• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 19 °C

Savaşın Çocuğu, Barışın Babası

12.04.2014 01:33
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Adaletsizliğin, şiddetin ve kaosun hakim olduğu dünyamızda maalesef barış bir ütopya haline gelmiştir. Son üç bin yılda barışla geçen yıllar ancak üç yüz yıldan ibaret. Üç milyardan fazla insanın hayatına mal olan on beş bin savaş yapmış insanoğlu. Faşizm, nazizm, stalinizm ve milliyetçilik gibi farklı ideoloji kutupları adına yapılan savaşlar nedeniyle 20. yüzyıl en kanlı ve ölümcül olan zaman dilimi oldu.

Yeryüzünde devam eden savaşların üçte ikisi Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler arasında devam ediyor. Oysa bugün fütursuzca ve zalimce masum Müslümanlara saldıranların büyük bir kısmı da sözde Hz. İbrahim’in yolundan gittiklerini ve semavi inanca mensup olduklarını iddia ederek Allah adına cinayet işlemekten geri durmayanlardan oluşuyor. Kendilerine indirilen kitapları tahrif etmekten dahi çekinmeyen bu güruh suç ve katliamlarını meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Oysa bundan on dört asır evvel Kur’an “De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz Müslümanlarız.” diye buyurarak insanlığı uyardı. Buna rağmen ırkçı emperyalist dünya görüşüne sahip olanlarla haçlı ruhu taşıyanlar bu emre kulak vermediler ve yeryüzünü şiddet ve kana buladılar.

Ve onların bu sapkın inançlarından bugün insanlığın başına bela olan ırkçılık, neo-Nazizm, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, ölümcül önyargılar ve nihayet İslamofobia gibi olgular filiz verdi. Bütün insanlığın ortak birikimi olan bilim ve teknolojiyi de şiddet kültürünü dünyanın en ücra köşelerine kadar yaymak için kullandılar. Kur'anın davetine icabet etmeyenler Allah’ın kullarının hizmeti için yarattığı tabiatı ve çevreyi, nesilleri, kadını, ahlaki değerleri ve yer altı yer üstü tüm kaynakları ifsat ettiler ve yeniden gür biçimde savaş borularını üflemeye başladılar. Bütün bu insanlık karşıtı ve dışı gayretlerin gösterdiği istikamet yaşlı dünyamızın yeni ve tarihte hiç görülmemiş oranda kanlı geçecek bir savaşa planlı bir biçimde sürüklendiği izlenimini vermekte. Bazı Avrupa merkezci siyaset bilimciler 3. Dünya Savaşı’nın henüz başlamadığını düşünmektedirler. Evet ortada ilan edilmiş bir savaş yok ama bunun yerine Üçüncü Dünya diye tanımlanan Yakın Doğu, Kore, Hindiçin, Cezayir, Alt Sahara Afrikası, Afrika Boynuzu, Güney Amerika, Afganistan ve Balkan Dağları’nda 2. Dünya Savaşından sonra gerçekleşen ve kimisi devam eden savaşlar ve akan kan neyin habercisi? Burada süren kimlik ve enerji savaşları neyin işaret fişeği?

Aslında Soğuk Savaş büyük ölçüde sadece Avrupa ve Kuzey Amerika için “soğuk”tu. Dünyanın gelişmekte olan birçok bölgesinde tam tersine çok “sıcak”tı. Öncelikle, silah sanayi için savaş asla bitmedi. Dünya Savaşı psikolojisi silah üreticisi ve tüccarı olan ülkeler için çok kazançlı sonuçlar doğurdu. Irkçı emperyalistlerin kontrolünde hareket eden bu silah lobisi daha önce sattıkları silahların tüketilmesi ve yeni silahların denenmesi maksadıyla adeta hobi olsun diye dünyanın farklı bölgelerinde savaşları körüklemektedir.

Savaş tamtamcıları iş başında ve bir önceki yazımda da ifade etmeye çalıştığım gibi Armagedon hazırlıklarına son sürat devam etmekteler. Arz-ı Mev’ud ideali dahilinde parsellenmek istenen toprakların büyük bir kısmı da Türkiye sınırları içersinde olmasına karşın şu an ülkeyi idare etme makamlarını işgal edenlerin bu yakın tehlike hususunda ne bir sözleri ne de herhangi bir eylemleri var. Maalesef ve bilakis ırkçı emperyalistlerle reel-politik bahanesi ile iktidarlarını sürdürebilmek ve pekiştirmek adına milletten habersiz angajmanlara girdiklerine dair duyumlarımız var. Oysa geçen asır başında bugün dünyayı kana bulayanların öncüleri, kendilerinin kirli emellerine mani olduğunu düşündükleri Osmanlı’yı hedef seçerek 1. Dünya Savaşı ile bölgeye son darbeyi indirmeyi planlamışlardı da Çanakkale’den itibaren tüm Anadolu’da bu toprakların Müslüman sahipleri tarafından def edilmişler son çare olarak Lozan’da bir time-out almak zorunda kalmışlardı.

Evet bizler 1. Dünya Savaşı ile, fethettiği toprakları uzun müddet adaletle idare etmiş ve hiçbir ayrım gözetmeden insanlığın faydasına olacak işlere imza atmış bir devlet kaybettik. İşte bu anlamda Türkiye’de yaşayan ve bir anlamda "savaşın çocuğu" olan bizler öncelikle bu bölgede, sonra tüm İslam coğrafyasında ve nihayet tüm arzda tesis edilecek "barışın babası" olmak mecburiyetindeyiz. Bu inkar edilemez mesuliyeti bize tarih, gelişen olaylar ve kulluk vazifemiz yüklemektedir. Tüm dünyada batıl adına çıkartılan savaşlar nedeniyle mazlum ve madur olan tüm insanlar adına ve onlarla omuz omuza yapmalıyız bunu.

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim