türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 20 °C

Şükran Güzeliş Atak: Aşk, yaşamın kendisidir

20.05.2014 11:14
Şükran Güzeliş Atak: Aşk, yaşamın kendisidir
Hayata karşı duruşunda zarafetin simgesi, işinde başarılı, evinde kusursuz bir anne, gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle model, “Hayatın kendisi” diye tanımladığı aşkla yaşayan bir kadın…

Şükran Güzeliş Atak, başarılı, dinamik, yaratıcı, farklı bir marka olarak pırlanta sektöründe dünyaya damgasını vuran Zen Diamond’ın yaratıcıları, çok akıllı, ileriyi görebilen, Türkiye için yatırımlar yapan, aldığı sosyal sorumluluklarla model olan, çalışkan, başarıya doymayan, kariyer planlamalarında çizdikleri yolda emin adımlarla ilerleyen Şükran-Emil Güzeliş çifti ve çocukları Emil Ata, İlyas Ata, DİVA’nın 5. yıl sayısına konuk oldu.

 

Emil Bey, Bangkok’tan ayağının tozuyla evine geldi. Şükran Hanım, iki dünyalar güzeli oğlunu bizim için hazırladı ve bu özel pazar günlerini bize ve sevgili Diva okurların armağan etti. Şükran Güzeliş’in zerafetinden, güzelliğinden ve giydiği birbirinden özel kıyafetlerinden, kendi dekore ettiği muhteşem evinden, özel ikramlarından büyük keyif aldık. Her başarılı erkeğin yanında güzel, alımlı, akıllı ve çalışkan bir kadın olduğu gerçeğini bir kez daha yerinde, hislerinde, birbirlerine bakarken gözlerinde parlayan o güçlü ışık selinde, çocuklarına sarılırken yaşadıkları mutlulukta tanıklık ettik. Bir kez daha doğruladık ki, kadınlar güzeldir, akıllıdır. Şükran Güzeliş gibi örnek model ve idol olabilmek de çok büyük bir ayrıcalıktır…

 

Kendinizi anlatır mısınız, bugüne kadar izlediğiniz kariyer planlamanız nasıl bir süreç izledi?

Şükran Güzeliş. İstemek, hayal etmek, inanmak, gerçekleştirmek için çok çalışmak ve sahibi olmak dizininin üzerine kurduğum bir hayatım var. Düzenli ve programlı yaşamak prensibimdir. İki çocuğum, eşim ve ailem, 2000 yılında Zen Diamond’ı kurarak yürüdüğümüz yol ile başlayan yolculuğumuz ve kendi işim, hayatımın odak noktaları; beni anlatan, beni ben yapan değerlerim. Bu yaklaşımım her konuda geçerli. 14 yıldır sürdürdüğüm televizyon gazeteciliği ve haber spikerliği olan mesleğimde akademik kariyer de yapmak istiyorum. Büyük oğlum İlyas Ata 6 yaşında, küçük oğlum Emil Ata ise henüz 3 aylık olmalarına rağmen, önümüzdeki ay, STAR ekranlarındaki öğle kuşağı haber spikerliği görevime dönüyorum. Bu arada sosyal sorumluluk projelerimiz devam edecek, 2008 sonbaharında Rahmi Koç müzesi ile bir işbirliğimiz olacak. Zen Diamond hedefleri doğrultusunda yoluna devam edecek, ben de her zaman büyük bir zevkle çalışmalarıma devam edeceğim.

 

Eşiniz Emil Güzeliş’ten biraz bahseder misiniz? Birlikte yürüyüşünüzdeki uyumunuz nasıl?

Ş.G. Eşim çok çalışkan, ne istediğini bilen, espirili, hayat dolu ve her şeyden önemlisi iki oğlumuz için çok başarılı bir rol modeldir. Detaylarda fikir ayrılıkları yaşasak da hayata bakışımız örtüşüyor. Ben de en az Emil kadar çalışkan, disiplinli ve hayattan beklentilerini bilerek adımlarını atan biriyim. 14 yıl önce ortak bir arkadaşımız bizi tanıştırdı, 8 yıl önce evlendik. Birbirimizi severek, bazen kavgalar ederek, bazen tartışarak, gülerek ama hep öğrenerek büyüyoruz. Zen Diamond markasını dünya platformunda bir yere getirmek için uğraşıyoruz ve sanırım doğru yoldayız.

 

Zen Diamond markasının ismini sizin koyduğunuzu biliyoruz. Bu kadar kısa zamanda sektör lideri olmayı başardınız?

Ş.G. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Zen Diamond, 1997 yılında eşim tarafından kuruldu. Kendimi şanslı hissediyorum, çünkü sektörünün lideri konumundaki Zen Diamond’un isim annesi benim. ”Zen”in iki anlamı var: Birincisi Farsça’da “kadın”, ikincisi ise Hindistan’dan Çin’e yayılmış tevazuyla birlikte mükemmellik, zarafet ve uyumun söz konusu olduğu bir disiplin olan “Zen Kültürü”. Eşimin sektördeki tecrübesi, öngörüleri ve çalışkanlığı sayesinde dinamik bir şirket olma vasfına sahip olan Zen Diamond, 4 yıldır üst üste mücevher sektöründe ihracatta birinci olmayı sürdürdü. Aslında Emil Bey’den bu konuyla ilgili yanıt alırsak daha iyi olur sanırım.

 

Emil Bey, Zen Diamond şimdi neler yapıyor, 25 yılda bin mağaza açacak mısınız gerçekten?

Emil Güzeliş. 2000 yılında başladığımız mağazalaşma sürecimizde 32 mağazaya ulaştık. 2008 yılını 50 mağaza ile kapatacağız. Öncelikle 5 yıllık hedefimiz 100 mağaza, 25 yıllık hedefimiz ise bin mağaza idi; hedefe doğru hızla ilerliyoruz. Son olarak Trabzon mağazamızı açtık. İzmir bölgesinden çok memnunuz ama İzmir halkı da bizden memnun mu acaba? İnşallah markamıza güç veren Ege halkıyla daha yakından tanışmak için mağazalarımızın sayısını çoğaltacağız. Haftaya Türkiye’nin en eski alışveriş merkezinde olan Galleria’da açılıyoruz. İzmir Alsancak, Nişantaşı, Bağdat Caddesi’nde varız. AVM’lerde olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Sabah 6 yaşındaki oğlum, “Biz ne zaman Zen markasını kurduk?” diye sordu. İnanın, bunu sordu. (İlyas Ata bağırıyor, “2000 yılında kuruldu, değil mi baba?”)

Eylül ayında karşınızda olacağımız çok özel projemizi ilk kez sizinle paylaşmak istiyorum: Dünya çapında bir starla anlaşma yaptık, yeni görsellerimizde bir star olacak ama tam anlamıyla gerçek bir star. Çekimlerini Türkiye’de yapacağız. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerimize devam edeceğiz. Şükran, Turmepa’dan sonra Rahmi Koç Müzesi’nde gerçekleşecek bir etkinliğin yine baş mimarı oldu, kendisine eşi olarak değil, bir işadamı olarak teşekkür ediyorum.

 

Biz de işadamı kimliğinizle soralım, ekonomimizde beklenen bir kriz var mı?

E.G. Global dünya ekonomisinde özellikle de pera-

kende sektöründe bir kriz var ama Zen gittiği yoldan ödün vermeden büyümeye hızla devam ediyor. Dünya üzerinde bir kriz söz konusu, bu sadece Türkiye’ye özel bir durum değil. Petrol fiyatlarının artması her evden 200-300 YTL arasında bir para çıkması demek, bu paralar da perakende sektöründen eksilen paralar oluyor. Bu bir süreç 1 yıl da sürebilir, 6 ayda da bitebilir. Rusya’da ekonomi şu anda bizden daha kötü durumda. Onlar şaşkın, oysa biz Türk şirketleri krize çok alışkınız, herkes önlemlerini aldı, dünya düşünsün bence.

 

‘Baba Emil’ nasıl biri? Tanıdığımız Emil Güzeliş gibiyse, çok iyi bir baba olmalı…

E.G. ‘Baba Emil’ bu ara çok seyahat yapıyor. Evde pek olmadığım için üzülüyorum ama Şükran bunu hiç hissettirmeden dengeyi çok iyi sağlıyor. Çocuklarımla Pazar günleri havuza, denize girmeyi, play station oynamayı severiz. Satrançta şimdilik İlyas Ata’yı yeniyorum ama seneye ne olur inanın bilmiyorum. Ayrıca oğlum sushi yemeye bayılıyor, Antalya resortlarını çok sever. Bir aile geleneği olan işimizin bir parçası olacağından emin olduğum büyük oğlum şimdiden tasarımlara başladı bile. Bunun bana verdiği mutluluğu anlatmaya kelimeler yetmez. Hiç şüphem yok, işimizi sürdürecek. Anneler Günü’ne özel olarak uçan yüzükler tasarladı, o yüzükler annelerin eline uçarak girecekmiş, sanırım işe ilk başladığı zaman bu tasarımıyla sektöre damgasını vuracak. Ufak oğlum aileye yeni katıldı, aslında baba olmak kolay da, anne olmak çok zor.

 

Anne, iş kadını ve profesyonel bir çalışan olarak bu dengeyi nasıl kurdunuz?

Ş.G. Çocuk sahibi olmanın bir kadının çalışmasına engel olabileceğini düşünmüyorum. Bana göre önemli olan çocuklarla birlikte kaliteli zaman geçirilmesi. Büyük oğlum İlyas Ata bu sene ilkokula başlıyor. Şimdiye kadar hep onun okuldan gelme saatinde evde olmaya çalıştım. Emil Ata ise henüz 3 aylık, ben ise şu anda doğum iznindeyim, bütün zamanımı çocuklarımla geçiriyorum. Çalışma hayatı, sosyal hayat derken zorlandığım zamanlar da oluyor tabii ama yine de tatmin edici bir ilişkimiz var çocuklarımızla. Ve elbette annemin, babamın, kız kardeşlerimin, eşimin erkek kardeşi ve eşinin destekleri de benim için çok önemli. Şehirde, çekip çevirebildiğim bir dairede oturuyoruz. Evimi kendi zevkime göre döşedim. Benim elimin altında olan ve her yerini bildiğim bir ev olmasına özen gösterdim. Aile, eş ve anne olmanın en güzel yanı akşam evinizdeki huzur.

sukran-guzelis-atak.jpg

Turmepa gibi çok önemli bir projeye imza attınız. Sırada Rahmi koç Müzesi ile ilgili bir projeniz var. Sanırım ilk duyan yine DİVA okurları olacak…

Ş.G. Bana göre ‘sosyal sorumluluk projeleri’ dediğimiz, yaşadığımız topluma ve çevreye fayda sağlayan projelere destek vermek, her şirketin görevi. Zen Diamond olarak biz de çocuklarımıza daha temiz denizler bırakmak amacı ile çalışmalarını sürdüren Turmepa-Deniz Temiz Derneği’ne bu yılın başında gerçekleştirilen etkinliklerinde destek olduk. Rahmi Koç Müzesi ile de yeni bir projemiz var şimdi. Amerikalı minyatür sanatçısı Henry Kupjack’ın ‘Odalar’ serisini Rahmi Koç Müzesi’nde sergilenmek üzere getiriyoruz. Çok ses getirecek, muhteşem eserler bunlar. Amerikalı minyatür sanatçısı Henry Kupjack’ın küçük odaları, 1700’lü yılların barok tarzını yansıtıyor. Bu minyatür sanatçısının eserlerini Rahmi Bey, Rahmi Koç Müzesi’nde görmek istediğini söylediğinde, heyecanla Zen Diamond olarak bu önemli etkinliğe sponsor olduk; Kasım ayında getiriyoruz. Ancak bir sürprizimiz var: Osmanlı kahvehanesini anlatan bir odayı da Rahmi Koç hayata geçirecek ve sergilenecek.

 

Bu kadar göz önünde bir çift olarak bu kadar steril yaşamayı nasıl başarıyorsunuz, sırrınız ne?

Ş.G. İkimiz de işlerimize ve evimize konsantre oluyoruz. Ama bir taraftan arkadaşlarımızı ve özel zevklerimizi de ihmal etmemeye çalışıyoruz. Her şeyden önemlisi çok şanslıyız ki birlikteyken çok güzel vakit geçiriyoruz. Yılda bir kez yalnız, çocuklarımız olmadan tatil yapıyoruz.

 

Hayat size ne ifade ediyor?

Ş.G. İstemeyi, çok çalışmayı, sahip olunanları paylaşmayı, mutlu ve sağlıklı yaşlanmayı ifade ediyor.

 

Ya aşk?

Ş.G. Biz önce sevgiye, saygıya ve bağlılığa inanan bir çiftiz. Birbirimizi çok severek evlendik ve 14 yıllık beraberliğimiz boyunca hiç heyecanımız bitmedi. Emil, senenin yarısı yurt dışında olduğu için özlem çekiyoruz. Yaşadığımız bu sevgi ve saygıyı, yoğun duygularımızı pekiştirmek için, yılda bir kez mutlaka çocuklar olmadan, baş başa tatil yaparız. Bu hafta öyle bir kaçamak yapıp İsrail’e gideceğiz. Hemen sonrasında Bodrum’da Sabancı Ailesi’nin bir davetine katılıp 2 gün daha kaçamak daha yapacağız. Aslında, “Aşk nedir?” diye değil de, “Aşk ne değildir?” diye soralım isterseniz. Aşk, acı vermeyen, yıpratmayandır. Aşk, insanın kendisi ve hayatına duyduğu, sürekli ilgi ve sevgiyle dolup taştığı, yaşayabileceği en güzel anlardır. Kişisel olarak algılanan aşk kelimesini yüzeysel buluyorum ve çok hoşlanmıyorum. Aşk kelimesinin iki kişi arasında olan bir şeymiş gibi ifade edilmesini sevmiyorum. Aşk, hayatın içinde olan her şeye karşı duyduklarımızdır, yaşadığımız, sevdiklerimizle geçirdiğimiz anlardır, bir çocuğun hayata geldiği andır, eşinizin size söylediği bir güzel sözdür ya da annenizin dizinde ağladığınız bir andır, aşk yaşamdır.

 

Bu kadar güzel, alımlı ve hoş olmayı nasıl başarıyorsunuz? Mesela, doğum kilolarınızı nasıl vediniz?

Ş.G. Tekrar teşekkür ederim güzel sözleriniz için. İnsanın kendine bakması, bedenine iyi davranması gerekli. Ben de haftada 5 gün aksatmadan kardiyo yapıyorum. Böylece kendimi daha sağlıklı ve dinamik hissediyorum. Özellikle doğum kilolarından kurtulmak isteyen hanımlara tavsiye ederim . Bir profesyonelden alacakları destekle, 25 dakika ile başlayacakları kardiyo çalışmalarını 45 dakikaya çıkartarak harikalar yaratabilirler. 2.5 ayda kendi disiplinimle 23 kilo verdim, yemeğime ve sporuma özen göstererek yaptım bunları, hiç zor değil inanın. Herhangi bir diyetisyene de gitmedim. Cilt güzelliğim için fazla bir çabam yok aslında, günlük bakım yapıyorum, sürekli estetisyenlerde olan birisi değilim, peeling, nemlendirici ve düzenli olarak bakım ile cildime bakmaya çalışıyorum. Günlük hayatım aynı zamanda iş hayatımda olduğu için, klasik sade ve şık olmaya gayret ediyorum.

 

Giyim ve marka tercihleriniz, mücevher seçimleriniz nasıl?

Ş.G. Giyinmekten, alışveriş yapmaktan, trendleri takip etmekten ve kendime yakışır şekilde uygulamaktan keyif alırım. Ancak bütün bunlar, çok fazla zaman harcamadan hayatıma kattığım renklerdir. Marka tercihlerim bu sezon için ayakkabıda Alaia, Christian Louboutin ve Manolo Blahnik. Kıyafette Balenciaga, Rick Owens, Chloe, Etro ve Fendi. Mücevher tercihlerim ise ekranda, özel bir davette ve günlük hayatta farklılıklar gösteriyor. Ekranda çok öne çıkmayan pırlantalı takılar olan küpeleri, bir davete giderken büyük taşlı ağır mücevherleri ve vintage ya da eski iri taşlı elmas takıları, gün içerisinde de kıyafetimle uyumlu olanları tercih ediyorum. Pırlanta ve zümrüt birlikteliğini beğenirim.

 

Bugün sizin için giydiğim kıyafetlerimden sarı olanı Songül Sarpbaş hazırladı, ayakkabılarım Dior’dan Galliano tasarımı. Mavi giysim ve ayakkabılarım ise Balenciga. Ayrıca İzmirli olan sevgili arkadaşım Siren Ertan Çarmıklı da bana giyim konusunda her zaman yardımcı oluyor.

 

Mutfakta nasılsınız, aşçılığınız nasıl?

Ş.G. Her gün mutfakta yaşayan biri değilim ama sevdiğim, yemekleri çok iyi yaparım. (Söze Emil Bey giriyor, ”Sarmaları süperdir, artık zeytinyağlıları da çok güzel yapmaya başladı”) Zeytinyağlı yaprak sarmasını çok sevdiğim için çok güzel yaparım, eşim haklı. Emil, Mardinli. Güneydoğu mutfağı oldukça zengin ama ağır, çok yağlı yemekler yerler ve fazlaca et tüketirler. Çok lezzetli ama artık günümüz yaşam anlayışında sağlımız adına bunları yiyemiyoruz. Belki başkentimizi tanımayanlar için sıkıcı bir şehirdir ama ben Ankaralıyım. Ankara’da dostluklar, uzun süren arkadaşlıklar çok güzeldir.

 

Ankara ve Mardinliyiz ama yemek zevkimiz Ege mutfağından yana. İzmir, öncelikle bulunduğu lokasyon, panoramik yapısı nedeniyle muhteşem bir şehir. Ömrümüze ömür katan güzellikler şehri İzmir’in mutfağı zaten Akdeniz ve sağlık demek.

 

Emil Bey sürpriz yapar mı?

Ş.G. Emil, sürprizi seven biridir ama özel günler ona bir şey ifade etmez, onun istediği gün, en güzel ve özel gündür. Takı konusunda belki Zen Diamond’da bulmayacağınız, bana özel yapılan tasarımları vardır ama model beğenilince üretime geçiliyor, ben de paylaşmaktan büyük zevk alıyorum. Bazen de ben kendime sürprizler yaparak beğendiklerim konusunda tasarımcı arkadaşlarımı yönlendiriyorum.

 

Benim bugüne kadar yapılanlar arasında en çok beğendiğim takılar, Turmepa için tasarlanan 8 tane takıydı. Çok uyumlu bir çalışma oldu, o gece ile ilgili Betina Hakko süslemeleri ve çok önemli isimlerde tasarımları gerçekleştirdi, bana da fotoğraflamak kaldı. İşçilik harikaydı, şimdiye kadar bu kadar güzel özel tasarımlar yapıldığını sanmıyorum, amacına ulaşan çok özel bir projeydi. Emeği geçen herkese tekrar, sizin aracılığınızla teşekkür ediyorum.

 

Bu arada eşim son olarak çok güzel, iri pırlanta taşlarla bezeli büyük bir yüzük hediye etti.

 

Fotoğraf çekiyorsunuz. Bunun dışında hobilere zaman ayırabiliyor musunuz?

Ş.G. Fotoğraf çekmekten ve çektirmekten çok keyif alırım. Turmepa projesi için çektiğim fotoğrafların benim için özel bir yeri var. Rahmi Koç, Caroline Koç, Suzan Sabancı Dinçer, Tuncay Özilhan, Monic Benardete, Ayşegül Dinçkök, Can Has ve Siren Ertan Çarmıklı, denizlerimizin daha temiz olması amacına destek vermek için objektifimin karşısındaydılar. Çok keyif aldığımız bir çalışma oldu.

Yaklaşık 10 yıl önce başladığım hat sanatına da vakit ayırmaya çalışıyorum.

 

Basın sektöründen biri olarak dergimizin 5. yılı için neler söylersiniz?

ŞG. İzmir kaynaklı olmanız bir dezavantaj gibi görünse de, İstanbul’dan haberlere yer vermeniz çok hoş ve önemli. İşimiz adına inanılmaz faydalı. Sizler sayesinde kendimizi anlatabiliyoruz. Ayrıca İzmir, Çeşme, Bodrum, Kuşadası ve çevresinde neler olduğunu öğreniyoruz. Buradaki güçlü ekibinizle de, İstanbullular’ı İzmirliler’le buluşturmanız çok çok önemli. İstanbul hayatımızın odak noktası ama özellikle yaz aylarının merkezi İzmir ve çevresi. Dolayısıyla derginizin önemi burada bir kez daha belgeleniyor.

 

Ben televizyon gazetecisiyim, dergi geçmişim ya da deneyimim yok ama kendi görüşüme göre, özellikle sayfa tasarımlarınızı çok beğeniyorum. İri fotoğraflarla giyilen kıyafetler, takılar ya da görünür olması gereken görseller, bakana ve okuyana bilgi veriyor. Rahmi Bey’in İzmir gezisine çok özel karelerle yer verdiniz, bunu çok sevdim. Sizi ve tüm ekibinizi kutluyorum ve “Nice 5 yıllara” diyorum.

Bu haber toplam 8923 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim