• BIST 99.639
  • Altın 141,799
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul : 25 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 30 °C

Tefrika roman: Zavallı düşlerin Hırçın Bekçisi - 1. Bölüm

11.08.2013 12:14
Tefrika roman: Zavallı düşlerin Hırçın Bekçisi - 1. Bölüm
Saksağan mahallesinde kadınlar kavuşturmuşlar ellerini eteklerinde oturuyorlardı kapıların basamaklarında.

 Saksağan mahallesinde kadınlar kavuşturmuşlar ellerini eteklerinde oturuyorlardı kapıların basamaklarında. Seher, kucağındaki çekirdeklerden birini ağzına götürürken Asuman’ın oğlunun dedikodusuna getirdi konuyu. Ferit Şırnak’taki askerliğini bitirip dönmüş fakat Ferit’in sevgilisi Zeynep, Ferit’in gidişini zor çekmiş de, ilk solukta kendini Ferit’in en yakın arkadaşlarından Hakan’ın evine atıvermiş. Hakan’la da kalmamışta başkalarınında evlerine gider olmuş. Onun yüzünden mahallede namus kavramı sarsılmış. Genç kızlar onun hikayesini duyunca cesaretlenmiş de mini etek giyer olmuşlar. Hem zaten Fatma’nın kızıyla, Osman’ın ortancısıda son bir ayda kaçmadı mı kocaya? Asuman balla değil, sirkeyle kesti Seher’in sözünü; “Elalemin namusu sana mı kaldı?” diye çıkıştı. Karşısında Ferit’in annesini gören Seher, birden fırladı ayağa. Şaşkınlığı eteğinden dökülen çekirdeklerden anlaşılıyordu. “Konuşuyoruz kız öylesine” dedi. Asuman kindar bir bakış atıp baktı kendi yoluna.

       ”Eyvah” diye geçirdi içinden. “Bizim oğlan bugün çıkar sokağa. Duymaz mı bunları? Mahallenin orospu karıları sakız ettiler Zeynep’in namusunu.”. Bakkala, bir an önce çıkma telaşıyla girdi. Ekmek dolabına hızla ilerlerken bakkal oğlundan konuyu açmakta gecikmedi. Bir süre Şırnak’tan, şehit olan gencecik canlardan, kürt açılımı diye şehit ailesinin canlarının yanışından konuşurken, kız kısmıyla muhabbet etmeye bayılan bakkal Haluk, konuyu Zeynep’e getirdi. “Çok iyi oldu zamanlaması.” dedi. Asuman şaşırdı. Olan bitenden haberi yoktu. Haluk, salağa yatıyor diye geçirse de içinden eski elbiselerle dolaşan kadının cidden hiç bir şeyden haberi yoktu. Zeynep’ler gün ağarırken taşınmışlardı buradan. Herkesten gizlemişler ama bir kaç kişiye çıtlatmışlar rotanın memleketleri Samsun olduğunu. “Şükür” diye derin bir nefes aldı Asuman. Olacakların olmayacağına inanan kafası rahatlamayla meşgulken Haluk “zavallı adam” diye başlayarak Zeynep’in babasına acıma duygularından bahsetti. 

      Bakkaldan çıktığında Asuman sevinçliydi. Top oynayan çocukların başını okşadı. Şimdi oğlunu bir kenara çekip sakin sakin olanları anlatacaktı. Bir bağırışla irkildi. Bu duyduğu oğlunun sesiydi. Ekmekleri atıp elinden koşmaya başladı. Tuhafiyeci dükkanının köşesini dönerken kalbi önüne yuvarlanacak gibiydi. Takunya misali terlikleri kopmamak için direniyordu ama biri kopuverdi. Diğerini de çıkarıp çıplak ayak koşmaya devam etti. Sesleri duyduğu yere gelince gördüğü manzarayla şok oldu.

      Ferit Seher’in boğazına dayamış bıçağı tüm olanları anlatmasını istiyordu. Az önce keyifle çekirdek çitleyip, milletin namusunu meze yapan kadın tir tir titriyor, bazen boğazına batan bıçakla canı yanıyordu. Kekeleyerek anlatıyordu tüm olanları. Her takıldığı yerde Ferit “Anlat” diyordu. “Çok can aldım ben! Sülaleni sikerim acımam!” diye bağırıyordu. Korkudan ödü bokuna karışan kadın;

-Oğlum ben seni çok severim. Gözünün
-Sıçtırma lan gözüme anlat! Nolmuş Zeynep’e! Hakan’la nolmuş lan! Az önce şakıyordun bülbül gibi!
-Oğlum  
- Sikerim lan oğlunu!
-Bak her şey sen gidince başladı. Halis dedi önce, Zeynep dedi şey olmuş
-Nerede ulan o göt! Ulan bütün mahalle o yavşağa mı inandınız?
-Hayır, gözlerimle gördüm. Oğlum Allah adını verdim indir bıçağı. Öyle konuşalım.

     Kadın ağlıyordu. Ferit’in ağzından salyalar saçılırken, gözlerini büyütüyor, kadın sustukça bıçağı ileri itiyordu. Annesinin sesine kulak vermiyor, elindeki ekmek bıçağını alıp evine dönmüyordu.

-Anne sen karışma! Devam et ulan, konuş!

Mahalleden bir kaç kişi araya girmeye çalışsa da Ferit tersledi:

-Namus meselesi lan bu? Karışanı doğrarım! Ulan kadın ne çok sustun, anlat hadi!
-Halis dediğinde biz inanmadık
-Ağlamadan anlat!
-Tamam,
-Kes ağlamayı!
-Tamam, tamam…. Halis dediğinde inanmadık. Fakat bir gün Hakan’lara girerken gördüm. Sonra camda gördüm bunları sarılıyorlardı. Sonra da Ömer’in evine girerken gördüm. Başkaları da başka şeyler görmüş. Dediklerimi gören başkaları da olmuş.

Kalabalığa bağırdı; “Doğru mu lan?” kimseden ses gelmedi. Elinde bıçakla Hakan’ın evine doğru koşmaya başladı. Kapıyı tekmeledi, yumrukladı açan olmadı. “Ulan puşt! Seninle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi ulan yavşak! O kapıyı kıracam, içerideysen lime lime edicem seni. Sonra da bu kapıyı götüne sokucam! Ulan çıksana delikanlı gibi, gelsene lan! Hangi kitapta yazar askere giden arkadaşının sevgilisine yazmak! Onun evine almak ha! Ulan, bu yüzden mi kaç aydır konuşmuyorsun benimle! O yüzden mi açmadın lan telefonumu şerefsiz!…” 

     Ferit kombine küfürlerle saydırmaya devam ederken. Mahalleli bir anlık boşluktan fırsatla bıçağı aldı elinden. Ferit’in sinirleri boşalmıştı. Neredeyse ağlıyordu. Çıplak ayak, sırtında atleti, altında şortu, kalbinde kocaman yarayla döndü evine. Annesine bir şey sormadı da söylemedi de. Odasına geçti, yatağına uzandı. Düşünmekten, sinirden uyuyamadı….

1. Bölümün sonu
Devam edecek…

Ender Yılmaz

Bu haber toplam 413 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim