• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 19 °C

Ülkücü Hareket Nereye Koşuyor

03.03.2014 20:20
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Ülkücü bir grubun dün patrikhane önünde yaptıkları  gösteri televizyonlarda bir haber olarak geçti sadece. Oysa bu eylem ülkücülüğün ve MHP'nin içinde bulunduğu durumu ve Türkeş'in vefatından sonra gün be gün çöküşünün sebeplerini irdeleme yönünde iyi bir bahane olmalıydı. Gazetelerimizin değerli köşe yazarlarının bu mevzuyu es geçmeyeceğini umuyorum.

1980 öncesi dönemin şartları ülkücü camiayı sert ve uzlaşmaz bir yapıya büründürdü. Koşullar gereği ortaya konan "hareket" doktrini zaman zaman kanun dışı sonuçlar da verse ortam bir mücadele meydanıydı ve bazı şeyler kendi doğası içinde doğal karşılanabilirdi. Ancak bu karşılıklı gövde gösterilerinin ve ülke jandarmalığına soyunmanın ülkeyi içine düşürdüğü durum hepimizin malumudur.

12 Eylül her kesim için yıkıcı etkiler doğurdu ancak ülkücü camia buna ilaveten bir de hayal kırıklığı yaşıyordu. Alınlarından öpülmeyi beklerken mahkemelere çıktılar ve hâlâ hesabı sorulamayan yargısız infazlara onlar da maruz kaldılar. Bu küskünlüğün de etkisiyle  siyasi yasaklı dönemde merkeze uzak her ideolojide olduğu gibi marjinal küçük bir kitle haline geldiler. 

Siyasi yasakların kalkması ve Türkeş'in yeniden başa geçmesi de bu tabloyu açıkçası çok fazla etkilemedi. "Hareket hareket hareket" düsturuyla yıllar boyu şekillenen bu insanlar yeni şartlara uyum sağlamakta zorluk çekiyorlardı. Merhum Türkeş son yıllarında bu durumun farkına varmış ve toplumun ihityacı olan hoşgörü ve diyaloğa açık daha ılımlı ve gerçekçi bir tutum sergiler olmuştu. Ne yazık ki bu en tutarlı yolu tamamlamaya  ömrü vefa etmedi.

Devlet Bahçeli'den beklenen, Türkeş'in şekillendirmeye başladığı bu yeni "ülkü" profilini tamamlaması ve bir atılım sağlaması idi. 1999 seçimleri büyük bir kesimde bu beklentinin gerçekleştiği düşüncesine yol açtı.  Halbuki o seçimlerde gösterilen teveccüh terörist başının yakalanmış olması ve idam edileceği beklentisi ile "Bir de bunları deneyelim." düşüncesinin sonucu ortaya çıkan olağan dışı bir kredi idi. Nitekim Bahçeli bu beklentinin temelsizliğini hükumetteki icraat(sızlık)larıyla  herkese göstermiş oldu.

Bahçeli'nin bir diğer yanılgısı da Türkeş'in son yıllarında daha iyi fark ettiği ve yeni ülküsünün temeli haline getirme yolunda ilk adımları attığı bir gerçeği ıskalamak oldu. Ülkücü camia için Türklük çok önemlidir ancak İslami değerler bunun da önünde gelir. Partinin başına geçtiği günden beri muhafazakarlık adına dişe dokunur pek bir faaliyetini görmediğimiz Bahçeli döneminde muhafazakar isimlerin partiden küsmesi üzerinde düşünülmesi 
gereken bir durumdur.

Son seçimlerde oluşan tablonun Bahçeli ve ekibini bir muhasebe sürecine sokmasını ve temel yanlışlardan dönülmesini bekleyenler hayal kırıklığına uğradılar. MHP yönetimi muhalefet yapacağım derken kendi ilkelerine ters düşmekle beraber hükümete değil devlete zarar veriyor.

Bizim bildiğimiz, ülkücü camia her şartta - hatta kendisine haksızlık edildiğini düşünse bile- devletini mukaddes bilir ve onun her türlü varlığına sahip çıkar en ufak bir zarar gelmesine razı olmaz. Son gösterilerde daha çok sol örgütlerde görmeye çalıştığımız bir "eylem" şekline şahit olduk. Rahip kuklası asanların belediye duraklarını tahrip edenlerin ülkücü olduğuna inanmak istemiyoruz. "Atalarımız" dediğimiz Osmanlı'nın en büyük erdemlerinden birinin  farklı inançlara hoşgörü göstermek olduğunu eminim ki bütün ülkücüler biliyordur. Devlet malına zarar vermek de ülkücülükle bağdaşmaz. Ben şimdi ülkü ocaklarının ve MHP yönetiminin bu eylemi kınamasını bekliyorum. Aksi halde hem tarihsel hem de ideolojik geçmişlerine ters düşmüş olacaklar.

Bu yazı toplam 783 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim