• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Şehitler Ölmez...

24.02.2014 20:18
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Sağlıklı düşünebilen, yaşamdan zevk alan, kendisiyle, çevresiyle, dünyayla barışık; sevgi ortamlarında büyümüş, kin, nefret gibi duygular ve insanlık ayıbı olan şiddet uygulamalarından uzak yetişmiş insanların ve bu insanların oluşturdukları grupların ve toplumların geleceğe yönelik planları, projeleri olur ve bunun için emek verirler, gayret gösterirler, ter dökerler; sağlıklı düşünemeyen, sevgi ve barışla içiçeliği olmayan insan ve gruplarda ise akıl ve bilimin yerini hurafeler, duygular ve sevgi yoksunluğuna dayalı doldurulmuş sözde fikirler alır.

“Kötü yönetimler, kötü rejimler yoktur, kötü toplumlar vardır” diye bir söz vardır. Bu sözün doğruluğu-yanlışlığı bir yana, öyle sanıyorum önemli bir eksikliği var. Nedir o eksiklik? Şudur : Özünde kötü toplumlar yoktur, yozlaştırmalarla, değer aşındırmalarıyla, isabetsiz karar ve uygulamalarla ümitsizliğe düşürülen ve iyi olan, doğru olan her şeyden uzaklaştırılan ve böylece kötü duruma, berbat duruma getirilen toplumlar vardır...

Peki, ne demektir kötü toplum? Ya da bir toplumun kötü olması ne anlama geliyor? Bakış açılarına, algılama biçimlerine, beklentilere bağlı olarak değişmekle birlikte, esas itibariyle kötü toplum; yönünü, yörüngesini kaybetmiş, birilerinin peşine takılmış; akıldan, bilimden uzaklaşmış; kendisine ve başkalarına olan sevgisini, güvenini kaybetmiş; toplumsal ve evrensel değer erozyonuna uğramış; tercihini de, seçimini de, geleceğini de doğru yapamaz duruma gelmiş toplum demektir. Böylesine şaşkınlaşmış toplumlar, hangi yönetim biçiminde olurlarsa olsunlar, arızalı insanları ve tarafları ön plana çıkarırlar.

Örnek mi istiyorsunuz?

Kendinize, yakın çevrenize, sokağınıza, tabelalarınıza, irili ufaklı yöneticilerinize; ülkenin yönüne, hedeflerine, başka toplumlar karşısındaki pozisyonuna; çocuklarınınızın model aldıkları insanlara; toplum kesimleri arasındaki ilişkilere şöyle bir bakın, göreceksiniz...

Eğer Anadolu’nun güney ve doğusunun dışında yaşıyorsanız en çok duyduğunuz slogan şudur : “Şehitler ölmez, vatan bölünmez!” Yok eğer Güneydoğu’da yaşıyorsanız, isteseniz de istemeseniz de PKK, onun lideri ve ölen mensupları lehine sloganlar duyarsınız.

 Bu sloganları genellikle ne zaman duyarız?

Cenaze törenlerinde...

Neden?

Çünkü birilerinin yaşaması, beslenmesi ve yönünü şaşıran insancıklar dan destek görmesi için bu ölümlerin olması şart da ondan...

Kimi partilerin, yasadışı siyasal oluşumların veya terör örgütlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri kana, ölümlere, acılara, cenazelere bağlıdır. “Kurt dumanlı havayı sever” misali bu oluşumlara açıklık, aydınlık yaramaz. Bunlar için etnik kökeni, yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun; hiç önemli değil; önemli olan birilerinin, birilerinin çocuklarının, gençlerinin ölmesi ve onlara da gövde gösterisi yapacak, slogan atacak, istismar edecek ortam doğması...

En radikali, en ayrılıkçısı bile kendi çocuklarının dağlara, PKK’ya katılmaya gitmelerini istemez, güçleri yettikçe engellerler veya daha az tehlikeli alanlara yönlendirirler ama diğer Kürtlerin, fakir fukaranın ya da bir şekilde ele geçirilen insanların çocuklarının gitmelerinde, kendi ülkelerinin insanlarına, güvenlik güçlerine, memurlarına karşı eylemler yapmalarında; kötülükler yaşatmalarında, ölmelerinde-öldürmelerinde hiçbir sakınca görmezler. Yaşları 7’ye kadar inen çocukları, genellikle ergenlik döneminin bunalımı içindeki gençleri, kadınları öne sürerek, onları pohpohlayarak ölümlere yönlendirenler; onların cesetlerini, kanlarını, cenazelerini, ailelerinin acılarını kullanmaktan, oralardan nemalanmaktan da geri durmazlar...

Diğer taraftan, bir asker, bir polis veya memur cenazesi olmayagörsün; hemen bir grup yerini alır ve yırtınmaya başlar : Şehitler ölmez, vatan bölünmez! Doğrudur, şehitler ölmez, insanlar ölünce şehit olurlar. Ama bu saygısızca istismarlar böyle devam ederse, korkarım ki şehitler de ölecekler!..

İnsanların vatanları için, görevleri için yerine göre canlarını vermekten bile kaçınmamaları elbette çok önemlidir, saygıdeğerdir. Bu  insanlar için devlet ve halk birlikteliğiyle görkemli törenler düzenlenmesi de, sebep olanların lanetlenmesi, protesto edilmesi de doğaldır, olması da gerekir. Ancak, fırsat bu fırsat deyip, hazır insanlar da toplanmışken bir siyasi parti veya cenahın sloganlarını atmak, propagandalar yapmak ise ayıptır, ölenlerin anısına ve katılımcılar başta olmak üzere herkese karşı saygısızlıktır, kabalıktır, düzeysizliktir...

Öte yandan şehitlik, öylesine basitleştirilecek, kullanılacak, üstünden siyasal rant sağlanacak kadar sıradan bir değer olmamalıdır.

Sonuç olarak; ortada birbirine aykırı duygu ve düşünceler olsa da, ölenlerin kimlikleri şu veya bu kesime göre nitelendirilse, değişik sıfatlarla anılsa da, hepsi bizim insanlarımızdır. Toplumsal değerleri hiçe sayarak, toplumun geleceğini büsbütün önemsemeyerek, saygı unsurunu ortadan kaldırarak; sırf siyasal veya başka hırslar uğruna topluma daha fazla zarar vermeye kimsenin hakkı olmasa gerektir.

Bu yazı toplam 609 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim