türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 9 °C

Türkiye'nin Fasli-Evveli Ergenekon, Ahiri İse Jitem

10.01.2014 12:34
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Bu halk diyor ki, "Lütfen beyler! Artık yeter! Davranın ve elinizi çabuk tutun"

Zira, kirli hava atmosferi hidrojen tabakası artık nefes kesiyor. Oksijen, güzel teneffüs havasına galebe çalmaktadır.

Görmüyor musunuz?

İşte üç günden beri Suriye’den veya Ürdün’den, Irak’tan uzaya yükselen kum tabakası Diyarbakır’ı, Urfa’yı, Antep’i adeta bulandırmıştır.

İnsan dışarıya zorlukla çıkıp dolaşabiliyor. Adeta çamurlu bir hava var.

Gerçekten hidrojen, yani kirli hava tabakası, oksijen güzel hava tabakasına galip gelmektedir.

Evet sevgili okurlar!

Yukarıda sizlerle paylaşmak istediğim gerçek mana her ne kadar mecazi olsun diye mevcut uzaydaki hava kirliliğinden bahsediyor isem de fakat asıl mana ve yazımın stratejisi Türkiye’deki yıllardan beri oluşagelen zulüm, adaletsizlik, hukuksuzluk, hakkaniyetsizlik, antidemokratik keyfiliklere dayalıdır. 

Gerçekten uzaydaki hidrojen -kirli hava- tabakasına benzetmem tam yerindedir.

Zira bu tağuti düzenlerdeki insanların mezalimi had safhasında.

Her tarafı kaplamış, nefes aldırmıyor.

Mazlum, beçare, tüyü bitmemiş yetimlerin ahu eninleri, figanları, Arş-ı Ala’ya yükselmektedir.

Herkes yıllardan beri devletin varlığını ararken, hukuku, hakkaniyeti, temel hak ve insan özgürlüğü arayışı içerisindeyken tam manasıyla yukarda benzetme misali gibi nefes aldırmayan zülmün kirli hava atmosferleriyle karşı karşıya bırakılmıştır..

Türkiye insanı bu kirli atmosferin "içerisinde" yıllardır boğulma tehlikesi geçirmektedir..

Kan, gözyaşları, soygun, rüşvet, uyuşturucu vs. gibi Kirliliklerle boğuşmakta olan bir Türkiye..

Bu yetmiyormuş gibi, şimdi yeni bir fasıl daha başladı.

Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze dek Gizli Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığı sinsice devletin bünyesine yayılmıtır..

Biz buna Cumhuriyet Dönemi’nin birinci faslı diyoruz.

Son yirmi yıldan beri de JİTEM’in varlığı ise Ergenekon’un vermiş olduğu zehirli bir meyve ve ikisinin karışımıyla devlet bünyesinde oluşan güç, adeta mezalim saçıyor.

Faili meçhul cinayetlerin oluşması, devletin bünyesinde hortumlamanın varlığı ve gittikçe de tüm milli varlığımızın ve kültür değerlerimizin gizliden gizliye yok edilme çabaları gerçekten Türkiye için, milletimiz için unutulmaz badirelere neden olmaktadır.. Tedavisi mümkün olmayan bulaşıcı hastalıklardır.

Sevgili okurlar!

Sizi dünkü yazılı basınımızın bazı önemli başlıklarına götürmek istiyorum.

Hem de can alıcı manşetler, dipnotlar ve orta sayfadan yazılan haberler.

Hemen hemen tüm basının kamuoyunu aydınlatma çabaları, gizli terör örgütü Ergenekon ve onun işbirlikçisi olan PKK ve diğer terör odaklarına yöneliktir..

Bakın, dünkü Radikal’in manşeti şöyle:

"Ergenekon dosyası fişlemede sınır olmadığını gösteriyor." Üst başlığıyla verilen haber, "ASKER, ASKERİ BİLE FİŞLEMİŞ" sürmanşetiyle şöyle devam ediyor:

"Emek’in elindeki fişleme çalışmalarının bir bölümü subay ve astsubayları kapsıyor. Personelle ilgili siyasi suçlamaların yanısıra, ‘Alkolik’, ‘Ahlaksız’ gibi ibareler yer alıyor.

KİŞİLİK NOTLARI

Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan 2004’te emekliye ayrılan ve İstanbul’un semt semt fişlenmesini, "Rutin görevdi" diye izah eden Fikret Emek’in evinden, ordudaki bazı kişilerin silah arkadaşlarını fişlediğini gösteren CD çıktı. ‘Gizli’ damgalı çeşitli askeri belgelerin de yer aldığı CD’deki fişler, subayların özel yaşam ve kişilik alanlarını bile kapsıyor."

Yeni Şafak gazetesi ise manşetini şöyle süslemiş:

"JİTEM’Cİ ALBAY’A ÇEŞNİCİBAŞI" başlıklı haber şöyle devam ediyor:

"Her şeyi bilen sanık JİTEM kurusucu Arif Doğan ‘Susturulmasın’ diye özel önlemler alındı. ‘Seyahat edemez’ raporu alan Doğan, jandarma korumasında. Zehirlenmemesi için yemekleri önceden kontrol ediliyor.”

Bakalım Taraf Gazetesinin sürmanşetine.

"ASTSUBAY’IN DEHŞET İTİRAFLARI" sürmanşetiyle verilen haber şöyle devam ediyor:

"Yakalanan PKK’lıyı helikopterden attılar… Özel Harekatçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti… Eski Astsubay Çakan isim, tarih ve yer vererek bunları kitabında yazdı ama, dava ona açıldı.

ALTI YIL ÇATIŞMALARA KATILDI

Kasım Çakan askerliğini er olarak yaptıktan sonra Astsubay okulunu bitirdi ve 1989’da Güneydoğu’da göreve başladı. Bölgede PKK’yla birçok kez çatışmaya girdi. Görevi sırasında anlatılması bile zor dehşetengiz olaylara tanık oldu."

Hürriyet gazetesi ise birinci sayfadan en alt köşede şöyle bir başlık atmış:

"Eski Bakan Karaevli dolandırıcılık sanığı" başlıklı haber şöyle devam ediyor:

"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ANAP döneminin Devlet Bakanı Ahmet Karaevli hakkında dolandırıcılıktan 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.

İddianamede Karaevli’nin 2001’de tanıştığı Ali Reşat Çakır’ı Portekiz’de iş kurma, Freiburg Tren İstasyonu’nda soyulma gibi bahanelerle 160 bin Euro dolandırdığı savunuldu. Karaevli, müşavirlik hizmetleri karşılığında para aldığını söyledi ancak dava açıldı."

İşte sevgili okurlar!

Buyrun fasulyenin faydalarına.

Bu kez de dünkü Sabah  Gazetesinin birinci sayfadan alt köşe bölümünde "JİTEM’CİDEN İTİRAFLAR" diye canlı bir başlık atmış.

Ama şu itirafçı JİTEM’ci kim, biliyor musunuz? İşte aşağıda resimden anlaşıldığı gibi meşhur Abdülkadir Aygan’dır.

JİTEM’in itirafçısı Abdülkadir Aygan, yaşadığı İsveç’te Sabah’a Ergenekon’la ilgili çarpıcı açıklamalar yapmış..

Ferhat Ünlü’ye konuşan Abdülkadir Aygan (sağda) neler söylemiyor ki?

 ‘Uğur Mumcu suikastindeki C-4 patlayıcı Cem Ersever’den geldi. Ersever’in valizinde 20 kilo C-4 vardı. Ersever’i de Yeşil öldürdü. Tetikçilerin uçak masraflarını JİTEM karşıladı. Musa Anter’in infaz emrini Veli Küçük verdi. JİTEM’ci Binbaşı Kırca üç kişiyi gözümün önünde Vietnam tipi infaz etti."

Aygan, dünkü Sabah’ın birinci sayfada verdiği haber 16’ncı sayfanın hemen hemen tümünü bu haberin devamıyla kapatmıştır.

Ve orta sayfada şöyle diyor: "Suikastlerin adresi hep JİTEM’e çıkıyor. JİTEM ve PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, JİTEM suikastlerini anlattı.

Uğur Mumcu’nun aracına bombayı da onlar koydu. Musa Anter’i öldürdüler, sonra Cem Ersever’i ortadan kaldırdılar."

Aygan, hem PKK’nın hem de JİTEM’in itirafçısıdır.

Merak eden okurlarımız, Gazetemizin bugünkü 11'inci saysafına bi baksın...

JİTEM’in Ergenekon adı altında yıllardan beri yaptığı antidemokratik hukukdışı mezalim, gerçekten Türkiye’yi içten sarsmıştır.

Devletin en önemli kilit noktalarını çok kötüye kullanmıştır.

Başta İstihbarat birimlerini ele geçirmiş, bunların en çapıcı örneği de T.K.’nın MİT Müsteşarlığı’na getirilmesidir.

Bu komutan gerçekten devletin varlığına ve milletin bütünlüğüne adeta deyim yerindeyse kurşun sıkmıştır, beynini dağıtmıştır.

Onun döneminde İstihbarat birimleri çok kötüye kullandırılmıştır. Özellikle inançlılar hakkında.

Abdülkadir Aygan bunları bir bir anlatırken, iki sene evvel yayınladığı "Bir JİTEM’cinin İtirafları" adı altındaki kitabının Türkiye’de yayınlanmadığını, ancak "Nasname" adlı internet sitesinde yayınlanmış ve o sitenin sahibi bu kitabı Almanya’da bastırmış ve her tarafa dağıtmıştır.

Tabi Türkiye’ye de satılmıştır. O kitapta dile getirilen olaylar gerçekten tüyler ürperticidir. Özellikle Diyarbakır’da olup-bitenler noktasında...

İşte sevgili okurlar..

Bizim mücadelemiz hep bu yöne doğrudur, peşini bırakmıyoruz, iğrençlikler ve kirlenmeler ortaya çıkarılıncaya kadar.

Soruyoruz, bölgemizde, yani Güneydoğu Anadolu’da kimin eli kimin cebinde?

Akşam bakıyorsun ki feodal yapı tüm güçleriyle terör odaklarıyla işbirliği içerisinde..

Ama bi bakıyorsunuz ki, aynı feodal yapı JİTEM’in komutanları ile işbirliği içerisinde..

Albayları.. Hatta Generallerle kirvelik kuruyor..

Bir kanadı PKK’ya öbür kanadı JİTEM’in çetelerine uzanıyor.

İşte bu halk bunu hazmedemiyor.

Kim ne ise hak ettiği cezayı görmelidir.

Tüm kimlikler açık ve net olarak ortaya çıkarılmalıdır.

Gününü gün etmekle varlığını sürdüren feodal yapı bu memlekette daha ne zamana kadar "sinsi oyunlar" sergileyecek.

Evet sevgili okurlar..

1908’lerdeki Osmanlı’nın son dönemlerini hatırlarsak, nasıl ki ulu Hakan Abdülhamit Han, II. Meşrutiyet’i kurmakta kurtuluş çaresi aramışsa..

Bugünkü AK Parti'de "kurtuluş reteçesini" Yeni Sivil Anayasa'yı oluşturmakta aramalıdır.

Türkiye’nin tek kurtuluş çaresidir.

Hükümetin Ergenekon terör örgütleriyle açtığı mücadeleyi daha kapsamlı bir biçimde genişleterek sürdürmelidir.

Aksi takdirde "Eski tas eski hamam" misali olan yine mazlum halka olacaktır.

En derin saygılarımla…

 

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim