türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Tüketim çılgınlığı

03.04.2014 19:02
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Bu moda 2 kelimeyi hepimiz çok kullanır ve maalesef ne kadar eleştirsek de, anlamına çok uygun davranmaktan da kendimizi alamayız. Tüketim çılgınlığının temelleri yüzyıllar ötesine dayanır.

Firmaların bu konuda yaptıkları haince uygulamaların, ne kadar eski olduğu ile ilgili bu hikâyeyi duymanız, bilmeniz gerektiğini düşündüm.

Tüketim çılgınlığı aslına bakarsanız hepimizi çok korkutuyor. Çünkü, tüketilen sadece ürünler değil, duygular, gelenekler, inançlar, sevgiler vs. Yani insanı insan yapan bir sürü değerler.

Şimdi size firmaların insanları daha fazla tüketmeye mecbur bıraktıkları bir hikâyeyi anlatacağım. Maalesef hikâye de adı geçen kişi ve kurumun ismini tahmin edebileceğiniz sebeplerden dolayı veremeyeceğim. O firma insanları tüketme mecburiyetine sürüklerken, dünya tarihinin önemli bir ressam ve heykeltıraşının var olmasını sağlamış. En azından böyle önemli bir katkılarından dolayı onlara teşekkür ederiz.

Hikâye bizim ülkemizden binlerce km uzaklıkta geçmekte. Yıl 1955. Kahramanımız 16 yaşındadır. Bütün ailesi göçmen olarak başka bir kıtaya, başka bir ülkeye gider. Genç adam babasının isteği üzerine mühendis olabilmesi için teknik bir okula gönderilir. Haftanın 2 günü okula, 3 günü de mesleki eğitimi uygulamaya geçirebilmek için bir fabrikaya gider. 

Genç adam çok akıllı ve meraklıdır. Hayatı bir an önce öğrenmek ister. Kurallar ve yasaklar onun öğrenme arzusunu engelleyemez.

Çalıştığı fabrikada da bir sürü kurallar vardı. Stajyer öğrencilerin öncelikle uyması gereken en önemli kural, sarı çizgilerdi. Stajyerler yerlerde ki sarı çizgileri geçemezlerdi. Bu önemli bir kuraldı. Eğer bu kural çiğnenirse cezası ağır oluyordu. Hem fabrikadan hem de okuldan 15 gün uzaklaştırılıyorlardı.

Bütün cezaları göze aldı ve ilk önce 1. sarı çizgiyi geçti. Orada ki adama çalıştığı makinenin ne işe yaradığını sordu. Adam, genç adamı görünce sinirlendi. “Sarı çizgiyi geçmek yasak, hadi git buradan.”  Dedi. Genç adam kuralları çiğnediğinin farkında olduğunu fakat bu makinenin ne işe yaradığını merak ettiğini söyledi. Beklemediği bir cevap aldı. “Bilmiyorum.”

“Peki bunu kim bilir?”

“Ustabaşı.”

“O nerede?”

“Karşıda ki odaya gitti.”

“O zaman gidip ona sorayım.”

“Olmaz.”

“Neden?”

“O odaya gitmek için 2. sarı çizgiyi de geçmen gerekir. Hadi çocuk, daha fazla başını belaya sokmadan git buradan.”

Genç adam bir kez yola çıkmıştı, geri dönmek yoktu. 2. Sarı çizgiyi de geçerek ustabaşına gitti. Ustabaşı tıpkı diğer adam gibi kuralları sert bir dille hatırlattı ve ona gitmesini söyledi. Genç adam ısrar etti, “Bu makine ne işe yarıyor.” diye. Ustabaşı kızgın bir şekilde cevap verdi:

“Bilmiyorum.”

“Peki bunu kim bilir?”

“Mühendis.”

“O nerede?” diye tam sormuşken gür bir ses cevap verdi: “Burada” diye. Mühendiste genç adama sinirlenir. “Derhal benimle geliyorsun. Tutanak tutacağız. 15 gün hem okuldan hem de fabrikadan uzaklaştırılacaksın.” der. Genç adam cezasını çekeceğini söyler. Fakat halen hiçbir kimse, makinenin ne işe yaradığını söylememiştir. Mühendise de sorar “Bu makine ne işe yarıyor?” Cevap aynıdır; “Bilmiyorum.”

Genç adam için okuldan ve fabrikadan uzaklaştırma işlemi yapılır. Cezadan çok canı, alamadığı cevap için sıkılır. Aklına bir fikir gelir. Kantine gider ve kendine kocaman bir sandviç alır.   Fabrikanın o bölümünde ve o makinenin ürettiği parçayı daha önce almıştı. O parçayı incelemek istiyordu. Bunun içinde dışarıya çıkarması gerekiyordu. O da öyle yapmak için, parçayı sandviçin içine yerleştirir.  Çünkü fabrika çıkışında arama yapılmakta ve tek aranmayacak yer sandviçin içi idi.

Genç adam, uzaklaştırma cezası, fabrikada üretilen parça ve sandviçi ile eve döner. Yakın bir arkadaşının teleskopu vardır. Hemen onu arar ve müsait ise ona gelmek istediğini söyler. Arkadaşı müsait olduğunu söyleyince hemen parça ile ona gider. Teleskopun altında parçayı incelemeye başlarlar. Ortaya çıkan sonuç, insanların isteseler de istemeseler de tüketmek zorunda olduklarıdır.

Televizyon da kullanılan bu parçaya o makine, gözle görülemeyecek çentikler açmakta ve televizyonun normalden daha kısa zamanda bozulup kullanılmamasını sağlıyormuş. Genç adamın çalıştığı fabrika, bir dünya devi markası. O zamanlar bile tüketici haklarına saygılı olduklarını söylerlermiş. Eğer televizyon ayarladıkları süreden de daha kısa zamanda bozulursa, hiç itirazsız geri alırlarmış. Anlayacağınız marka olma yolundaki stratejileri “KOŞULSUZ MÜŞTERİ MUTLULUĞU” üzerine kurulu. Fakat koşulsuzluğun  koşullarını da kendileri oluşturmuşlar.

Genç adamın keşfettiği bu tükettirme tuzağı, onun hayatını kökünden değiştirir. Babası onun için kurduğu hayallerden ve daha fazla tükettirmemek için mühendis olmaktan vazgeçer. 16 yaşında ailesini bırakarak, hayallerinin peşinden gider. Ülkesine geri döner.

İyi ki böyle olmuş. Bugün dünyanın en büyük sanatçılarından biridir. En yakın dostu ve hocası olan Picasso onun için “Dahi” der. Bu dahi adam teknoloji ve gelişmenin karşısında değildir. Sadece insanı insan yapan değerlerin tüketilmesine, yok edilmesine karşıdır. Bu duygularını tablolarına yansıtmıştır.

Ona göre, “İNSANLIK KAZANILIR.” Yani bedenen insan olarak doğarsınız fakat, ruhen insan olmak için hayatınız boyunca çabalamanız gerekir.

Tüketim Çılgınlığı, hayatımız boyunca bizimle ve bizden sonraki nesillerle de beraber olacaktır. Önemli olan farkına vardığımız her alanda bu çılgınlığa hizmet etmemek. İnsanların daha fazla ihtiyacı olan değerler için mücadele edebilmek.

Hepinize “İnsan Olma Savaşı”’n da başarılar dilerim. Sevgi ile kalın.

Bu yazı toplam 570 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim