türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul : 10 °C
  • Ankara : 4 °C
  • İzmir : 8 °C

Sahil kadınları

19.01.2014 12:31
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Kışları sıkı bir feministim, yazları antifeminist oluyorum. Bu kadar çabuk fikir değiştiren biri değilim ama gördüklerim düşüncelerimi de farklılaştırıyor. 


Kış aylarında feministim, çünkü kadınların aynı işe daha az ücret aldıklarını, ilerleme yolunda engellendiklerini, saygısız davranışlarla yaşamdan bezdirildiklerini görüyorum. Ve çabalayan, uğraşan ama bir noktaya gelip takılan bu kadınlara destek olmak istiyorum. 


Yaz gelip de Bodrum’a ayak attığım andan itibaren kimlik değiştiriyor ve kadın düşmanı bir kadına dönüşüyorum. 


Beni değiştiren ne? 
Bunları birer birer anlatayım... 


Sahil kadınları başka bir cins. Tek tutkuları birini, daha doğrusu kocalarını çalıştırıp kendileri eğlenmek. Sabahtan akşama kadar güneş altında yatıyorlar. Hiçbirinin elinde bir kitaba rastlamadım şimdiye kadar. Okuyan görürseniz mutlaka yabancıdır. Güneşin insan sağlığına ne kadar zararlı olduğu ortaya çıktığından beri dünya insanı güneş altına çıkarken yüksek faktörlü koruyucular kullanıyor ama bizimkiler korumanın en alt derecesi ile daha, daha çok yanıyorlar. Hem de ne biçimlerde. Yaşı ellinin, altmışın üstündeki kadınlar göbeklerini açarak güneş altına geçiyorlar. Oysa şişko, kıvrımlı, buruşmuş bu göbeklerle yarattıkları manzaranın bir farkına varsalar. Sonra sutyenler açılıyor, aman sırtlarında beyaz bir iz kalmasın diye. Sıra bacakların tek renk yanmasına gelince çektikleri rahatsızlığı, acıyı anlatamam. Kimi zaman köprü kurup, amuda kalkarak en içte kalan yerleri güneşle temasa geçiriyor, kimi zaman bacaklar çevire çevire havaya dikiliyor. Ya kumsalda yürürken gördüğünüz yanakları şişmiş kadınlara ne demeli? Onlar da temin ettikleri minik pin-pon topları ağız kenarına alıp şişirerek yanıyorlar ki yüzlerinde beyaz çizgi kalmasın diye... 


Kocalar Bodrum-İstanbul arasında gidip gelmekten perişan. Hele bir de durmadan zam yapan THY... Sonunda geliş gidişler iki haftada bire iniyor ama kimin umurunda? Kadının keyfi yerinde ya... Ha aklıma gelmişken söyleyeyim, bu kadınlar kocalarını arabalarıyla bırakın alana, terminale bile götürmezler. Adamcağız aynı bölgeye gidecek birini gözler durmadan. Sezon sonunda kocanın paraları iyice suyunu çekince otobüsle gidip gelmeye başlar. 


Bu kadınlar okumazlar demiştim. Ama bırakın kitabı, dergi, gazete de okumazlar. Yazlıklardaki televizyon bağlantıları uydularla birlerce dolara mal olur ve TV de izlemezler, çünkü zamanları! yoktur. 
Ne mi yaparlar? Konuşurlar, konuşurlar, konuşurlar... Konuşma konuları gittikleri lokantaların fiyatlarıdır, yedikleri yemektir, orada rastladıkları bir ünlüdür. Daha zevklisi de yanlarından ayrılan arkadaşlarının aleyhinde konuşmaktır. Kim kalkarsa onu çekiştirirler. Kimse kendini farklı saymasın, o da kalkınca onunla alay edilir. 


Yemek pişirmezler, çünkü zamanları yoktur. Hasta kocaları olanlar komşunun bir tabak yemek vermesini bekler. Verilmezse gelsin domates-peynir. Ama hepsi ideal kadın ya özel yerler keşfederler. Bu keşifler bazı köylü kadınların açtığı ve ev yemekleri pişirilen yerlerdir. Evde yemek yemediklerinden hepsi aç vaziyette oralara koşarlar. Bu arada gittikleri bilmem ne Ana’nın sunduğu yemeğin tadı hep olağanüstüdür. Masalardaki muşambaların pisliği, masa çevresinde uçuşan sinekler, hizmet eden kadının topuklarının siyahlığı, parmak aralarındaki kirler onları ilgilendirmez, çünkü onlara hizmet eden biri vardır ve onu kocalarına da hizmet ettirerek kendi araştırmacı ev kadını tanımlamasını gururla taşırlar. 


Bir de yeni açılan “Beach”lere giderler. Amaç herkese hava atmak ve ünlüleri görmektir... 
Çocuklar gelir ve gider. Şehirde onlarla baba ilgilenir Bu arada kadınlar gündüzleri güneş altında yatmaya, geceleri o koydan o koya lokanta aramaya devam ederler. Ülkenin içinde bulunduğu kriz, kocalarının işini kaybetme korkusu onları ilgilendirmez. Durumu kurcalamaya kalktığınızda hemen sızlanmaya başlarlar “Yıllardır öyle yoruldum ki biraz dinlenmek istiyorum.” 


Ve bu kadınların bir başka özellikleri de uzandıkları yerden herkesi görebilmek için zaten ağacı az olan Bodrum’un ağaçlarını kırptırmaktır. Bodrum’da bu kadınlar yüzünden çam ağaçları, okaliptüsler, meyve ağaçları birer palmiyeye benzer. Hem de ne palmiyeler... Tepeden bir tarafa uzanan dal acayip şekilde gidiyor, diğer tarafı açıkta. Ağaç dengesini öyle kaybetmiş ki ilk fırtınada yıkılacağı kesin, ama kimin umurunda. Belki de yıkılsın diye kesiyorlar. 


Yaptıklarını sıralasam bu köşemi 15 günlük tefrika haline getirebilirim ama değmez. 


İşte ben bu kadınlar yüzünden kadın hakları savunuculuğundan istifa edip erkek hakları savunucusu oluyorum ama İstanbul’a döndüğümde gerçek kadınları görüp yeniden kimliğime giriyorum. 
Ne dersiniz, bu ikilem içinde Bodrum’un havası beni de etkileyip dengemi bozmuş olabilir mi? 

Bu yazı toplam 524 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim