• BIST 106.474
  • Altın 151,810
  • Dolar 3,6607
  • Euro 4,3032
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 19 °C

Terör - Anadille Konuşma - Dayatma ve Eylemsizlik Kararı - Demokrasi

26.02.2014 18:36
Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

28 Eylül 2010 Salı günü Zaman gazetesinde,  Şahin ALPAY  Bey’in köşe yazısını okudum. Konuya değişik yaklaşımı  var. İnsanı  etkiliyor. Sayın yazarın bu etkili yazısında, doğruların yanında  bazı eksik yanlış  bilgilendirmeler var. Halbuki  yazarın  esas isteği, Millete barış, huzur, kardeşliği  sağlamayı  amaçlaması  olmasına rağmen  yarayı  daha da  tamir  edilemez  hale getirebilir.

ŞÖYLEKİ:  Yazısında, 

1.  PKK Terör örgütünün  isyanının  yükseldiği 1990’larda :
2. Hükümet’in “ Elini taşın altına  koyarak (Kürtlerin  temsilcileri  ile: İmralı, Kandil yada BDP) görüşerek, silahların   susmasının  sağlanması.
3.  Kürtlere  karşı  yapılan haksızlar sonucu  dağlara  çıkan gençlerin  affedilmesi.
4.  Devletin  Kürt kimliğinin yasak ve baskı  olarak  doğurduğu  Kürt  sorununun, Kürt  kimliğinin  bütün  gerekleriyle  tanıyarak  çözmek  için ,hala  bir  fırsata  sahip olduğu, Sivil Toplum Kuruluşlarınca dile  getirildiğini  belirtiyor.       
5. Yöre, Sivil Toplum  Kuruluşların’ca, Hakkari Valisi  Muammer TÜRKER’e  duyulan  memnuniyet  dile  getiriliyor. Fakat  güvenlik  kuvvetlerine  tam  olarak  hakim  olmayışından  yakınıyor. Asker  ve  Polis olarak  halka  daha  anlayışla  davranacak  personel  atanması  isteniyor.
6.  Yeni Anayasada  Milletin  yurttaşlık  temelinde  tanımlanması  ve  Ana  dilde  eğitim  hakkının  tanımlanması  en  çok  üzerinde  duyulan  talepler.
7.  ( Hakkari halen ”yaranın ağzı” Hakkari Huzura erdiğinde, Türkiye’de  Huzura ermiş  olacak) diyor yazısının  ana başlıklarında. 

HALBUKİ:

1. PKK Terör örgütünün  nasıl kurulduğunu, kimlerin  kurtutturduğunu, bu  terör örgütünün, Kürtlerin hak  hukukunu aramak  için kurulduğunu terör örgütü iddia etmesine rağmen;  En çok Kürtlere haksızlık  ediyor  ve Kürtleri çocuk kadın demeden masum sivilleri vahşice öldürdüğünü bilmeyen yoktur. Önceki yazılarımda bu konu üzerinde etraflıca durmuştum. ( Korku İmparatorluğunun çöküşü - Eceline susayan köpek cami duvarına işermiş - Kürtleri aptal mı zannediyorsunuz.?) yazılarımı okuyabilirsiniz.

2.  Hangi hükümet olursa olsun elini taşın altına koyarak; İster İmralı, İster Kandil, İster BDP ile görüşsün. PKK Terör örgütünü  kuran ve kurtutturan güçler, İmralıdakini idare eden güç, Kandili yönlendiren güç, BDP’nin hayat bulmasını  sağlayan güçler istemedikçe silahlar susmaz.Tarih boyunca da susmamıştır.      

Terör örgütü ile görüşmekle, T.C. Devletini dizleri üzerine getirmektir. En büyük düşmanlık  Kürtlere yapılmış olacaktır. Terör örgütü ile görüşme yanlışına; Hiçbir hükümet, Muhalefet düşmez kanısındayım.( eldekinin  kullanılması stratejesi ayrı.)

Lakin; Türkiye Cumhuriyetinin asli unsuru olan Kürt kardeşlerimizin isteği ne, ne gibi sorunları var Terör örgütü neleri istismar ediyor, Kürt sorunu olarak kamu oyuna lanse edilen bu problem nasıl  halledilir. Her boyutu ile uzmanlarca  incelenmeli. Gerekirse halkla  tek tek görüşülmeli Türk Milletini birliği bozulmadan, Ülkede güven sağlanmalı, huzur getirilmelidir. Çünkü İnsanlarımız etle tırnak gibidir. Akraba bağı  ile iç içe geçmiştir. Sünni problemlerle  kardeş kanı döktürülerek ülkeyi güçsüzleştirip parçalamayı planlamaktadırlar. Böylece kolay yutulur lokma haline gelecektir.   Hükümet BDP ile görüşmeye başladı. Şu anda TBMM de temsil edilen yasal bir partidir. Yasal zeminde kalması bu ülkenin çıkarınadır. Bilhassa Kürt Kardeşlerimizin çıkarınadır. BDP ‘li yöneticilerinin bazıları Ülkenin birliği üzerine müspet konuşmalar yapmaya ve demeç vermeye başladılar. İnşallah bu görüşleri de samimidirler. BDP yetkilileri 2,5 (iki buçuk milyon) oy aldıklarını söylüyorlar. Bu oyların %30-40 Kürt vatandaşlarımızın  yoğun olarak yaşadığı bölgeler dışında aldığı oylardır. Bunu iyi tahlil etmelidirler.

Silahların susmasını önleyen bir çok etki ve etkenler vardır. Susmasını  sağlayacak, yapılması gereken bir çok  görev ve sorumluluğumuz vardır. Bunları zaman  geldiğinde izah edeceğim. Bunların başında da Güvenliğimizi sağlayan, güvenlik  güçlerimizin  çok güçlü, personelin, iyi yetişmiş deneyimli profesyonel olmalıdır. Silah ve gereçleri de en son en ileri  teknolojiye sahip olmalı ve kullanımı personelce iyi bilinmelidir. Bu personel adil olmalı özverili olmalıdır. Yasanın kendine verdiği yetkiler dışına çıkmamalıdır. T.C. Devleti halkın güvenliğini en etkili bir biçimde adilce sağlarsa. Ekonomisi güçlü olursa, Sosyal adaleti sağlarsa, silahlar susar. Susaçakta.  

3.  Kürtlere karşı yapılan haksızlıklar sonucu dağlara çıkan gençlerin affedilmesi. Dağlara  çıkıp terör örgütüne katılma nedenlerini( Kürtleri aptal mı zannediyorsunuz.?) yazımda belirtmiştim. Bakabilirsiniz. Haksızlık sonucu dağa çıkıyorlar deniyor; O zaman neden terör örgütünden kaçıyorlar .Bunu bir düşünün. Haksızlık sonucu dağa çıkan militan beklide 10 (on) kişide, Bir kişidir. Dokuz kişi başka nedenlerle dağa çıkıyor. Buna rağmen dağa çıkmak için fırsat kollayan sıra bekleyen kişiler olduğu gibi, kaçmak için fırsat kollayan teröristler vardır. Bu gerçek bilinmelidir.

4.  “Devletin Kürt kimliğini yasak ve baskı olarak doğurduğu Kürt sorunu, Kürt kimliğini bütün gerekleriyle tanıyarak çözmek için, hala bir fırsata sahip olunduğunu , Hakkarili STK  dile getiriyor .”diyor.

Bu sorunu yalın olarak düşünmek doğru değildir. Bu konudaki sorunları dile getirenlerin temel enstrümanları  Anadil  yasağı olduğu, daha ileri düşünenler farklı  ırka mensubiyetten dolayı  bölgede yaşayanlara baskı ve zulüm v.s. yapıldığı iddiaları. Bu iddialardan , Kürt ırkının nereden geldiğini menşeini tarihçilere bırakıyorum. Osmanlı İmparatorluğunu yıkan güçler İmparatorluğunun yıkışa hazırlarken ve T.C. Devletinin kuruluşunda, İstiklal Savaşı yıllarında, Kürtlere size özerklik verelim, size zamanla ayrı bir devlet kurdurturuz diye teklifler getirdiklerince ayrıca bazılarını dünya menfaatleri ile kandırmalarına  rağmen çok azınlıkta kalmıştırlar. Bütün Kürtler ileri gelenleri, aydınlar, toplum önderleri Düvel-i muazzama mensuplarına “BİZ TÜRKLERLE  DİN VE KAN KARDEŞİYİZ. AYNI KAVİMDEN VE  AYNI DİNDENİZ.” diye cevap verip; Çanakkalede, Sakaryada, Kocatepe, İstiklal savaşının tüm safhalarında  Türklerle Kürtler birlikte olup birlikte savaşmış birlikte şehit düşmüşlerdir. T.C. Devletimizi Türk Milletinin Tüm unsurlarıyla birlikte kurmuşlardır. Osmanlıyı yıkan güçler bu günde Devletimizi yıkmaya uğraşırken yine Kürt kardeşlerimizi kandırmaya çalışıyorlar. Bunda da Kürt sorunu diye  Milletimizin kucağına haledilmesi muhakkak olan problemi  koydular. Bu konuda da oldukça da başarı sağladığı görülmektedir. Eskiden din kardeşi ve kan kardeşiyiz aynı kavimdeniz diyenlerin yerine ayrı ulusuz diyen Kürtler olmaya başladı. Bu sorunun bu günlere gelmesinde devletimizi idare edenlerin, toplum önderlerinin, aydınlarımızın da sorumluluğu vardır. Çünkü Tarih boyunca  ülkeler ve zinde, karanlık güçlerin mücadelesi olmuştur. Biz bu bahaneden  daha çok neler yapabiliriz. Ona bakmalıyız Daha önceki yazılarımda ayrılıktan çok birlikteliğimizin  olduğunu izah etmiştim. Bakabilirsiniz.                                              

Evet bir ülkede bir kişide olsa ana dili ile rahat konuşmalıdır. Dilini yaşamalı ve yaşatmalıdır. Dil hiçbir zaman yasaklarla kısıtlanmamalıdır. Bu konu da  Türk Milletinin artık hiçbir kaygısı yoktur. Tarihte bazı devlet yetkililerinin hatalı uygulamalarına  rağmen, Türk milleti tarihten gelen hoşgörüsü sayesinde dildeki yasaklı  uygulamaya  hoş  bakmamıştır. Milletimiz  kendi aralarında çok uyumlu yaşamışlardır. Bu Dayatmalı suni ayrımcılıkta inşallah  bitecektir. Tarih boyunca kendisi ile Din ve kan bağı olmayan ulusları  bile koruyan,  kollayan ve o ulusların  dillerini kültürlerini yaşatan  bu Milleti kasıtlı  hatalara düşürülmeye çalışmışlardır. Artık Türk Milleti İyiyi Kötüyü Ayırt Edecek Kadar Aydın ‘ı ve toplum önderleri vardır devleti idare eden yetkililer. Hükümet ve Muhalefet bu konuyu halledici yaklaşım içindedirler. Kaldı ki  Kürt ve Türk’ün  özü has kardeştir. Türk Milleti denince akla; Kürdü ,Türkü, Arabı, Çerkezi, Zazası, Abazası, Lazı, Gürcüsü, Boşnağı, Arnavutu, v.s. geliyor. Tarihte bu Milleti birbirine düşürdüler, parçaladılar. Parçalan yerler zulüm altında  inlemekteler. Öyle ki, Büyük ülkelerin ve karanlık güçlerin oyununa gelen Ermeniler bir zamanlar teba-ı sadıka olarak yaşadıkları bu topraklarda; en üst idare makamına geliyor hiç ayrım görmeden huzur güven içinde yaşıyor dillerini rahat konuşuyor ve sanat kültürleri en iyi şekilde muhafaza ediliyor ve yaşıyorlardı. İhanet edenler ise bu ülkeye pasaportla girip çıkıyorlar. Bu asil Türk milleti dünyadaki Ermenilerin yine menfaatsiz dostudur. Tarih tekerrürden ibaret diye boşuna söylememişler. Aynı güçler yeni figüranlarla Türkiye Cumhuriyeti devletini güçsüzleştirip parçalamak istiyorlar. Şimdiki en kuvvetli kozları Kürt sorunu diye dayattıkları politikalardır. Kürt kardeşlerimizi değişik enstürümanlar öne sürerek kendilerini Türk milletinden ayrıştırmaya çalışıyorlar. Bu konuda da oldukça mesafe katlettiler. Ana Dil  en çok öne sürülen bahane olarak görülüyor. Bunu diğer konular takip ediyor. Halbuki bir çok birlikteliğimiz olmasına rağmen bunlar göz ardı ediliyor.

Şu anda Ana dil , nasıl nerede kullanılacak bu isteğin sınırları nerede bitecek. Bu ana dil’e tanınacak statü Yalnız Kürtçeye mi verilecek. Kürtçenin kendi arasındaki lehçe farkı  bu hak ne kadar tanınacak. Arapça, Gürcüce, Çerkezce, Abazaca, Boşnakca,  Arnavutca, Lazca, Cecence, Cingenece, Ermenice, Rumca, Yahudice, Suryanice, Keldanice ve Bilhassa bu sorunların bahane edilip teröre zemin hazırlanan bölgede çoğunlukla yaşayan Zazacaya nasıl bir konum biçilecek. Biri bir kuyuya taş atar kırk akıllı çıkartamaz derler. İsteklere bakıyoruz bu konu Anayasaya girsin  Kürtçe anayasada Ana dil olarak belirtinsin deniyor. Anayasaya girdiğini farz edin . Milletimizin diğer mensupları da aynı istekte bulunacak vermezsen adaletli davranmamış olursun verirsen bu ülke insanını zaman için de birbiri ile anlaşamaz duruma düşürürsün ve ülkenin parçalanmasına zemin hazırlanmış olur. Dil bahanesinin arkasına sığınan PKK terör örgütü en çok vahşice kürtçe konuşan kürt vatandaşlarımızı öldürüyor. Bu çok manidardır.

Yukarıda belirttiğim gibi Türk Milletinin Ana dillerin Konuşulması ile ilgili hiçbir sorunu yoktur. Ana Dil kavramı ile Bir Ülkenin Resmi Dil Kavramını karıştırmamak lazımdır. Bu statüleri karıştırırsak en büyük kötülüğü anadilli ikinci bir resmi dil statüsü dayatması yapan kandırılmışlar görmez, halkımız görür.

5. Yazarın konuştuğu (STK temsilcileri, Hakkari valisini beğendiklerini söylüyorlar. Güvenlik kuvvetlerine tam hakim olmadığı için yakınıyorlar. Asker ve Polis’in daha iyisinin gelmesini istiyorlar.) diyor.

Devleti ayakta tutan ana unsurların başında, Güvenlik gelir. Bir ülkenin iç ve dış güvenliği sağlanamadığı takdirde O devlet yıkılmaya mahkumdur. Yıkılmazsa bile, Terör, Anarşi olur. Huzur olmaz, güvensizlik nedeni ile insanlar yarınından emin olmaz, o ülkeden kaçışlar hızlanır. Devletlerin Güvenliğini’de güvenlik güçleri sağlar. Güvenlik  güçlerimiz görevlerini   yaparken  Kanunların kendilerine verdiği yetkiler dahilinde hareket etmeli ve adil görev yapmalıdırlar. Hakkari halkının istediği vasıfta ve kalıpta bir vali, asker ve polis atansın en iyi şekilde çalışsın, Terör bitmez .Türk milleti, Ülkemizin her yerinde ve bilhassa terör bölgelerinde görev yapacak güvenlik güçlerimizin ve kamu personelinin en kaliteli en deneyimli, adil ve öz verili çalışan görevliler olmasını  ister. İdeali de budur.

Terörün bitmesi için, Terör örgütünün yarattığı  korku imparatorluğunun yıkılması ile mümkündür. Bunun için,  Kürt, Türk, Zaza, Arab v.s. ile bir olup güvenlik güçlerinin yanında yer almasıyla ve güvenlik güçlerine güvenmesiyle yol alınır. Devletin  vatandaşının hak hukukunu koruması, adilce bir idare ile güvenliğin sağlanması; Siyasi, Sosyal, Ekonomik, Kültürler olarak bireylerin  haklarını geliştirmelidir .Bu sayede biraz daha ilerleme sağlanır. Güvenlik güçleri, dünden daha iyi, daha adil ve özverili çalışıyorlar.

6.   “Yeni Anayasada Milletin yurttaşlık temelinde tanımlanması ve  Anadilde eğitim hakkının tanımlanması ve anadilde eğitim hakkının tanınması  en çok üzerinde duyulan taleplerdir.” Diyor. Türkiye de yaşayan her vatandaşımız, kendi anadili ne ise; O dili öğrenmeli ve konuşmalıdır. Devletimiz  bu konuda oldukça yol aldı. Son yıllarda hızlı gelişmeler oluyor, Demokratik gelişmelere ivme kazandırılıyor. Anadil mevzusu hassas bir konu; Türk Milletinin birliğine sekte vermeden, milletimizin tüm unsurlarını düşünerek mantıklı, adil bir çözüm üretmeliyiz. Türkiye de yaşayan Kürtlere ve diğer etnik yapılara verilecek Anadille konuşma öğrenme statüsü ile Resmi dil statüsünü birbirine karıştırırsak, telafisi zor neticeler doğurur, bu durum bütün etnik gurupların zararına  olur. Anarşi ve TERÖR dahada taban tutar. PKK terör örgütünün ve onun ağababalarının oyununa gelmemeliyiz. Bu konuda tüm siyasi partililer öz verili olmalıdırlar. Bilhassa BDP T.C. Devletinin yasal bir partisi olduğunu unutmamalıdır.Kürtlerin Türkiye’nin birinci sınıf vatandaşı olduğunu bildikleri halde yanlışlar üzerine siyaset yapmamalılar. Karanlık güçlerden korkmamalılar. Onların oyununa gelmemeliler. Kendilerine oy verenler korkmadan oy vermeliler. Bu sayede bu ülkeye ve Kürtlere iyi bir hizmet yapmış olurlar. TBMM’nin 23. Dönem 5. Yasama yılı dolayısıyla; TBMM Başkanı M. ALİ Şahin’in verdiği resepsiyonunda, gazetecilerin sorularına  verdiği cevapta; BDP genel Başkanı Selahattin Demirtaş; ülkenin sınırlarının birliği ve bütünlüğü konusunda hiçbir tartışma yürütmekdiklerini belirterek “ülkeye bölmek isteyenin mecliste ne işi var“ dedi. Ayrıca KCK operasyonlarında gözaltına alınanlardan bahserederek PKK ateşkesi uzattığını güne rastlaması manidar olduğunu “Hükümet, dışında derinler güçler bunu yapıyor” diyemez. Bunlar Hükümetten bağımsız gelişmeler değildir, dedi.  “Türkçe bütün Türkiye’nin resmi dilidir.“ Kürkçe ve diğer dillerin Türkiye’nin bir zenginliği olduğunu söyledi. “Kürkçe eğitim yapacak çocuklar aynı y zamanda Türkçe öğrensinler öğrenmek zorundalar. Bu birliğimizin teminattır. Türkçe bütün Türkiye’nin resmi dilidir.  Ama bunun dışında kalan ana diller de eğitim olmayacaksa ve bunlar tartışmaz konumunda diye düşünülecekse bir ilerleme kaydetme mümkün değildir.“ diye konuştu. “Biz Türkiye Büyük Millet Meclisine birliği beraberliği güçlendirmeye geldik. Bu yeterince anlaşılamıyor. Birlik ve teklik ayrıdır. Biz birlikten bahsediyoruz. Bazıları teklikten bahsediyor. Farklılıklarımızla birlikte birlik içinde yaşayabiliriz. “ vs. diyerek konuşmaya devam ediyor.

            BDP Genel Başkanı bu düşüncelerle arkasında durabilirse oldukça iyidir. Buna bu ülkenin ihtiyacı var. Bilhassa Kürtlerin ihtiyacı var. Çünkü çoğunlukla yaşadıkları bölgelerde terörün etkisi oldukça fazladır. BDP’li diğer yetkiler ise aynı günlerde mesela Aysel TUĞLUK değişik görüşler sergiliyor. Acaba BDP’te çatlamalar mı var farklı düşünceler mi var yoksa iyi polis kötü polis mi oynuyorlar. Bence BDP’te PKK, KCK rağmen bu ülkenin birliğini düşünen zihniyet yavaş yavaş sesini duyurmaya başladılar. Korkularını yeniyorlar. Çünkü; PKK terör örgütü ve KCK birbirleriyle irtibatlı çalışıyorlar. BDP buna siyasi destek veriyor. BDP bundan biraz uzaklaşıyor mu ? acabalar zihnimde sıralanıyor.

7.(Hakkari halen ”Yaranın ağzı” Hakkari Huzura erdiğinde, Türkiye de huzura ermiş olacak.) diyor yazısında.

         Bütün Türkiyeyi üzen; Bundan bir ay önce vuku bulan; Hakkari İlimizin, Duran kaya Beldesi yolu üzerinde Geçitli  köyüne 3  km. çıkışta, Geçitli köylülerinin bindiği Minibüs yola döşenen mayına çarpması  sonucu dokuz kişi (sivil, çocuk, kadın, masum) ölmüştür. Uluslar arası af örgütü ”Günlük

yaşamlarına devam eden insanları hedef alan böyle bir saldırı Uluslar arası Hukukun en temel ilkelerine tamamen aykırıdır.” diyor. Olayın olması  ile birlikte olay yerine, çok kısa bir zamanda  dört- beş bin kişi toplanıyor. Toplayanlar hemen devleti suçluyorlar. Toplayanların bu eylemden haberleri var ki, hazırlıklı oldukları için çok kısa zamanda bu kadarın insanı olay yerine toplayıp, prefeksiyon  yapıyorlar. Propagandalarını dünyaya duyurabiliyorlar. Yıl 1979, Gaziantep’te; bir CHP’li doktor öldürülüyor. Faşistler öldürdü diye lanet okunuyor. Şehir karışıyor. Aynı günlerde MHP’li bir bayan doktor öldürülüyor solcu komünistler öldürdü deniyor şehir karışıyor lanet okunuyor. Aynı günlerde Eğitim Enstitüsünde görevli Kürt kökenli Bitlisli bir öğretmenin tayini Bitlis’e çıkıyor. Eşyasını yüklerken  öldürülüyor. Halk lanet okuyor. Böyle bir çok cinayetler işleniyor. 1980 yılından sonra katiller yakalanıyor. O günlerde yeni canlanan PKK terör örgütü mensubu çıkıyor. Tarih tekerrürden ibaret derler doğru söylenen bir ata sözü. Geçitli Köyü failleride tespit edildi. Yakında yakalanırlar ve kanun önünde cezalarını çekerler. (PKK’nın Depin sorumlusu Serhat kot adlı  Suriyeli Ferhat A.olduğu söyleniyor.) Doğan haber ajansı 16/09/2010. Bu acımasız eyleme KCK mensupları da destek veriyorlar.

18/10/2010 ve 19/10/2010 günü başlayan ve Diyarbakır’da yargılanması devam eden KCK davası ile ilgili; BDP’liler yargılamayı etkilemek için  oldukça gayret gösteriyorlar.    Savunmalarını  Anadilleriyle ile yapmak için diretiyorlar. Halkı mahkeme etrafına  toplayarak hem mahkemeye hem kamu oyuna baskı uyguluyorlar. Böylece Dünya çapında propaganda yapmış oluyorlar. ayrıca  KCK Terör örgütünü Masumlaştırıp siyasallaştırmaya çalışıyorlar. Aynı şeyi PKK terör örgütü içinde sağlamaya çalışıyorlar. Dünyaca Kabul edilen terör örgütü listesinden çıkmayı amaçlıyorlar. Böylece elleri daha da güçlü olacaktır. Bilhassa  yazar çizer ve Yetkililerin bu konuya çok dikkatli olmalılar ve oyuna gelmemeliler . Anadil istismarı üst seviyede tutacaklar. Mahkemeler gibi bir çok yerde bunu deneyecekler. Bu konuda BDP’liler arasında da görüş farkı olmasına ve kürt halkının ekserisi yanlarında olmamasına rağmen, kendi görüşleri kürt halkının tamamının görüşü olarak dünya kamu oyuna lanse ediyorlar bunda da oldukça başarılar. Bu konuda araştırmaya dayalı Nüfus ve Anadille ilgili bilgileri bundan sonraki yazımda vereceğim.

    Herkese huzurlu günler dilerim.

       UMUD DEDE

Bu yazı toplam 862 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim