• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 23 °C

Şair ve yazarların nükteleri

03.03.2014 20:06
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Nükte; ancak düşünüldüğünde anlaşılabilen ince söz demektir. Anlaşılması zerafete bağlıdır.

 

            İnsanoğlu konuşmaya başlayalı beri, fıkra, mizah, hiciv, yergi, taşlama gibi edebi ürünler de varola gelmiştir.

 

            Bizim insanımız nükteli konuşanı sever, hoşgörür. Böyle konuşanlara kültürümüzde “hazır cevap” denilebileceği gibi “sözleri ceplerinde”de denir. Nasrettin hoca bu kültürün en önemli temsilcisidir.

 

            Nükteli konuşan muhatabını iğneler ama kırmaz, incitmez. Nüktede duygudan çok akıl, zeka  ve kavrama gücü vardır. Bu nedenle nükte yapmak ince bir sanattır. Burada beklide bu sebeple biz edebiyatımızın ünlü şair ve yazarların nüktelerinden örnekler vereceğiz.

 

            Son dönem edebiyatımızın Türkçe’yi en güzel kullanan şairi kabul edilen Yahya Kemal’in nükteleriyle başlamak istiyoruz.

 

            Yahya Kemal oldukça kilolu bir şairimizdi. Rumeli yokuşundan tırmanırken kan-ter içinde kalmıştır. Bir gün mahalle bakkalının önündeki boş iskemleye kendini bırakmış. Yağlı bir müşteri geldiğini sanan bakkal nazik bir eda ile,

 

-         Bir şeyler mi emrettiniz efendim, bir şey mi alacaktınız? Demiş. Şair cevap vermiş:

-         Evet, müsaade ederseniz biraz hava alacağım!…

……….

 

            Yeni neslin şair ve ressamlarından biri Yahya Kemal’e sorar:

 

-         Ne dersiniz Üstad; resim mi yapayım, şiir mi yazayım?

-         Resim yap, resim…

-         Ama siz benim tablolarımı görmediniz ki!

-         Tablolarını görmedim ama şiirlerini okudum.

………

           

            Yahya Kemal dostlarından birine rastlar ve ona;

           

-         Bu akşam yemeğini benimle yer misin?

-         Hay hay! Çok memnun olurum, hiçbir mazeretim yok.

Yahya Kemal gülümseyerek cevap verir.

-         İyi öyleyse, bu akşam yemeğe size geliyorum.

……….

 

            Arif Nihat Asya’ya bir arkadaşı:

           

-         Fransa’da kaplumbağa yarışı yapılmış.

-         İnanmam !

-         Nasıl inanmazsın. İşte gazetede fotoğrafı var !

-         Böyle bir şeyin olabileceğine değil, bizden başka bir yerde olabileceğine inanmam.

……….

 

                        Reşat Nuri Güntekin, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün merdivenlerinden çıkarken, büyük rakkaslı saati tamire götüren bir hademe kendisine çarpar. Yazar kendine has nezaketiyle güler ve;

           

-         Evladım, kol saati kullansan daha iyi olmaz mı? Der.

 

……….

 

Büyük şair Baki’ye kaç çeşit dostu olduğunu sormuşlar.

           

                        - Üç çeşit dost vardır: bir dost vardır ki gıda gibidir; sen onu her gün ararsın. Bir dost vardır ki ilaç gibidir; gerektiğinde ararsın. Bir dost da vardır ki hastalık gibidir; o seni arar.

Bu yazı toplam 961 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim