türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Türk Ordusu

12.04.2014 11:45
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Merhabalar, biraz gecikmeli de olsa bu konu hakkında yazımı yayınlıyorum. Bence çok önemli bir konu. Adalet ve Kalkınma Partisi Tokat milletvekili Sayın Resul Tosun’un geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklama gerçekten de cok ilginçti. Türkiye Büyük Millet Meclisini korumakla görevli Meclis Muhafız Alayı’nın kaldırılmasını aynı zamanda da Başkent Ankara’da bulunan tüm askeri birliklerin kent dışına taşınmasını ve bu alanların yeşil alan olarak halkımıza açılmasını düşünce olarak önerdi…

 

Ne de olsa Avrupa Birliğine üye olmaya aday bir ülke de ordunun bu kadar göz önünde bulunması “anlam” olarak yanlıştı. Üstelik bu sivil oterite’nin ve temsili demokrasi açısından da önemliydi. Çünkü, tüm Avrupa Birliği ülkeleri’nde ne de olsa temsili ve egemen sivil bir demokrasi var, biz de aynen öyle olmalıyız diye düşünmüş olabilir Sayın Tosun. Gerçi ben “Tosun ki ne Tosunmuş” diyorum ama elbette düşünce özgürlüğü anlamında sayın Tosun’un görüşlerini özgürce açıklaması çok önemli ve buna da saygı duymamız gerekir…

 

Her ne kadar yazılı basından öğrendiğim kadarıyla Sayın Tosun, Genel Kurmay Başkanlığı’nın yapmış olduğu “Münferit hezeyan” açıklamasından sonra farklı görüşler belirtip yön degiştirmişse de hani atalarımız “Insanin fikri neyse zikri de odur” demişler. Bu yine atalarımızın dediği gibi memleketimizde “Ak koyun kara koyun’un belli olması” açısından da çok önemli.

 

İşin ilginç yanı, görüş birliği etmişcesine Sayın Resul Tosun’un degişik versiyonlari (çeşitleri) olan Orhan Pamuk ve Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlemento Komisyonu Eşbaşkani Joost Lagendijk’in benzer muzdarip açıklamaları da işin tuzu biberi oldu. Orhan Pamuk’un 20 Ekim 2005 tarihinde Almanya’da yayımlanan Die Welt Gazetesi’ne verdiği demeçte “Türk demokrasisini tehdit eden ve demokratik gelişmeyi engelleyen ordu” ve Lagendijk’in “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesini zevk için sürdürdüğü” şeklinde sözleri’nin ağız birliği edercesine aynı zamana denk gelmesi gerçekten zamanlama olarak ilginç ve üzerinde dikkatlice düşünülmesini gerektiriyor…

 

Oysaki Türk ordusu ülkemizde Avrupa Birliği konusunda en titiz çalışan kurumlardan birisidir. Bu konularda emekli subayların ve şu anda görev yapmakta olan akademisyen subayların International Affairs gibi önemli dergilerde yaptıkları araştırmalar, Türk ordusu’nun inanılanın aksine Avrupa Birliğine karşı olmadığını göstermektedir. Son yıllarda Türk ordusu’nun bir çok kademesinden subaylar ülkemizin seçkin üniversitelerinde önemli konularda yüksek lisans (master) ve bilim doktorası (Ph.D.) çalışmalarını tamamlamışlardır. Bu gelişme sürecinde Cumhuriyetimizin ordusu, ülkemizi iç ve diş tehditlere koruma gibi en önemli bir görevle birlikte çağdaşlaşma ve bilimsel düşünme konusunda da üstüne düşen görevleri yerine getirmektedir. Bu sayın şahısların anlamadığı veya anlamakta zorluk çektiği Türk Ordusu’nun toplumumuzda var olan yeri ve sosyolojik sürecidir. Türk Ordusu’nun her bir üyesi toplumumuzun her kesiminden gelmektedir. Ülkemizde her ailenin içinde Türk Ordusu’nda görev almış aile bireyleri vardır. Dünya’nın hiç bir ülkesinde hiç bir aile biricik evlatlarını askere davul zurna ve halaylarla göndermez. Ben bu zaatlara Harbiye Marşını ve Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri’ne yazmış olduğu şiiri bir defa daha okumalarını öneririm. Türk ulusu, Sarıkamış Allahüekber dağları’nda, Çanakkale’de, Galiçya’da, Kurtuluş Savaşı cepheleri’nde ve Güney Doğu’da yüzbinlerce evlatlarını kaybetmiş, “Şehit” vermiş bir ulustur.

 

Türkiye’de her aile Çanakkale Savaşı’nda bir ferdini kaybetmiştir. Tıbbiye, Kayseri Lisesi ve Anadolu da birçok lise kurtuluş savaşı yıllarında evlatlarımızın cephede şehit olması nedeniyle hiç mezun verememiştir. Türk ordusu dünyanın bir çok ordusundan farklı olarak “sosyolojik süreç” gereği cumhuriyetimizin temelini kurmuştur ve toplumuyla bütünleşmiştir. Bu zaatların bu önemli sosyolojik süreci göz önünde bulundurmaksızın eş zamanlı hashıbal etmelerinin dikkatlice düşünülmesi gerekir.

 

Son sözüm, bu zaatların Çanakkale Şehitliğini ve ülkemizdeki diğer şehitlikleri de bir kere de olsa ziyaret etmeleri ve ellerini kalplerine koyarak, ama “Beyinlerini” de kullanarak seslice düşünmeleridir. Bilmem anlatabildim mi? Hepinize iyi bir hafta sonu diliyorum…

Bu yazı toplam 453 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim