türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 110.932
  • Altın 175,132
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 24 °C

Polis aramalarda mahkeme kararı göstermek zorunda mı?

15.12.2013 22:48
Polis aramalarda mahkeme kararı göstermek zorunda mı?
Mesleğinin 21. yılına devrettiği dönemde Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan Kahramanmaraş doğumlu Hasan Hüseyin Şahinkaya ile ilçenin güvenlik değerlendirmesini yaptık...

Mesleğinin 21. yılına devrettiği dönemde Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yapan Kahramanmaraş doğumlu Hasan Hüseyin Şahinkaya ile ilçenin güvenlik değerlendirmesini yaptığımızda gördük ki; Beylikdüzü, İstanbul’un 39 ilçesi arasında en güvenilir yerleşim bölgesi olarak öne çıkıyor. Zira değerlendirmelerden de anlaşılıyor ki, bölgeye yerleşenlerr “ipini koparanın geldiği” tanımlamasından uzak, sorunlu yerleşim alanlarından kurtulup nezih yaşam sürdürmek isteyen insan profilinden oluşuyor.

 

          İnsanlar bu bölgeye neden geldiklerini biliyor” tespitinde bulunan Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürü Hasan Hüseyin Şahinkaya, kent halkı ile polis teşkilatı arasında kısmen yaşanan sorunların doğal olduğunun altını çiziyor. Tabandan tavana doğru artış gösteren toplumsal gelişmenin, devletin diğer kurumlarında olduğu gibi polis teşkilatından da gelişmeye paralel adımlarlı hızlandıracağına değinen Şahinkaya’ya yaşanan sorunların ilkini sorarak başlıyoruz röportajımıza…

 

                   Vatandaşın polise kimlik sorması neden sorun doğuruyor

 

        Makul sebep göstermek suretiyle, ya da makul şüpheyle vatandaş da polise kimlik sorabilir. En doğal hakkıdır. Sivil polisin ilk görevi kimliğini ibraz etmekle başlar zaten. Üniformalı polisten gerçekten şüphe duyuluyorsa ona da vatandaşın kimlik sormasında sakınca görmüyoruz. Ancak işi sulandırarak, “sen bana kimlik sordun ben de sana soracağım” noktasına getirmemek gerekir…

 

              Araç aramalarında polis, mahkeme kararı göstermek zorunda mı?

 

       Bakın, bu konuda İlçe Müdürü olarak teminat benim. Zaten mahkeme kararı almadan uygulama yapmamız söz konusu olamaz. Her şey yasal çerçevede gerçekleşir. Buna rağmen, vatandaşların polise “arama kararınız var mı, gösterin sonra arama yapın” şeklinde yaklaşmasını pek doğru bulmuyorum. İyi niyetli olmak gerek. Polis, herkesin huzuru adına bu uygulamayı gerçekleştiriyor. Bunu algılamakta zorlanmamak gerekir diye düşünmekteyim. Her şeye rağmen mahkeme kararını görmekte ısrar edenlere de gerekli belgeler gösterilir.

 

   Son yıllarda görev alan Emniyet Teşkilatı’nın mensupları genç yaşta, bu bir handikap mı?

 

         Bu tespit doğru. Tabii ki avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Çalışma temposuna ayak uydurmada avantaj oluşurken, psikolojik ve sosyal ilişkilerin dengelenmesinde bazen sıkıntılar yaşanabilir. Bu nedenle kurum içi eğitimler, sokak faaliyetleri ve seminerlerle takviye ettiğimiz bir süreçten geçiyorlar. Zamanla toplumsal algılama daha kabul edilebilir seviyeye gelirken, genç polislerimiz de edindikleri tecrübelerle hizmetteki kalitenin çıtasını yükseltecektir.

 

  Beylikdüzü’nün kronikleşmiş bir sorununa değinmek istiyoruz; araçların otoparklara çekilmesine halk tarafından bir tepki var. Uygulama hala devam edecek mi?

 

         Kanunlar dahilindeki uygulamamızdan kim, neden rahatsızlık duyuyor anlayamıyorum. Düşünün ki bir araç sahibi, diğer araçların çıkmamsını engelleyecek şekilde bir yere park etmiş. Şimdi o araç sahibinin keyfi ya da bilinçsiz yaptığı bu hareketin doğurduğu mağduriyetten diğerlerinin sıkıntı yaşaması kabul edilebilir mi? Bir kişiyi cezalandırmayacağız diye diğer insanların cezalandırılmasına mı rıza göstereceğiz. Yok böyle bir şey! Rütbesi, konumu ne olursa olsun kanunlar çerçevesinde belirlenmiş hallerde park ihlali yapan herkesin şahsi araçları mutlaka çekilecektir. Kargaşanın yaşanmaması için etkili, caydırıcı cezalar mutlaka dengeyi sağlayacaktır. Halk arasında “emniyete gelir sağlamak için araçları çekiyorlar” yaklaşımını gayriciddî buluyoruz. Çünkü eskiden günde 45-50 araç çekilirken şu sıralar 10-15 seviyesinde seyrediyor. Halk ne kadar bilinçli davranırsa bu sayı asgariye düşecektir.

 

 İlçede işlenen suçların fotoğrafına baktığımızda hangi suç çeşitleri yoğunlukta görünüyor?

 

        Asli suçları; devlete, cana ve mala karşı işlenen suçlar olarak 3 kategoride ele alıyoruz. İlk iki suç türü, Beylikdüzü’nde yok denecek kadardır. Bu sevindirici bir durum toplum adına. Mala karşı işlenen suçlar ise hırsızlık, oto hırsızlığı gibi alt grupları da kapsıyor. Beylikdüzü’nde suç oranın düşürülmesi için yoğun çalışma içerindeyiz.

 

                       Fuhuş ve uyuşturucu suçları oranı ilçede hangi aşamada?

 

       Bahsettiğiniz bu iki tip suç türü daha çok belirli alanlarda ve kapalı mekânlarda işlenen suç çeşitleri olduğu için, şikâyete bağlı ihbarlardan sonra devreye girebiliyoruz. Yoksa kentteki tüm evlere tek tek girip arama yapma gibi bir şansa sahip değiliz. Uyuşturucu ve fuhuş suçlarının tarafları, kendi aralarındaki örgütlenmeleriyle dışa kapalı bir birlikteliği paylaşıyor. Bu yüzden suça ve suçluya ulaşmak için ciddi anlamda bilgi transferine ihtiyacımız var. Bu konuda da kent halkından daha duyarlı davranmasını bekliyor, şüpheli gördükleri her hareketi ve olayı bizlere intikal ettirmelerini bekliyoruz.

 

İhbar mekanizmasına sıcak bakmayanlar da var, Beylikdüzü halkı bunu nasıl algılıyor?

 

       İlçe halkı, can sıkıntısı ya da iş olsun diye ihbarda bulunmuyor. Hani ihbar oranıyla, ihbar edilen konunun ciddiyeti ve gerçekliği konusundaki oranı soruyorsanız yüzde 90 dolaylarında seyrediyor. Katılım ne kadar yüksek olur ve ihbar bildirileri çoğalırsa; hem polisin işi kolaylaşır hem de halk kendi yaşamını daha güvenli hale çevirebilir. Polis ve halk arasındaki ilişkiler ne kadar yakınlaşırsa, toplumsal düzen de o denli gelişir.

 

          Toplumsal ilişki çerçevesinde polis-halk eşleşmesinde durum nedir?

 

        Aslında bu konu şimdilerin değerlendirmesinden ziyade geçmişe dayalı bir ilişkiler yumağıdır. Halkımız öteden beri kendisi ile üniformalı görevliler arasında mesafe hisseder. Toplumsal anlayış ve algılama ne kadar olumlu gelişmişse bu mesafe de kısalmıştır. Biz mesleki olarak kendimizi halka hizmet eden kurumun mensupları olarak görüyoruz. Polis, bu halkın canının, malının teminatıdır. Tek yol var o da; birbirimizi iyi niyet çerçevesinde anlamaya çalışmak…

 

       Mesafe derken; dayak ve işkencenin bunda rolü olduğu da söylenebilir mi?

 

          Son yıllarda ne dayak ne de işkenceden bahsetmek mümkün değil. Yani yaklaşık son 10 yıllık zaman diliminde. Sistematik ya da kurumsal anlamda bahsediyorum. Ne karakollarda ne de başka birimlerde dayak ve kötü muameleye şahit olamazsınız. Ancak tabii ki bireysel bazı olaylar vuku bulabilir. Zaten bir polis vatandaşa kötü muamele yapıyor, dayak atıyorsa artık o polis bizim için sıradan birisidir. Yani o polisin bireysel tavrıdır ve anında gerekli soruşturma açılır. Kurum olarak kötü muamele hareketini tasvip etmemiz ya da sahip çıkmamız asla mümkün değildir. Dedim ya, şahsı olarak sinirlenmiş ya da kendisine hakim olamayarak hoş olmayan bir hareket içerisinde bulunmuştur şeklinde değerlendirilerek gerekli hukuki işlem de hakkında başlatılır…

 

Geceleri sürekli devriye gezen ekip araçları ve araç çevirmeleri neyi ifade ediyor. Polis bazı kesimlere mesaj mı veriyor?

 

        Polisin mesajı herkesedir. Suç işleyen ya da işlemeye meyilli gruba izin vermeyeceğimizi her an devrede olduğumuz mesajı verilirken, huzurlu yaşamın parçası olan halka da “güvendesiniz, yanınızdayız” mesajını verir.

 

Önleyici Polis, Toplum Destekli Polis, Kanka Polis gibi kavramlarla karşılaştı Türk halkı. Daha düne kadar polis diye tek kimlik bilirdik. Bu oluşumlara neden ihtiyaç duyuldu?

 

           Polisin suç öncesi, suç esnasında, suç sonrası olmak üzere farklı rolleri vardır. Suçun işlenmesine mani olmak için “Önleyici Hizmetler Birimi” vardır ki, suç oranının engellenmesinde ciddi anlamda rolü vardır. Eskiden halkımız arasında espri konusu olan tipik polis tanımlaması yapılırdı. Hatta Türk filmlerinde en son gelen Türk Polisi olurdu, final böyle yaşanırdı. Aslında doğru değildi ama nedense hep böyle işlediler konuları…

 

              Okul çevrelerinde gerekli kontroller yapılıyor, önlem alınıyor mu?

 

         Kentteki okulların güvenlik durumunu da “riskli-orta riskli-az riskli” şeklinde kategorilerde ele aldık. Biraz evvel değindiğimiz suçun önlenmesine yönelik çalışmamıza verebileceğimiz en net örnektir. Çocuk Şube Birimi mensuplarımız okul yöneticileri ile bire-bir ilişki içerisindedir. Okulların çevresinde, polis göremediğiniz için, yok zannedersiniz.. Ancak orada mutlaka polis vardır. Yeri zamanı geldiğinde polis kendisini hissettirir. Görmek isteyen mutlaka görür…

 

   Bizimkent civarında yan yolda geceleri travestilerin yoğun olarak bulunması bölge halkını tedirgin ediyor, önlem alınamaz mı?

 

        Bu yönde bize iletilmiş bir şikayet yoğunluğu söz konusu değil. Gerekli önlemler kesinlikle alınır. Beylikdüzü’nde güvenlik ve toplumsal huzurun sağlanması için yapılması gereken ne varsa kesinlikle uygulamaya geçirilir.

 

     Onca yıllık mesleğiniz tercihinizin sonucu mu, stresli bir meslek icra ediyorsunuz, aile hayatınıza yansıması nasıl, yani Emniyet Müdürü Hasan Hüseyin Şahinkaya ile sıradan kişiliğiniz iç içe mi geçti?

 

      Mesleği tercih etmemin yanı sıra, “kader” demek daha anlaşılır geliyor bana. Pek tabii ki meslekte yaşadığımız stres etkisini gösteriyor. Ancak aile yaşantımıza yansımaması için hassas davranıyoruz. Farklı iki karakter yapısını taşımak çok da kolay değil. Sorunlu insanlar ve konularla uğraş alanınız olunca ister istemez de mesleğin size biçtiği roller ve karakter yapısı da kaçınılmaz oluyor. Aile yaşantınızın da normal olduğunu söylemek gerçekçi olmaz. Çalışma saatlerimizden sonra evimize gittiğimizde çocuklarımız uyuyor, onlar okullarına gittiğinde de biz uyuyor oluyoruz. Fedakarlık herkese yansıyor…

 

         Sizin gözünüzde polis ne ifade ediyor, Beylikdüzü halkından beklentiniz nedir?

 

Kendimizi hizmet eden devlet mensubu olarak görüyoruz. Polis de falanca teyzenin ya da filanca amcanın oğlu. Yani halkın içinden. Beklediğimiz tek şey iletişimdeki anlayış ve olgunluk. Halk ile polis arasındaki ilişki ne denli sağlıklı olursa, daha yaşanabilir yaşamı elde edeceğimiz gibi, suçun ve suçlunun bertaraf olmasına da katkı sağlamış oluruz…

Bu haber toplam 1526 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim