türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Varosha

19.08.2013 22:35
Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

Yazmam gerektiğini bana kimse söylemedi. Genelde söylerler. Keşfedilmemiş yazarı, oğlunun günlüğünü okuyan anne bulur. Bazen de Lise 2 Edebiyat öğretmeni, sınıfta istikrarlı bir şekilde her sınavdan en yüksek notu alan öğrencisine dönüp, 

"Kızım, kalemin çok güçlü. Okul gazetesinde yaz," diyiverir. Tek tük şiir yazan kız böylece şiirlerine ara verip, yazarlığın tozlu basamaklarını tırmanmaya başlar. Okul gazetesi, o dergi, bu dergi derken bir bakarsınız kitabı çıkmış. 

Bir hikaye yazmak için günlerce uykusuz kalıp,sonra yarışmada dereceye giremeyen, mükemmel makaleyi yazmak için ekran karşısında saatlerce bekledikten sonra makalesi yayınlanmayanın ileride yazar olduğu nerede görülmüş? Her şey bir kenera, hangi yazarın “Eskiden bok gibi yazardım. Yazılarım oldukça sıkıcı, tutarsız ve dağınıktı” diye röportaj vermişliği vardır? 

Edebiyat tutkunu genç ile destekçileri hep birlikte boyarlar, yazarlığın boyama kitabını. Bunun üzerine, yazar mı okuru besler, okur mu yazarı? diye sorabiliriz ancak gereksiz olur. Gel gelelim, beğeni ve destek… Destek ve beğeni. Bu ikili, yazar olmak için gerekli mi? Yazar’a gerekli mi? diye Ben bir sormak istiyorum. 

Etrafta hemen hayır diyecek kimse olmadığı için şanslıyız. Yoksa bu yazıyı da içine sıçılmış bir yazı olarak kabul etmenizi önerirdim. Gerçek örnekler, yazılmış hikaye ve makaleler üzerinden gitmeye devam edelim…

Yanlız elimde sadece iki örnek var… İlk hikayem ile dördüncü makalem.

Hikaye yarışmaya katıldı. Bu gün bildiklerimi o zaman bilseydim , katılmazdı. Benim dışımda kimse tarafından anlaşılmadı. Olsun, Türk milleti anlamış gibi yapmayı sever. Benim onların anlamadıklarını anlamam için geçen iki yıl, bir başka gereksiz ayrıntı. Kafamda çizdiğim resmi, sözcüklerle eksik çizmişim hikayede. Kendi kendime kurguladığım  detayları, kağada dökmeyi unutmuşum. 

Makalemi ise benim gibi kapalı, kayıp bir şehir üzerine yazdım. 3 gün sürdü 600 kelime, 5 bin vuruş yazmak. Serseme döndüm yazarken. Dişlerimi fırçalamayı unuttum, gözlüğümü kaybettim. Çok dilim pizza, üzerine salçalı makarna yedim. Bittikten bir sonraki gece, makaleye yer yok dediler. Ana gazetede belki olurmuş… Yediklerimle, kaybettiklerimle kaldım.

Artık uykum geldi, saat 3 oldu. Okuyucularımdan biraz bahsettikten sonra uyuyacağım. İlk okuyucum annem. Kızlık soyadı Yağtuğ. İkincisi babam. Baba adı Erol. Hikayemi de, makalemi de ilk onlar okudu. İkisi de henüz yazılarım için “Olmuş” demediler. Annem üst komşu geldiğinde, ona yazılarımdan bahsetmedi. Babam gazeteci olmamı istemiyor.

Yazmamam gerekiyor işte. Sözü buraya getiriyorum. Yanlız bu gün çok zor geçti, dayanamadım.

Bu yazı toplam 424 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim