porno indir , adana escort , adana escort , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , türk porno ,

  • BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • İstanbul : 9 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İzmir : 4 °C

Toplumu Aydınlatmak, Toplumla Birlikte Yaşamak

17.01.2014 18:36
Toplumu Aydınlatmak, Toplumla Birlikte Yaşamak
Atatürkçü Düşünce Derneği Denetleme Kurulu Başkanı Sayın Nuri Osman Apaydın geçen yıl bana ADD Bulancak şubesinin üç yayınını armağan etmişti. (ARŞİV)

Kitapları bu yıl Bodrumda ikinci kez okudum. Okudukça tekrar okuyasım geldi.

        Şirin Karadeniz kasabası Bulancak sessiz ancak dev işler yapmış. Önceki Başkan Sayın Apaydın’ı ve değerli yazarları yürekten kutluyorum. Sayın Ali Dündar, Sayın Osman Bolulu, Sayın Niyazi Altunya ve diğerleri kalemlerinize sağlık… Bulancak ADD Şubesi Yayınlarını herkesin okumasını öneriyorum.

        Atatürkçü Düşünce Derneği ve Atatürkçüler dev potansiyellerini; örgüt disiplini ve dayanışması içinde, kör kavgalar tuzağına düşmeden karanlıktan kurtulma doğrultusunda kullanmak zorundadırlar. Dernek Genel Merkezi’nin, örgütü, tüzükte belirtilen amaçlar doğrultusunda yönetebilecek yapıya kavuşturulması için bir dizi çalışma başlatılmıştır. Genel Merkezin genelgeleri doğrultusunda toplumu kucaklamak görevi de taşra örgütünün işidir.

        Toplumla kucaklaşmak, onların sorunlarını saptamak ve çözüm bulmak, derneğin öncelikli ve en önemli görevi olarak kabul edilmelidir.

        Toplumla bütünleşme, kucaklaşma işini lay lay lom olarak görmek, Atatürkçü aydınları yıllardır sürdürdükleri kısır tartışma, birbirini kötüleme, beğenmeme, kendi içlerine kapanıp kalma güdüklüğü içinde tutmayı sürdürmek istemekle eş anlamlıdır.

        Oturup serinkanlılıkla düşünelim. Atatürkçü düşünce sisteminin kararlı uygulayıcısı olmak görevini gerçekten yerine getirebiliyor muyuz?

        “Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en değerlisi ve en sevgilisi sayıyorum. Köy enstitülerinden yetişen evlatlarımızı başarılarını ömrüm oldukça yakından, candan takip edeceğim” demişti İsmet İnönü (1). Ancak köy enstitülerini siyaset oyununa kurban edenler ne yazık ki yine Atatürkçü geçinenler oldu.

        Atatürk eğitimin hedefi olarak, “Doğudan ve Batıdan gelecek sakat etkilere karşı olmayı, yeni rejimin ortaya koyup ürettiği ulusal ve toplumsal değerleri temel almayı” belirlemişti. Ona göre, cumhuriyet eğitimi; çocuklarımıza ve gençlerimize, öncelikle ulusuna, Türkiye Devletine ve TBMM’ye düşman olanlarla mücadele gereğini öğretecekti.

        Eğitim sistemimiz Atatürk tarafından belirlenen hedefinden nasıl saptırıldı? Sapla saman nasıl karıştırıldı? Bunu yapanlar kendilerini aydın sınıfına sokup, Atatürk devrimlerini tepeden inmeci (onların tabiri ile Jakoben) gören, tarih bilincinden yoksun kişilerdi. Onlar kendilerine İkinci Cumhuriyetçi diyorlar? Biz numaracılar diyoruz. Atatürkçülük onlara göre geriliğe tekabül etmektedir. Onlar diyorlar ki “Durup dururken Jakoben bir yönetimle padişahlık yıkılmasaydı, bugün İngiltere gibi biz de demokratik padişahlık olurduk. Zaten altı ok arasında ‘demokratiklik’ ilkesinin yer almaması da Atatürk’ün diktatörlüğünün açık bir kanıtıdır”(2)
        İç ve dış birlikçilerin bu talihsiz ortaklığı bir taraftan ulusal bilinçten yoksun uluslararası sermayenin taşeronu haline gelmiş kişilerin diğer taraftan Atatürk Hava Limanı apronunda namaz kılmayı dindarlık sayanların gayretleriyle Türkiye’yi büyük bir açmazın içine sokmuş bulunmaktadır.

        Bulancak ADD Şubesi yayınlarında Kemalizm’i Doğru Algılamak adlı kitabın önsözünde, İlhan Selçuk’un bir yazısına yer verilmiş. Sayın Selçuk şöyle diyor: (3)

        “Sevgili Mustafa Kemal, kadın hakları senin neyine? Bak şimdilerde genç kızımız başına türban dolarken sana da verip veriştiriyor. Yurttaşlık yasası çıkardın, erkek karısını iki sözcükle boşayamıyor; ama kadın kara çarşafa girip sana beddua ediyor. Hukuk Devrimini neden yaptın Kemal’im?”

        30 Eylül 2007 tarihli yazısında Mustafa Balbay da aynı acıyla kıvranıyor. Balbay “Neden Kurtardın bu ülkeyi Atam? …  Neden” diye feryat ediyor ve yazısını şöyle bitiriyor: “Bize vatan duygusunu, bağımsızlık ülküsünü, dünyaya akıl ve bilim penceresinden bakma bilincini neden verdin Atam? … Neden?”

        İşte biz böyleyiz. Üzülüyoruz. Kahroluyoruz. Kendi aramızda dertleşiyoruz. Toplantılar, paneller, konferanslar… O kadar! Karanlık güçler elbirliği ile ülkeyi yabancılaştırıyor, biz sadece seyrediyoruz. Fakirimiz artıyor, ülkenin ve ulusun birliği ve bütünlüğü ayağımızın altından kayıyor.

        Bu gidişe son vermenin yolu, toplumla buluşmak, toplumla birlikte olmak ve mücadeleyi toplumun gücü ile yürütmekten geçmektedir. Gerçekleri, doğruları halkımıza uygun bir şekilde anlatmalı, dertlerine gerçekten ortak olmalıyız.

 Köy Enstitüleri destanının unutulmaz ismi Tonguç şöyle diyordu:

        “Bugün birkaç devrim düşmanının cezalandırılmasını dillerine dolayıp Atatürk’ü kötülemeye kalkışanlar, Süveyş Kanalı açılırken, kaç Anadolu ailesinin ocağı söndü, bunun sayısını biliyor veya hesabını sorabiliyorlar mı?” Kurtuluş savaşı öncesi olaylar ve bugün durum farklı mı?

        Yine Tonguç’un söylediğini anımsayalım:

        “İnsanın tükenmezliği ve insanoğlunun erdemi ve yaratıcılığı, elleriyle beyni arasında kurabileceği uyumla doğru orantılıdır” (4)

        O zaman Türkiye nüfusun yüzde 80’ni köylerde yaşıyordu ve eğitimsizdi. Şimdi o nüfus kent kıyılarına göçmüş, geçim derdine düşmüş, yanlış eğitilmiş ve çaresizlik çukuruna itilmiş, Atatürkçü aydınlanmacılarını bekliyor! Elimizle beynimiz arasında uyum sağlayalım.

        Çözüm; bu insanlarla gerçekten birlikte olmakla, Köy Enstitüleri mantığının bu günün koşullarındaki çağdaş uygulamalarıyla mümkündür.

        Atatürkçü Düşünce Derneği için doğru yol budur, halka koşalım!

                                                                                       M. Şener Eruygur
                                                                                           E. Orgeneral
                                                                                        ADD Genel Başkanı

 


Kaynakça

(1) Kuruluşunun 60. yılında Köy Enstitüleri. ADD. Bulancık Şubesi Yayını

(2) a.g.e

(3) Kemalizm’i Doğru Algılamak – Ali Dündar – Atatürkçü Düşünce Derneği Bulancak Şubesi Yayını

(4) Kemalizm’in Yol Haritası – Ali Dündar – Atatürkçü Düşünce Derneği Bulancak Şubesi Yayını

Bu haber toplam 583 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim