur tabirlerinden olan kalabalıklar içindeki yalnızlıktır; bu yalnızlık, her şeyleri olduğu halde, etrafında yüzlercesi binlercesi olduğu halde intihar edenlerin yaşadığı yalnızlıktır. Yani doğru yerde olmadığımızı hissettiğimiz anda etrafımızdaki herkese rağmen yalnızız.

Yalnızlık hakikaten böyledir. En kalabalıklar içinde olanlar bile öyle anlar olur ki sadece kendi sesini duyar. Uyumadan önce gözlerimizi kapattığımız an sadece ve sadece kendimizle baş başa kalırız, içimize döneriz. Ve son nefes anı herkesin yaşayacağı biricik yalnızlığımızdır. Yalnızlık hakikaten böyledir ama bu kötü bir şey midir? Burada imdadımıza yazarın cümlesindeki “çirkinleşme” koşuyor. Şayet yalnızlığımızla beraber bir çirkinleşme de söz konusuysa veya çirkinleşme dolayısıyla yalnızlaşıyorsak buna kötü diyebiliriz. Ancak yalnızlığımız bize güzellik getiriyorsa buna asla kötü denemez. İçinde bulunduğu toplumun kötülüklerinden bıkıp dağlara çıkan, insanların yaşayışlarına katlanamayıp ömrü boyunca münzevi bir hayat yaşayanlar pek çoktur. Belki de en sevgili kullar en yalnız olanlardır, öyledir ki gerçek dost bulunabilsin. Böyle bir yalnızlığa kim kötü diyebilir?

Eğer doğru yolda O’nunla birlikte değilsek en kalabalıklar içinde bile yalnızız, O’nunlaysak en derin mağaralarda karanlıklar içinde bile kalsak yalnız değiliz. 

Bu haber toplam 579 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim