• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Politikacıların söylemek istedikleri, hareketlerinde

25.04.2014 12:35
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Siyaset haberlerini meşgul eden isimlere bakalım: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Baykal, Mehmet Ağar, Erkan Mumcu, Abdullah Gül... Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi, e-muhtıra ve erken genel seçim koşturmacasının art arda gündemimize girdiği son günlerde, bu isimlerin ağızlarından çıkan hemen her söz zihinlerimize kazındı. Nasıl kazınmasın? Bir ülkenin kaderini değiştirecek sözleri, keyiflerince sarf eden siyasilerin politik hamlelerini, geri dönüşlerini, çelişkilerini, hırslarını görmemek mümkün mü?

Vatandaşa, "Ananı da al git" demelerine, kürsüye çıkıp "367 şart!" demelerine, ekranlardan millete, "Genelkurmay iyi yaptı" diye seslenmelerine, erken seçimde diretip istedikleri olduğunda, "Ortam erken seçime hazır değil" diye yan çizmelerine bakarak, siyasilerin "bir şeyler bildiğini" veya geniş bilgi birikimine sahip olduklarını düşünmek işten bile değil. İnsan şöyle uzaktan bir bakınca, politikacıların her türlü darbeye dayanıklı olduğunu sanacak.

Fakat gelin görün ki, bir çok siyasinin "aslında" ne kadar da yetersiz oldukları, bugüne kadar yaptıklarından belli değil mi?

Ülkeyi yasaklarla, yolsuzlukla, adam kayırmayla boğan onlar değil mi? Siyasilerin, kendilerini oldukları gibi göstermeme kaygısından kaynaklanan bir sonuç bunlar. Fakat sadece bu olumsuz sonuçlar değil onları ele veren. Beden dilleri de, siyasilerin "aslında" ne kadar aciz, yalnız, özgüvensiz... kısaca zaaf sahibi varlıklar olduğunu ortaya koymaya yetiyor. Kürsüde elini hırsla sallayan bir Deniz Baykal'ın "aslında" kendisini tehlikelerden korumak için elini "savuşturma" olarak kullandığını düşünmüş müydünüz? Recep Tayyip Erdoğan, konuşurken iki elini göğsüne götürüp "ben.. ben.. ben.." derken kendini hitap ettiği vatandaştan daha da yüceltmek istiyor olamaz mı? Erkan Mumcu, kaşlarını "zayıf görünmemeliyim" korkusuyla daha çatık tutmak için insan üstü bir gayret sarf ediyor olmasın? Belki bir "otorite" gibi görünen Mehmet Ağar'ın en büyük derdi "kendini yalnız hissetmek"tir. Neden olmasın?

Fakat ne yazık ki asla kendileri gibi olamayacakları bir sahnedeler. Asla içlerinden geldiği gibi gülümseyemeyeceklerini düşündükleri bir savaş meydanında hissediyorlar kendilerini.

Belki bugün ekrana biraz daha dikkatli bakacak ve bunlardan çok daha fazla şeyi fark edeceksiniz. Hangi lider bizi göz göre göre tehdit ediyor, hangi parti başkanı bizi küçümsüyor, hangisinin tek derdi koltuk sevdası, hangisi halinden memnun değil ve çekip uzaklara gitmek istiyor...

Arkadaşımız Faruk Yücel'in hazırladığı dosyada, bunları bulacaksınız. Sizin için beden dili uzmanlarıyla görüştü ve Ahmet Necdet Sezer'den Tayyip Erdoğan'a, Deniz Baykal'dan Mehmet Ağar'a, Erkan Mumcu'ya kadar birçok siyasinin beden dillerini çözdü. Acziyet, hırs, korku, telaş, yalnızlık... Hepsi bu dosyada.

Herhangi bir çıkar gözetmeksizin gülümseyebilenlerin çevrenizden eksilmemesi ümidiyle... 

Saygılarımla...
Ali Adakoğlu

Bu yazı toplam 433 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim