• BIST 91.445
  • Altın 210,860
  • Dolar 5,4563
  • Euro 6,1401
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 6 °C
  • İzmir : 13 °C

Taksitle Silah Satışı ve Sorumluluk Duygusu

17.01.2014 18:41
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Basında çıkan haberlere göre MKE ( Makine Kimya Endüstrisi Kurumu), elindeki stoklar eritmek üzere üç banka ile anlaşmış ve bu bankaların kredi kartlarının kullanımı da sağlanarak, peşin ödemelerde indirimli, taksitli ödemelerde 10 takside varan silah satış kampanyası başlatmış.

 

MKE açısından bakıldığında stokların eritilmesi yönüyle silah satışını  çekici hale getirecek  bir uygulama yerinde bir karar olarak değerlendirilebilir. Ancak konuya ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü koşullar açısından bakılınca, farklı değerlendirmeler yapılmış ve toplumun silahlandırılmasını özendireceği gerekçesiyle bu kampanya kamuoyu tarafından sakıncalı görülmüştür.

 

Kamuoyundaki duyarlılığı üstün bir sorumluluk duygusu içinde değerlendiren bir banka (Akbank) kendisi için gelir getirici bu uygulamadan hemen vazgeçtiğini açıklamıştır.

 

Küreselleşme rüzgarına kapılan ve çıkar dışında bir değerin olmadığı bir dünyada ve bu rüzgarı hemen ensesinde yıkıcı etkileriyle hisseden Türkiye’mizde adı geçen bankanın aldığı karar örnek bir davranış olarak görülmeli ve alkışlanmalıdır.

 

  “Bana ne. Ben çıkarıma bakarım.” anlayışının egemen olduğu bir dönemde, sorumluluk duygusu örneği olan bu davranışın tüm topluma yansıtılması ulusal ve ahlaki bir görevdir. Şüphesiz ki bu kararı alan yöneticiler çok isabetli bir iş yapmışlar ve kişisel olduğu gibi bankalarının saygınlığını da artırmışlardır.

 

Burada akla hemen özel çıkar dürtüsü ile toplum yaşamını ,  insan sağlığını hiçe sayan başka olaylar geliyor. Örneğin geçtiğimiz yıllarda insanlarımızın toplu  ölümlerine neden olan ruhsatsız içki üretim ve satışlarına tanık olduk. Üç- beş kuruşluk çıkar uğruna gerçekleştirilebilen bu iğrenç işlere nasıl  girilir, bu insanların utanma duyguları yok mudur ? Üstelik toplum düşmanı bu kişiler eylemlerinden bunca can kaybına karşın hala vazgeçmemişler, ders almamışlar. Geçtiğimiz günlerde güvenlik güçlerinin yine aynı amaçla içki üreten bazı imalathanelerin varlığını  tespit ettiğini  dehşetle öğrendik.

 

Gençlerimize ve hatta çocuklarımıza uyuşturucu satarak para kazananlar da benzer tarzda topluma karşı büyük bir suç işlemektedirler. Bir istatistiki veriye göre,  bugün ülkemizde askerlik çağına gelen gençlerin  % 5.7 ‘ si uyuşturucu kullanıyor. Etkili önlemler alınmazsa bu oranın daha ürkütücü bir düzeye çıkması kaçınılmazdır.

 

Bu ve benzeri yasa dışı işlerin önlenmesi için güvenlik güçleri olanakları ölçüsünde gerekli önlemleri almaktadırlar.Bu önlemlere paralel olarak konunun öneminin toplum tarafından da iyi algılanması ve yardımcı önlemlerin geliştirilmesi büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda toplumsal duyarlılığı ve dayanışmayı artıracak önemli bir konuya, eğitim konusuna değinmek istiyorum.

 

  İlköğretim çağından başlayarak, çocuklarımıza insan yaşamını ilgilendiren konulardaki   acımasızlığın  toplumumuza nasıl bir felaket getirdiği  anlatılmalı ,  bu ve benzeri hususlarda tüm bireylerin beyinlerine sadece güvenlik güçlerinin değil,  kendilerinin de  sorumlulukları olduğu gerçeği iyice işlenmelidir.Bazı kişilerin gözlerini öylesine hırs bürümüştür ki kırmızı bibere kiremit tozu eklemek gibi insanın kanını donduran işler bile yapılabilmektedir.

 

  Yasa dışı olayları, kural çiğnemeyi toplumsal bir davranış bütünlüğü içinde affetmeyen ülke insanlarının daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürdükleri, Türk toplumunun da böyle bir yaşama hakkı olduğu okullarda ve aile içinde anlatılmalı, belletilmelidir. Bu bilinç düzeyine ulaşan toplumun bireyleri ulusun ve ülkenin çıkarları söz konusu olunca da susmayacak, sorumluluklarının gereğini yapabileceklerdir.

 

Yüce Atatürk’ün ülkesinin ve milletinin çıkarlarının söz konusu olduğu koşullarda üstün bir sorumluluk duygusu ile ortaya çıkması, “ sadece ben yokum başkaları da var” kolaycılığı içine girmemesi onun ayırıcı özelliğidir. O ülkesinin karanlık günlerinde başkalarının davranış tarzlarına takılıp kalmamış, onları sorgulamamış, kendi sorumluluk duygusu içinde hareket etmiş özel, örnek bir kişiliktir.

 

Bugün Atatürk’ün İzcileri de onun gibi davranmakla yükümlüdürler. Toplumumuzun aşınmış olan değer yargılarını yeniden en üst düzeye çıkarmak Atatürkçüler için kutsal ve ertelenemeyecek bir ödevdir.

 

Genel veya bölgesel düzeyde toplumumuzu, devletimizi, ulusumuzu ve ulusal çıkarlarımızı ilgilendiren her konunun çözümünde,  Atatürkçüler, Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri daima yurttaşlarımızla birlikte olmalıdırlar.

 

Kederde, kıvançta, hastalıkta ve sağlıkta her zaman ve yerde Atatürk’ün İzcilerini yanı başında,  arkasında gören insanımız, bu kutsal destek ve yönlendiricilik içinde içine düştüğü kapandan kurtulabilecektir.

 

İnsanımız; toplumla bütünleşmiş, toplumun içinde yaşayan, yeni heyecanlarla,    ulus ve yurt sevgisiyle dolu bir ADD profilini özlemle  beklemektedir.

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim