• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Toplumsal Bilinç

18.01.2014 02:36
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Güney Kıbrıstan yapılan ticaretle ilgili tartışmalar hız kesmiyor..CTP-ÖRP Hükümeti’nin, gümrük kapılarında almakta olduğu bir takım önlemler ise Rumdan çok ruma sempatisi ve körükörüne tutkusu bilinen mahut kişi ve çevrelerce yüzsüzlük sınırını da aşarak“vatandaş’a işkence ediliyor, Celal Hordan dönemi hortlatılmak ve Türkten-Türk’e kampanyası yeniden başlatılmak isteniyor” gibi” söylemlerle etkisiz kılınmaya çalışılıyor.. Hatta eleştirilerde o kadar ileri gidiliyor ki; Hükümetin; “iki toplumun arasını açmak için özel bir misyon üstlendiği” iddia ediliyor. Kimileriyse KKTC Hükümetini vatandaşı oldukları AB’ye şikayet edecekleri tehdidini savuruyor. Başbakan Soyer ise, eski yandaşlarının ve partililerinin bu akıl almaz tepkilerine karşı alınan tedbirleri adeta utangaçlık gösterircesine savunarak; Güneyden alışverişlerde 135 Euroluk sınırlamayı KKTC Hükümetinin koymadığını, hem Kuzey hem Güney Kıbrıs’ta uygulanmasını önerenin AB olduğunu söylemekte. Sizin anlayacağınız kabahati AB’ye atarken bile mahut çevrelere bizim elimiz de birşey yok demeye getirmektedir. Görünen o ki son uygulamaları kendiniz dahi gerekli ve zorunlu değil ‘medezori’ olarak görmektesiniz.Peki Hükümet çevrelerine sormak gerekmez mi? Mademki bu uygulama AB’nin önerisiydi şimdiye kadar niçin uygulamadınız?İllaki işçevrelerinin uyarısımı gerekiyordu? Belliki gelinen bu olumsuzluk ve ekonomik tükenişe sebep Hükümet olarak elle tutulur ekonomik politikanızın olmayışıdır.

                                                         *     *     *

Tüm bu olumsuzluklar ortaya çıkıncada kendi elleriyle özelikle de ‘iki toplumlu etkinlik’uygulamalarıyla bozdukları toplumsal bilinci yeniden sağlamanın gerekliliğini hatırlayıp, tüm bu sorunların aşılmasında ‘toplumsal Bilincin’ önemine sık sık vurgu yapar oldular...Kuşkusuzdur ki; bu topraklarda tutunmamızda ve egemen bir halk olarak varlığımızı sürdürmemizde toplumsal bilincin önemi yadsınmaz bir gerçektir..O halde toplumsal bilinç nedir? Bunu bilimsel anlamdada enine boyuna deşmekte yarar var düşüncesindeyiz. Bu konuda; Yrd. Doç. Dr. Ömer Aytaç “Bilincin Sosyolojik Analizi” başlıklı araştırma yazısında ‘Toplumsal Bilinc’i bakın nasıl değerlendiriyor:    

“Toplumsal bilinç "toplum yaşamındaki görüşleri, kavramları, düşünceleri, siyasa, sanat, töre vb. kurumları oluşturan bilinç biçimlerinin tümü" dür (Ozankaya, l984: 118). Toplumun ortak algısı ve duyarlılık biçimi olarak formalize edildiğinde toplumsal bilincin bireylerin gündelik yaşamında ve onların ortaya koyduğu kurumsal örgütlenmelerde yansımasını bulduğu söylenebilir. Kuşkusuz kurumsal yapılar ve toplumsal yaşam biçimlerini üreten ve fonksiyonelliğini belirleyen büyük ölçüde toplumdaki egemen ortak yargılar (bilinç)dır denebilir. 
Toplumsal (ortak) bilinç; “belirli bir toplumun ortak mirasından kaynaklanan davranış, düşünme, duyma biçimlerinin bir sonucudur. Bu biçimler, söz konusu toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilmiş ve uygulanmış olmalıdır. Ortak bilinç kişinin dışındadır, ondan önce vardır, onu aşar ve ondan sonra yaşamına devam eder. Bu bilinç topluma ayırıcı ve özel niteliğini verir: Bu bilinç Fransız’ı Belçikalı’dan Türk’ü Arap’dan ayırır” (Sayın, l985: 8). 
Toplumsal bilincin baskısı, toplum üyeleri tarafından çoğu kez hissedilmez. Toplum üyeleri, “ortak bilinci özümsemişlerdir. Genellikle herkes bireysel davranışlarının kendi öz davranışları olduğunu varsayar. Bireysel davranışların toplumsal bilinç tarafından belirlendiğinin bilincine varan çok az kişi vardır. Ortak bilincin özümsenmesi toplumsallaşma aracılığıyla gerçekleşir. Zamanla ortak bilincin uyguladığı baskı yerini alışkanlıklarla, gelişmiş ahlaksal bilince bırakır” (Sayın, l985: 8-9). 
Toplumsal bilinç, içinde oluştuğu sosyal yapıların imkanları ölçüsünde gelişir. Toplum üyelerinin durdukları sosyal zemin, onlara belli tutum ve hareket kodları kazandırır. Bir başka deyişle, toplumsal koşullar, bireylere ortak bir bakış açısı, düşünce ve zihniyet formu, benzer bir eylem ve yaşama biçimi kazandırır. Tüm bunlar tek tek bireylerce edinilmiş bulunan toplumsal bilinç bileşenleri olarak görülebilir. 

Toplumsal bilinç toplumsal varoluşla yakından ilgilidir. Toplumsal koşulların biçimlediği ve yön verdiği ortak bir bileşimler bütünüdür. Toplumsal bilinç bir bakıma toplum üyelerinin ortak duyuş, düşünüş ve davranışta bulunma yönelimlerinin belirleyicisi ve hazırlayıcısıdır. Bireyin toplumsal varoluş biçimlerine ilişkin algısı ve kavramalarından çıkarsadığı ortak yargılar ve anlam bütünleri toplumsal bilinci oluşturur. Birey algıladığı bu bütünsel kavrayış evreninden yola çıkarak yaşamına yön verir. Kişinin nerde nasıl, ne şekilde hareket edeceğine ilişkin tasarımları büyük ölçüde toplumsal varlık formülasyonlarına ilişkin geliştirdiği bütünlüklü anlam çerçevesini referans alır. İnsanların ilişki biçimleri ve katılımlarını yalnızca kendi kişisel seçimleri belirlemez. İnsanların kendi toplumsal yaşamlarına ilişkin oluşturdukları tasarımlar, anlayışlar, deneyimler, kuramlar ya da kanılar, son kertede, bireysel bilinçlerin görece üzerinde olan toplumsal bilinç evrenini referans alır.”


Yrd.Doç. Dr. Ömer Aytaç’ın bu değerlendirmeleri ışığında toplumsal bilinç düzeyimizin hangi noktalarda olduğu kuşkusuz tartışma kaldıran bir olgu..Bir de Milli Eğitimde bu bilincin verilmesine ne kadar değer verildiği önemli.. 

Bu yazı toplam 414 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim