türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 90.749
  • Altın 231,724
  • Dolar 6,0896
  • Euro 6,8838
  • İstanbul : 29 °C
  • Ankara : 31 °C
  • İzmir : 31 °C

Siyasi İntihar

27.02.2014 20:13
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Sözlüklerin “kişinin kendi kendini öldürmesi” olarak tanımladığı intiharı Anadolu insanı sevmez ve kesinlikle onaylamaz. Bu nedenle intihar eden kişi bir yakını da olsa cenazesine gitmekten ve imamın onunla ilgili sorduğu soruya karşılık olacak şekilde hüsnü şehadette bulunmaktan imtina eder.

Her ne kadar kimi ülke insanları, özellikle japonlar bazı durumlarda kendini öldüren (harakiri yapan) insanlarına kahraman muamelesi yaparlarsa da, Anadolu insanı, inancının gereği olarak intihara olabildiğince uzak durur. Bunun içindir ki, inançlı kesimlerde intihar olaylarına pek fazla rastlanmaz.

Elbet son zamanlarda sıkça şahit olunduğu gibi, ülkemizin her tarafını bir tümör gibi sarmış olan Ergenekon çetesinin tetikçilerine öldürtüp, intihar süsü verdikleri olaylar başka. Bu arada, bir Güneydoğu ilimizde Ergenekoncuların yaptığı insanlık onurunu zedeleyici kimi pisliklere karşı savunmasız kalan genç kadınlarımızın ruhi bunalıma düşerek canlarına kıymalarını da halkımızın onaylamadığı intiharın dışında tutmak gerekir.

Bilindiği gibi intihar çaresizliğin sonucu ortaya çıkan bir vakıadır. Bunun içindir ki, Anadolu insanı o derin irfanıyla intihar olayını “kişinin kendisini öldürmesi” olarak değil de, “kişinin kendi kendini intihar etmesi” olarak ifade eder. Halkın irfanından habersiz olan kimi mürekkep yalamışlar ise bu söyleyiş tarzını onun cahilliğine yorarlar. Oysa Anadolu insanı tek başına cahil de olsa ve bir şey bilmez gibi de görünse; sessiz, sakin ve toplu hareketinde hiç de cahil olmadığını ve yanılmaz bir irfana sahip olduğunu her defasında göstermiştir.

Evet okumuş, boy boy diplomalara sahip olmuş, büyük büyük makamlar işgal etmiş, helal haram demeden yığınla para kazanmış insanlar yanılmıştır da, çoğu zaman geçinmekten aciz olan Anadolu insanı inancının ve kültürünün kazandırdığı irfanla hiçbir zaman yanılmamış; yanlış kişilerin yanıltıcı sözlerine hiçbir zaman kanmamış ve şeytanların izine basanlara hiçbir şekilde aldanmamıştır. İşin kötüsü ve o ölçüde anlaşılmaz olan yanı ise ülke siyasetine yön vermeye çalışan kimi siyasi grupların Anadolu insanının bu yanılmazlığını aymazlık olarak değerlendirmeleri; onun beklentileri ve bu yöndeki irade beyanı konusunda hep aldanmış olmalarıdır. Elbet bu aldanma sonunda da kaybedenler her defasında Anadolu insanının irfanından habersiz olan intihar düşkünü siyasiler olmuştur.

Gerçekten de intiharın her türlüsü kötüdür ve intihar edenler konumları, ünvanları, üstlendikleri görevleri, işbirliği içinde oldukları güç odakları ne olursa olsun, kısa vadeli kimi kazançlara sahip olsalar da, sonuç olarak hep kaybedenler grubunda yer almışlardır. Bu kez de sanırım öyle olacak; 12 Eylül Darbecileri’nin kimi yandaşlarına siparişle yaptırtdığı, dayatmayla ve güya %92 oranında ezici bir oyla Anadolu insanına kabul ettirdiği Anayasa’yı değişmez bir metin olarak savunanlar yine kaybedenler grubunda yer alacaklardır. Çünkü bu onların, yani halktan kopuk olanların, onun irfanından nasip alamayanların, halkın değerlerine değil de kimi güç odaklarının dayatmalarına sahip çıkanların değişmez ve bu gidişle değişmeyecek olan kaderleridir.

Bu değişmez kaderin sahipleri, ya da bu değişmez kaderin bedbaht yüklenicileri bu konuda kimseye kızmamalıdırlar. Kesinlikle halk bizi anlamıyor dememelidirler. Sakın ha sakın “halk cahil olduğu için bize destek olmuyor” nanesini yememelidirler. Çünkü bu kötü kadere dolu dizgin giden hep kendileridir. Adeta cellatlarını alkışlayan kendileri...

12 Eylül Darbecileri’nin ülkeyi kan gölüne çeviren tezgahlarını ve bu tezgahlar sonunda sağdan ve soldan ölen, öldürülen binlerce insanımızı ve onların bu toplumda oluşturduğu kanayan yaraları bilmeyen ve gün geçmez ki anmayan, hatırlamayan, yüreğinin bir yerleri  burkulmayan kimse yok gibidir.

12 Eylül Darbecileri’nin tezgahladıkları akıl almaz oyunlar, dümenler ve dalavereler sonucu öldürülen ve gadre uğrayan insanların çoğunun ülkücü, solcu ve kürtçü olarak nitelenen kişiler olduklarını da bilmeyen ve duymayan yok gibidir.

Buna rağmen nasıl oluyor da ülkücülerin, solcuların ve kürtçülerin hamisi ve siyasi temsilcisi konumunda olanlar, kendilerine en yakın kişilere insanlık tarihinin en alçakça zulmünü ve işkencesini yapanların Anadolu insanına dayattığı ve değiştirilemez kabul ettiği bir metni, onların izinden aynen giderek savunmakta ve değiştirtmemek için ellerinden gelen hertürlü engellemeyi yapmakta en ufak bir sakınca görmemektedirler.

Anadolu insanı demez mi ki, ey ülkücülerin ve solcuların kahraman hamileri! Bu kahramanlığı Ergenekoncuların maşası olan bölücübaşı kendinize teslim edildiğinde gösterseydiniz de, bu millet üç aziz şehidinin asıldığı adada bir azmettiriciyi ağırlama zilletine düşmeseydi.

Anadolu insanı demez mi ki, ey kürtlerin ve kürtçülerin sözcüsü konumundaki kahraman uşaklar! Sizler her defasında üstü örtülü ve açık, 12 Eylül Darbecileri’nin, Diyarbakır cezaevinde binlerce kürt insanına akıl almaz işkenceler yaptıklarını, kimisini öldürdüklerini, kimisini de sakat bıraktıklarını, bu arada binlerce aileyi yerlerinden yurtlarından ettiklerini her ortamda dile getirmiyor muydunuz?

Söyler misiniz, ey solcular, ülkücüler ve kürtçüler, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Neden ve nasıl oluyor da 12 Eylül Darbecileri’yle, yani binlerce Anadolu insanının cellatlarıyla, katilleriyle, işkencecileriyle aynı fotoğraf karesine girebiliyor, aynı zulüm anayasasını savunabiliyor, onların değişmez olarak niteledikleri maddeleri değiştirmemek için yan yana, omuz omuza, kol kola, el ele verip direnebiliyorsunuz?

Dünden bugüne değişen ne oldu da, saf değiştirdiniz?

Yoksa hep onların safındaydınız da, üstlendiğiniz görev icabı onlarla ayrı saftaymış gibi mi davranıyordunuz?

Size göre, Anayasaları sadece askerler yapar ve yaptıkları anayasaları askerler mi rafa kaldırır?

Size göre, Anadolu insanının inancına, kültürel değerlerine ve tarihi arka planına sahip çıkanlar, milletin teveccühünü hangi ölçüde kazanmış olurlarsa olsunlar, anayasayı değiştirme hakkına sahip değiller midir?

Yani anayasayı sadece ittihatçılar, ittihatçı artıkları, milletin vekillerini mecliste öldürtenler ve Ernekoncular mı yapar, değiştirir ve kendi ölçülerine göre gerekli gördüğünde rafa kaldırır?

Bu millet konuşması gerektiği yerde konuşmayanlara; hakkı savunmama perhizlerini zulümden ve zalimden yana tavır koyarak bozanlara, günü gelince bir kere daha elinin tersini gösterecek ve onlara bir kere daha anlayacakları dilden cevap verecektir.

Çünkü bu millet intiharın her türlüsüne, bu arada siyaseten yapılan intihara da kesinlikle razı olmaz ve hayret dolu o güzel ifadesiyle “kendi kendine intihar eden” siyasi mevtaların cenaze namazlarını kılmaz.

Geçmişte bunun sayısız örneklerini görmüşüzdür...

Bunu hep birlikte yine göreceğiz; hem de çok uzak olmayan bir zaman diliminde...

Bu yazı toplam 637 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim