porno indir , adana escort , adana escort , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , türk porno ,

  • BIST 106.707
  • Altın 162,106
  • Dolar 3,9074
  • Euro 4,6284
  • İstanbul : 12 °C
  • Ankara : 3 °C
  • İzmir : 8 °C

Saadet, hükümeti topa tutmaya devam ediyor

21.12.2013 19:46
Saadet, hükümeti topa tutmaya devam ediyor
Saadet Partisi İl Teşkilatı, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Teşkilat Başkanı Devlet Eski Bakanı Lütfü Esengün Bey ve 21.Dönem Çorum Milletvekili Grup Başkanı Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu Beyin katılımı ile program gerçekleştirildi. Program

Sayın Basın Mensupları;

Ülkemizin gündeminde ekonomik problemler, geçim sıkıntısı, istikrarsızlık ve en önemli olarak da işsizlik birinci sırayı işgal etmeye devam ediyor. Buna ilaveten her gün yeni gelişmeler yeni olaylarla karşı karşıyayız.

 

1 Eylül 2004 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe konulan Dışişleri  Bakanlığı tebliği ile Türkiye’deki birçok liman ve havaalanı ABD’nin emrine tahsis edilmiş, Meclis iradesi ile ve TBMM’den geçecek bir hükümet tezkeresi ile ancak yapılabilecek böyle bir icraat Bakanlar Kurulu da by-pass edilerek bakanlık tebliği ile yürürlüğe konmuştur. Bu uygulama Anayasaya aykırıdır, Bakanlar Kurulu ve TBMM’nin yetkisinin Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılmasıdır, yetki gaspıdır. Bu konuda yapılan bütün eleştirilere rağmen henüz Dışişleri bakanlığından hiçbir açıklama gelmemiştir. Bu olay fevkalade ciddidir, sorumluları Yüce Divana götürecek kadar önemli bir olaydır. Dışişleri yetkililerinin bu tebliğin mahiyeti ve uygulaması hakkında kamuoyuna açıklama yapması bilgi vermesi gerekmektedir.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

TBMM’de Pazar günü olağanüstü toplantı ile kabul edilen Türk Ceza Kanunu üzerindeki tartışmalar sıcaklığını korumaktadır. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp yürürlülüğe girdiği takdirde uygulamada nelerle karşılaşacağımız hakkında çeşitli endişeler dile getirilmektedir. Alelacele hazırlanıp kabul edilen bu yasa öncelikle adliyelerimizde sıkıntılar meydana getirecek, uygulamada hakim, savcı ve avukatlar büyük sıkıntılar çekeceklerdir. Yeni içtihatların oluşması, yurt genelinde uygulama birliğinin sağlanması zaman alacak bu arada da birçok adaletsizlikler yaşanacaktır. Özellikle yeni Ceza kanunundaki bazı maddeler geçmişteki 163. maddeden, mevcut 312. maddeden daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir:

Yeni Ceza Kanunu 219. maddesi ile tüm din görevlileri susturulacaktır. Bu madde ile sadece din görevlileri üzerinde değil din hürriyeti üzerinde baskılar oluşturulacak, şimdiye kadar camii içerisine hapsedilmek istenen dini söylemler  şimdi camii içinde dahi kontrol altında tutulacak, din görevlilerinin Allah’ın emir ve yasaklarını serbestçe söylemeleri yasaklanacak ve cezalandırılacaktır. Bu madde fevkalade tehlikeli bir maddedir. 263. madde devletin kontrolü dışındaki her türlü öğretim faaliyetlerini yasaklamakta ve cezalandırmaktadır. Bu madde yürürlüğe girdiği takdirde 1940 lı yılların Halk Partisi zihniyeti geri dönecektir. O dönemde nasıl köy ve mahallelerde kuran öğrenmek yasaklandı ise, şimdi de hiç şahıs, hiçbir vakıf, dernek, öğretmen, hoca kendiliğinden özel olarak hiçbir öğretim faaliyetinde bulunamayacak, aksi takdirde cezalandırılacaktır. Bu baskıda en çok Kur’an öğretimi üzerinde etkisini gösterecektir. Yeni Ceza Kanunu çağdaş bir yasa değildir. Faşist Mussolini İtalyasından alınmış mevcut ceza kanunundan daha baskıcı, daha antidemokratik bir anlayışın ürünüdür. Zina ile ilgili olarak söylenecek başka söz kalmamıştır. 59. Erdoğan Hükümeti Türkiye’de zinayı serbest bırakan, düşünce ve fikir hürriyeti üzerinde 163. ve 312. maddelerin benzeri maddeleri yürürlüğe koyan hükümet olarak tarihe geçecektir.

 

Değerli Basın Mensupları,

 

Saadet Partisi yetkilileri, yönetici ve mensupları olarak ülkemizin içerisinde bulunduğu sorunların aşılması için büyük bir gayretle çalışmaya devam ediyoruz. Yaz boyunca sadece teşkilat başkanlığı olarak 50 civarında ilimizi ziyaret edip teşkilatlarımızın durumunu ve halkımızın sorunlarını bir defa daha mahallinde tespit etme imkânına kavuştuk. Bütün Anadolu da gördüğümüz şudur ki halkımız gidişattan memnun değildir, halinden memnun değildir, işler iyiye gitmemektedir. Esnaf zor durumdadır. İşsizlik son raddesine varmıştır. Köylü çiftçi sahipsizdir, ürünü para etmemektedir, bir önceki yılın fiyatına dahi bugün piyasada ulaşamamaktadır. Hayvancılık tamamen bitmiştir. Televizyon ekranlarındaki propagandaya, aldatmacalara rağmen ekonomide istikrar sağlanamamıştır, bir kriz endişesi her an için varlığını sürdürmektedir. Memur sendikalarının zam talepleri haklı ve makbul taleplerdir. Kamu çalışanları yıllar boyu enflasyon altında son yıllarda ise IMF programlarının baskısı ile ezilmiş, çaresizliğe itilmiştir. Açlık sınırının 484 Milyon, yoksulluk sınırının 1.471 Milyon TL olduğu bir ülkede asgari ücret 318 Milyon TL dır. Reel faizlerin % 18’ler de olduğu bir dönemde memura %8 zam yapılmasından bahsedilmektedir. Hükümete sesleniyoruz, çalışana hakkını verin, IMF’nin emrine değil vicdanınızın sesine kulak verin. Memura yılbaşında %4 zam yapılması vicdanların kabul edeceği bir hal değildir. Sayın Başbakan geçmişte İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde memurlara ikramiye verdiği gerekçesi ile görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanmıştı. O zaman çalışanın hakkının alın teri kurumadan verilmesi gerektiğine inanırdı, şimdi ise çalışanın hakkını vermemek için elinden gelen gayreti gösteriyor, bu da değişimin ve Milli Görüş’ten ayrılmanın sayın Başbakanı getirdiği noktadır. 1 Ekim Cuma günü başlayacak yeni yasama yılında hükümetin 2 yıldan beri yapamadığı, başaramadığı, teşebbüs edip hep geri adım attığı birçok konuda başarılı olacağına ve verdiği sözleri yerine getireceğine dair bir ümit kalmamıştır. Bu yasama yılı yaklaşan erken seçimle birlikte seçim yasalarında yeni yeni düzenlemelerin gündeme geleceği yıl olacaktır. Bugün için şunu ifade edebiliriz ki AKP hükümeti iki yıldan beri sürdürdüğü politikalarda ısrar eder halkın kendine oy veren kitlelerin sesine, feryadına kulak vermezse sonu hüsran olacaktır. Temennimiz yanlıştan dönülmesi halkın dertlerine çare bulunmasıdır.

 

Basına açıklama yapan 21.Dönem Çorum Milletvekili Grup Başkanı Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu Bey;

 

Yeni Türk Ceza Kanunu'nu değerlendirdi. Bu kanunun çalışmalarına 28 Şubat'tan sonra hız kazandırıldığına dikkat çeken Hatipoğlu, yeni TCK'nın özellikle iki maddesinin düşünce ve ifade özgürlüğünü yok ettiğini söyledi. İlk olarak Din adamlarının devlet kanunlarına ve hükümet icraatlarına eleştiri yapması halinde hapisle cezalandırılmasını öngören 219'uncu maddeyi eleştiren Hatipoğlu, "Avrupa Birliği'nde bu suç değil. Avrupa ülkelerinde Papazlar bırakın konuşmayı, hükümete karşı mitingler düzenliyor. Bu madde sadece din görevlilerini hedef alarak Anayasa'nın eşitlik ilkesini ihlal ediyor" diye konuştu. Bu maddenin hukukun üstünlüğüne inanan herkes tarafından eleştirildiğini hatta bazı AKP milletvekillerinin "Bu millet bize din adamlarını hapse atalım diye mi oy verdi" diyerek tepki gösterdiğini hatırlatan Hatipoğlu, maddenin bu uyarı ve eleştirilere rağmen yasalaştırıldığını hatırlattı.

 

HEDEF KUR'AN KURSLARI

 

"Kanuna aykırı olarak eğitim kurumu açanlara altı aydan üç yıla kadar hapis cezası getiren" 263'üncü maddeye de tepki gösteren Hatipoğlu, bu maddenin hedefinin Kur'an Kursları olduğunu söyledi. Hatipoğlu,"Bu madde ile evinde Kur'an öğreten bir vatandaş hapse atılabilecek. Bu antidemokratik maddenin hedefi sadece Kur'an Kursları ve Kur'an eğitimidir" uyarısında bulundu. AKP iktidarının TCK ile ilgili eleştirilere karşılık, kendisini "2 senede herşey yapılamıyor" diye savunduğunu hatırlatan 21.Dönem Çorum Milletvekili Grup Başkanı Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu Bey, "367 milletvekiline sahip olmanıza rağmen 2 yılda hiçbir ciddi adım atamadınız. Ne ekonomide ne de dış politikada hiçbirşey yapamadınız. Bari bu TCK ile yaptığının tahribatıda yapmasaydınız. Eğer yarın imam ve vaizler mahkum olur, Kur'an kursları basılırsa bütün bunların sorumlusu sizsiniz." diye konuştu. Yasin Hatipoğlu, son günlerde yaptıkları icraatlardan dolayı artık eksi arkadaşlarını iyice tanıyamaz hale geldiklerini söyledi.

 

AB İKİ YÜZLÜ

TCK'daki tavrından dolayı Avrupa Birliği'ni de eleştiren ve ikiyüzlülükle suçlayan Hatipoğlu, zina'nın suç olmaması için bastıran Verhaugen'in Avrupa'da uç olmamasına rağmen din adamlarına konuşma yasağı getiren antidemokratik düzenlemeler konusunda tek bir açıklama yapmamasını eleştirdi. Hatipoğlu, "Bu vurdumduymazlık Avrupa Birliği'nin iki yüzlülüğünü bir kez daha göstermiştir" dedi. Hatipoğlu basın toplantısında, Başbakan Erdoğan'ında sık sık geri adım attığını belirtti. Erdoğan'ın "Biz Türküz. İçişlerimize kimseyi karıştırmayız" dedikten hemen sonra Brüksel'de Verhaugen'e söz verdiğini ve geri adım attığını hatırlattı.

 

HÜKÜMET IMF'YE TESLİM

Hatipoğlu ;Memurlar mağdur edilmişlerdir. Hükümet tamamen IMF politikalarını uyguluyor. IMF memura, işçiye, emekliye zam vermeyecektin diyor bunlarda aynen uyguluyor" diye konuştu.

 

TEBLİĞ ANAYASA'YA AYKIRI

Hatipoğlu, 1 Mart'taki tezkerenin içeriğinin Dışişleri Bakanlığı'nın çıkardığı bir tebliğle hayata geçirilmesi konusunda da, "Bu tebliğ Anayasa ihlalidir. Milli iradenin reddettiği bir tezkere tebliğle hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir" uyarısında bulundu.

Bu haber toplam 643 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim