• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 18 °C

Sanat, Sanatçının Yaptığı İştir

20.12.2013 22:23
Sanat, Sanatçının Yaptığı İştir
Sanat herhangi bir alan, herhangi bir meslek değildir. ÖZEL bir meslek, yaratım gücü derin, duygu yoğunluğu yüksek bir alandır. İnceliği olan, yaşamı kendi rengiyle yeniden filizlendiren ÖZEL bir çalışma sahasıdır.

Bu ÖZEL sahada yetişen kişiler de doğal olarak ÖZEL bir duruşa sahip olmaları gerekir. Sanatın inceliğine, onun yaratım ve zenginlik gücüne bağlı olarak şekil almak durumundadırlar. İçinde bulundukları koşul, meşgul oldukları iş, yoğunlaştıkları alan bunu böyle gerektirir. 


Sanatçı, sanata uygun olarak biçim alır, öz kazanır. Sanatın özü, anlamı, topluma katığı değer neyse, onu icra eden, onun bizzat yaratıcı gücü olan sanatçı da bu öze, bu değere orantılı olarak öz ve biçim kazanır. Eğer sanat,“Yaşamı yeniden yaratma gücü“ ise, sanatçı da onun yapı ustasıdır. Elbette ki sanatçı, çok “Özel” bir yapıya sahip olduğu için böyle bir konumu elde etmez. Konumu, gökten zembille kendisine lütuf edilmez. Bunu sonradan, çalışma sürecinde, faaliyette bulunduğu dönemde kazanır. Mesleğinden, içinde yaşadığı koşullardan edindiği bir konumdur. Düşünce yapısını, yaşam felsefesini, dünyaya bakış açısını, insani ve kişilik özelliklerini buradan, çalışma ve bu çalışma sürecinde edindiği ilişki ve yaşam ağından alır.



Portresini çok güzel yaptığı kadını kirleten bir ressam, yaşamını çok güçlü imgelerle dile getirdiği çocuğu katleden bir şair, çok güçlü bir dille ifade ettiği aşkına ihanet eden bir yazar, dünya barış ödülünü alıp, daha sonra savaş çığırtkanlığını yapan bir edebiyatçı gerçek anlamda sanatçı olabilir mi? Olamaz! Yaratılan değer ile bu değeri icra eden kişilik arasında doğru bir uyum olmalıdır. Bir denge, birbirini tamamlayan bir ölçü olmalıdır.



Sanatçının yaptığı iştir "Sanat". 

Sanatçı ise, herkesin duyduğunu, herkesin gördüğünü, herkesin hissettiğini, herkesin düşündüğünü; farklı şekilde duyan, farklı şekilde gören, farklı şekilde hisseden, farklı şekilde düşünen, farklı şekilde yorumlayan, farklı şekilde yansıtandır; duyulmayanı duyan, görülmeyeni görendir. Bunlara kendi yorumunu katandır.

Sanat Nedir: Eğitim gerekir ve işe yatkın olmakta şarttır. Ama bu ikisi yeterli değildir. Birde kişinin doğuştan gelen özelliğinde yeteneğinin olması gerekir. Herkes resim çizer, ama herkes bir ressam gibi resim çizemez. Herkes bir şeyler yazabilir, ama herkes tarafından okunan, değer verilen şeyler yazabilmek, bugün yazdığı bir kitabın yıllar sonra okunabilmesi ise ayrı bir olaydır. Herkes şarkı, türkü söyler, ama dinlenebilir şarkıcı, türkücü olmak kolay değildir. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ve bunlar çalışarak, uğraşarak kazanılacak meziyetler değildir.
Sanatçılar eserleriyle, fikirleriyle toplumlara yön verir yol gösterirler. Sanata ve sanatçıya değer veren toplumlar her dönemde gelişmiş ve ileri gitmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi;

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Sanat, her zaman toplumun bir adım önünde olmalıdır. Yarınına yön verebilmesi için bugünün gerçekliğini kavraması ve kavratması gerekiyor. Dolayısıyla aydınlanmacı olmak zorunda. 
‘Sanatın çıkış noktası yaşamdır.’ der, Bertolt Brecht. Yaşamın sadece tüketimiyle ilişkilenmiş sanat eksiktir, tükenmeye mahkûmdur. 


Güncelin ve yaşamın sıradanlığını insan, sanatın büyüsüyle aşar. Sanatçı, dünü ve bugünü geleceğe taşıma yetisiyle, zamanın ileriye doğru önü alınmaz akışını duyurandır.

Bu haber toplam 927 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim