• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Vaadedilmiş topraklar!

24.04.2014 22:02
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Yağış beklenenden daha az ama evin dört bir yanı su; zaten içini basmış,ikinci kata çıktı çıkacak. ‘Mahsur Kalma’nın en iyi tariflerinden biri bu olsa gerek. Otomobiller sürükleniyor, üst üste biniyor, kurtarma faaliyetleri ise gecikmeli başlıyor. Şehrin sokaklarında yüzdürülen botlarla. Geç kalmaları normal, çünkü trafik yine yağış nedeniyle tıkanık, üstelik kazalar var. Yağmur (beklenenin sadece beşte biri kadar) yağdı, manzara böyle. 

Gözlerimiz CNN Türk ekranında; o da ne? 

Bir aile çoluk çocuk mahsur kalmış, ev yıkılacak ama onlar dışarı çıkmak istemiyor. Evlerini terketmiyor. Benzer durumdaki bir kahvehanede ise insanlar olan biteni seyrediyor, rahat ve olabileceklere karşı dikkatli. 

Olay ilk bakışta saçma-absürd gelse de öyle değil. 

İnsanlar, mekanlarını, topraklarını sonuna kadar savunuyorlar, terketmiyorlar. Tıpkı bir kaç gün önce Amerika’daki felakette, selin darmadağın ettiği evinde sağlam kalmış bir koltukta oturan ve elde tüfek bekleyen çiftçi gibi. ‘Yağmacılar ölecek’ diyor, ataları da öyle yapmıştı zahir. 

Kızılderililere, ayılara, kurtlara, yabancılara, çiftliğine sahip olmaya çalışan kötü adamlara karşı yerleştiği toprakları elde tüfek böyle savunmuştu. 

Kimine göre, ABD’de silahlanmanın, gerektiğinde (bazen gerekmediğinde de), kullanmanın özel mülkiyetin ve dolayısıyla demokrasinin temeli haline gelmesinin nedeni de bu!. 

Aslına bakarsanız, Türkiye’deki durum da farklı değil. Sadece arada yaklaşık 200 yıllık bir gecikme var; Olsun!.. 

Boş bulunan, göze kestirilen, devletin göz yumduğu her alana yapılan evlerin (gecekondu diyorlar ama değil, basbayağı gündüzkondular), zabıtalara karşı nasıl savunulduğunu hatırlayın. 

Kazanan, sonunda tapuyu alan onlar oldular. Şimdi, üzerine bir, iki, üç hatta dört daha çıkmayı düşünüyorlar, zenginleşmek istiyorlar, evlerinden çıkarılmayı, istimlak edilmeyi değil. 

Ama, Belediye Başkanı Kadir Topbaş, belki de olayın kızgınlığıyla ayaküstü açıklıyor: 

-Bu stresi hep kaldıramayız, dere yatakları istimlak edilecek... 

Hadi bakalım, hep birlikte göreceğiz. 

Türkiye’de de, tıpkı Amerika’da olduğu gibi vaadedilmiş topraklara ulaşılması, el konulması devlet gözetiminde oldu. Vaadedilmiş topraklar, serbest teşebbüs, savaşarak mücadele ederek kazanma, nasıl Amerikan sisteminin belkemiği haline geldiyse, daha doğrusu bir sistem kurduysa, 

Türkiye’de de kurdu. 

Gözüne kestirdiğin toprağa evini kur, altyapı hizmetlerini bekle, oyunu ver. 

Sistem bu sistem; iyi değil mi? 

Nitekim, felaketten (azıcık yağmur felaket oluyor) zarar gören bir vatandaş çok haklı; kameralara sesleniyor, yetkililere bağırıyor: 

-Kaç gün önceden ilan ettiler, şurada 4 saattir bekliyoruz daha bot yok... 

Yani, felaketin gelebileceği, olabileceği uyarısının ona değil yetkililere yapıldığını düşünüyor; yani diyor ki: 

-Bizi bu topraklara yerleştirdiler, (mavi ceketliler) neredeler?.. 

Bu yazı toplam 859 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim