türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Sorumlu Bir Bireyde Bulunması Gereken Özellikler

19.01.2014 12:33
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Türk Halkına özgü çok önemsediğim bazı hasletler vardır. 

Komün yaşama geleneğinden olsa gerek, özelde aile bireylerinden başlayarak, genelde hiç tanımadığı sokaktaki insana kadar uzanan “Koruma ve kollama” özelliğimiz bunlardan birisidir. 

Bazen aşırıya kaçtığımız korumacılığımız öyle boyutlara varır ki, özgür birey olma tadını çocuklarımıza hiç tattıramayız. 


Bazen de tam tersine, 50 yaşındaki çocuğumuzun üstüne gerdiğimiz koruyucu kanatlarımız sayesinde, gelişmiş toplumlarda artık görülmeyen ve özlenen “aile birliği” kavramının yaşatıldığı, ender toplumlardan olma özelliğimizle kıvançlanırız. 

Bir piknik alanında, başı derde giren vatandaşımızın; anında başında toplanır yardım etmeye çalışırız da, aynı mekandan tüm artıklarımızı, poşetlerimizi ardımızda bırakarak ayrılmakla, çevremizi hiç korumadığımızı aklımıza bile getirmeyiz. 

Dengeli korumacılık ve kollamacılık pek beceremediğimiz bir şey olsa da, sokaktaki vatandaşımıza yardım eli uzatmak geleneğimizdir. 

Kimsenin aç, açık bırakılmasına gönlümüz razı olmaz. 

Bu geleneklerimizden yola çıkarak, devletin her alanda ve her konuda korumacı ve kollamacı olması düşüncesi de, 78 yıllık Cumhuriyetimizin ekonomi politikalarını ağırlıklı olarak yönlendirmiştir. 

Devlet; ayakkabıcı, tekstilci, porselenci, bankacı, kömürcü, oduncu, olup, içki,sigara üreticisi, boya üreticisi, kalem,defter,masa üreticisi, şeker üreticisi, yağ üreticisi, ve daha , ve daha üreticiliğe soyunmuştur. 

Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektöre yön vermek, girişimci için teknolojik önder olma adına çok yararları olan bu işletmelerin ve bu modelin, günümüz dünyasında modası da, faydası da kalmadığı gibi, zararları yalnızca ekonomik alanda değil, sosyal barışı bozma anlamında da katlanmaya başlamıştır. 

Onlarca yıldır siyasetin gündeminde olan “değişim” söylemleri; işte bu noktalardan hareketle, çağa adaptasyonu sağlayacak topyekün bir yeniden yapılandırma ve sistem değişikliği zorunluluğudur. 

Peki bu değişim sürecine insanımız, kültür ve eğitim altyapımız hazır mı? 

Değişimin sancılı olacağı gerçeğinden hareketle, toplumu bilgilendirme, acıları ve değişimin sıkıntılarını paylaşarak çözüm üretme, değişimi kitlesel bir sivil toplum hareketine dönüştürebilirsek, EVET. 

Anlatılırsa, halkımızın inancı ve gücü yanımıza alınırsa EVET. 

Geçmişte imzalanan gümrük birliği, Uluslar Arası Ticaret Örgütü anlaşmaları iktidarın elini ve hareket kabiliyetini sınırlıyor değerli dostlarım. 
Hükümetin sizlere “lüks tüketimden vazgeçin, üretimi canlandırabilmemiz için yerli mallarımıza talebinizi artırın” diyebilme şansı yok. 
Siyasi olarak, Avrupa Birliği’nin ve gümrük birliğinin kurallarına göre yok. 

Sorumlu vatandaş olarak bunu bizlerin görebilmesi ve örgütlenmemiz gerekiyor. 

Çevremdeki tüm komşularımın çocuklarının elinde birer cep telefonu var. 
Çocuklarımızın marka tutkunlukları had safhada. 
Komşular aynı güzergahtaki iş yerlerine tek kişi, ayrı arabalarla gidip geliyorlar. 
Bir çok evde tuvalet bahçede ve sıhhi şartlar dışında iken, bakıyorum her evde renkli televizyon veya uydu anten var. 
Sarma tütün çoktan tarihe karıştı, bir çok köy çobanı Marlboro tüttürerek davarlarının peşinde. 
İlkokul çocuklarının kokulu ithal kalemler ve silgileri, cicili bicili ithal kırtasiyeleri adeta zorunluluk. 
Bir taraftan İtalya, İspanya ile deri ve ayakkabı sektöründe yarışıyorsunuz, bir taraftan çocuklarımızın ayağında dolarla satılan sandaletler. 
Tekstil sektörümüz ihracatımızın lokomotifi derken, filanca partinin genel başkanının, filanca marka kravatı ise dillerimizde. 

Çelişkiyi lütfen görün. 

Dövize her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan bu dönemde, birey olarak devlete yardımcı olmak vatandaş sorumluluğumuz olmalı. 

Unutmamalıyız ki aldığımız her yabancı mal ve hizmet bir kişinin issizliği demektir. 

Bu ülkenin insanları, eski elbiselerini ters yüz ederek Osmanlı’nın borçlarını ödediler. 
Bizler onların çocuklarıyız ve ekonomik kurtuluş savaşı vermemiz gerekiyor. 

Çılgın tüketim toplumu olmak, yalnızca o hep eleştirdiğimiz dış güçlerin işine gelecektir. 

Bizler önce kendimizi eleştirip, sorumlu ve duyarlı vatandaş olma bilincini geliştiremediğimiz müddetçe, iktidarların hatalarını da eleştirmeye hakkımız olmamalıdır diye düşünüyorum. 

Var mısınız “yerli üretim kullanma seferberliği”ni bir toplumsal harekete dönüştürelim ve Türk’ün çok haklı olacağı bu konuda, “sivil toplum hareketinin gücünü” dünyaya gösterelim? 

Ben halkımıza güveniyorum.

Bu yazı toplam 720 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim