• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Trafiğine bak hukukunu al

19.04.2014 22:19
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Birkaç yıl önce Susurluk yolundaydım. Alışılagelmiş manzara. Trafik ekibi durduruyor. Sağa çektim. Memur hafifçe eğilerek ‘Evraklarınızı rica edebilir miyim?’ diye sordu. Hayretle verdim. Üstüne bir de ‘teşekkür ederim’ demez mi!. Hayret üstüne hayret.. 

Baktı, inceledi. ‘İyi yolculuklar..’ diyordu ki atıldım. Artık olaya el koymam gerekiyordu: 

-Siz sahiden trafik polisi misiniz? 

Bu kez şaşırma sırası ondaydı. 

‘Evet’ diye cevap verdi. O bana bakıyor, ben ona. 

Bizim ülkede, dedim, sizin gibisine pek rastlanmıyor.. Güldü. 

Gerçek şu ki, böyleleri imalat hatası olarak görülüyor. Polis dediğin çatık kaşlı olur. Sert konuşur. Duygusal hareket etmez. Kendisine verilen emirleri harfiyen yerine getirir. 

Bizim ülkemizde emirleri harfiyen yerine getiren memurlar için çok açık bir şekilde ‘yorum’ hakkı vardır. Onun yorumuna göre hatalı veya hatasız olabilirsiniz. Yönetmelik aynı yönetmeliktir oysa.. 

Yine yıllar önce çoluk çocuk Tekirdağ tarafından gişeleri İstanbul istikametinde geçmiş ilerliyorduk. Sol şeritte bir otomobil. Oldukça yavaş. Far ikazı filan fayda vermiyor. Umudu kırılan sağından geçip tekrar sol şeride terfi ediyor. Ben de terfi ettim. Hızımız 40-50 km. 100 metre kadar sonra bir zincirleme kaza oldu. Önde üç araba, ben arkada ve arkamda o yavaş giden araba. 

Ekip geldi. Durumu gördü. Hepimiz sağa çektik. Önümdeki ve arkamdaki otomobilden aceleyle inenler memurlarla konuştu. Bir memur gelip ilerideki köprüaltına gitmemi söyledi. Öyle yaptım. Mesafe yaklaşık 100 metre. İnip oraya dönecektim ki, uzaktan işaret edip orada kalmamı istedi. Neden sonra ekip otosuyla geldiler. Elime bir kağıt tutuşturup, ‘Yarın ruhsatı almaya gel’dediler. Herkes dağıldı. Bu işlerin böyle olduğunu zannedip ben de yoluma devam ettim. 

Ertesi gün ruhsat için gittiğimde, tutulan raporda hatalı olduğum yazıyordu. Arkadan çarpmıştım. Öndeki öndekine, o da öndekine. Fakat bana arkadan çarpan ‘suçsuz’ çıktı. İtiraz etmenin faydasız olduğunu, sonucu Cumhurbaşkanı’nın bile değiştiremeyeceğini söylediler. Araştırdım. Öyleymiş. 

Yargısız infaz! 

Bu ülkede yaşamanın bedeli.. O zaman anladım ki, olay sırasında memur nasıl buyurursa, olay öyle olmuştur. Sizin söz veya itiraz hakkınız olmaz. Bana arkadan çarpan bir öğretim görevlisiymiş. Memuru bu yanlışa teşvik eden belki Hukuk Fakültesinde, belki Sosyal Bilimler’de görevli. İnsanın adının ve sanının önemi yok. Saygınlık koltukta olsaydı, koltukları duvara asardık. 

Bir dava sonucuna itiraz edebilirsiniz. Hakimin değişmesini isteyebilirsiniz. Savunmanızı yapabilirsiniz. Avukat tutabilirsiniz. Bazen 100 milyon için davalar oluyor çekler senetler nedeniyle. Oysa bir trafik polisi tutanağı ile milyarlar ödemek zorunda kalıyorsunuz. İtiraz yok. Temyiz yok. Mahkeme yok. 

Beyler isterseniz birikmiş ufak davaları da verin trafik memurlarına. Büyük yükten kurtulursunuz. Ayrıca demokrasi yükünden de.. 

Abdülkadir Geylani’nin son nesil torunu ile rahmete kavuşmasından iki yıl önce görüşmüştüm. Takvadan ve doğru sözlülükten konu açılınca, birisi elini sakalına götürmüştü. Şeyh amca -öyle hitap ederdim- dedi ki, 

- O gösterdiğinden keçide de var. Sen sadede gel! 

Görüntü ile gerçek yakalanmaz. İtinalı makyajlar altında ne yüzler gizlenir. Bir toplumsal değişim kanunla, yönetmelikle olmaz. O toplumu oluşturan bireylerin kendilerini gözden geçirmeleriyle başlar. Bu sorumluluk ise en çok toplumu eğitmekle görevli kişilerden beklenir. Amirlerden beklenir. ‘Okumuş Adam’lardan beklenir. 

Park etmiş araba gözleyip de cezayı yapıştıran; siz park ederken sessizce izleyip, siz gider gitmez (yönetmelikle uyumsuz değil) ceza kağıdını sileceğe iliştiren memurlar amirlerine karşı sorumlu. Günde 12 saat çalışıp ev geçindirmeye, çocuk okutmaya çalışıyorlar. Ceza yazmadıkları bir gün geçerse amir ne düşünür haklarında? 

Ben amirlerine, onların amirine, onların da amirlerine yazıyorum. Savunma hakkı vermeyen, anti-demokratik bir uygulama bu. Sesim oralara erişiyor mu? 

Sanmam. O Susurluk yolunda rastladığım memur ve benzerleri amir olmuştur belki umuduyla yazmıştım. 

Bu yazı toplam 549 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim