• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

Takunya - İlhan Selçuk'un anısına

11.08.2013 01:43
Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

Zeynep Akgün / Esenyurt Gazetesi Muhabiri

İlk bakışta insana bir ülke adı gibi geliyor takunya… Letonya, Brezilya, Japonya, Takunya… Takunyalılar bu uzak ülkenin vatandaşları sanki… Brezilyalılar, Japonyalılar, Takunyalılar…

   Kelimenin bu çağrışıma çanak tutması Yunan kökenli olmasından… Takunyanın türkçe kökenli karşılığı yok zaten… Nalın, derseniz, arapçadan aktarma… Öyle anlaşılıyor ki, takunya, Arap-Bizans kırması bir ayaklık. Tahtadan yapılması başlıca özelliği… Üst tarafından bir atkı, ya da tasma ile ayağa bağlanıyor, sonra da takur tukur yürünüyor…

    Takunya sınıf, sınıftır… Şimdi biliyoruz ki, takunyayı sınıflara ayırdığımız için softalar bize öfkelenip:
"Milleti sınıflara ayırdığınız yetmiyormuş gibi takunyalıları da sınıflara mı ayırıyorsunuz?" diyecekler.

      Ne yapalım ki gerçek budur. Sınıf gerçeği takunyaya da girmiş… Biz demesek de desek de takunya sınıf sınıf… Sedef kakmalı takunyalar var, kuşku takunyalar var, sade takunyalar var, plaj takunyaları var, abdesthane takunyaları var, hamam takunyaları var… Düşünün bir kere, ölü yıkayıcıların giydiği, mostrası bozuk, rendesi kalın, kayışı kopmuş, tahtası çürümüş takunya ile Hilton’un havuzunda güneşlenen sosyete yosmasının uzun topuklu, ince nakışlı narin biçimli ve de Beyoğlu’nun en pahalı mağazasından satın alınmış takunyası bir midir?

    Birdir diyen nabekârlar, sınıf gerçeğini inkar edenlerdir.

    Sınıf gerçeği önemli bir gerçektir. Hakikatleri anlamak istiyorsanız ille de tarihi gelişimi içinde sınıf gerçeğinden bakacaksınız olaylara… Eskiden Osmanlı konaklarında takunyanın büyük önemi vardı. Atkıları üstünde birer zarif gümüş kuş bulunan takunyalar, gelin hamamlarında nazeninler gerdeğe girmek için hazırlanırken güzelim ayaklarından ses verirken tıkır tıkır… Sesinde bile bir asalet vardı o soylu nalınların… Güzel ayakları sarmalasın diye nice ustanın göz nuru alın teriyle geceler ve gündüzlerin emeğiyle meydana gelirlerdi. Zamanın ustaları konaklara, yalılara, sultanlara, prenseslere nalın yapmakla övünürlerdi.

     Daha ötelerde şehrin yoksul mahallerine doğru sıradan nalınlar giyilirdi. Ne var ki, sıradan nalınları hor görmek doğru değildir. Fakir sınıfların hayatında önemli yeri vardı takunyaların… En ucuz yazlık ayakkabı olduğu gibi giyip çıkarması kolaydı. Kavga-dönüş sırasında, gerek savunma gerek saldırı aracı olarak çok işe yarıyordu. Söz gelişi çeşme başında sırayı bozarak önce su almak isteyen herhangi bir hatun:

-Seni sütü bozuk şırfıntı! diye kafasına en azından bir kaç okkalı takunya yiyebilirdi.

Bu yazı toplam 428 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim