• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Pazar Sabahı Manzaraları

10.12.2013 23:34
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Kentin meydanına doğru sabahın erken saatinde nedense yürüme ihtiyacı duydum.

Evdekiler derin bir sabah uykusunda, bense kentin ana caddesinde yürüyordum.

Meydana doğru yürürken sabahın erken saatlerinde bir ara ne işim var diye kendi kendime sorular soruyordum.

Ne aradığımı doğrusu bilmiyordum. Ama, ayaklarım yürüyordu işte..

Kimsecikler de ortada yoktur diye düşünürken, kafamı kaldırdığımda otobüs duraklarında bekleyen insanları gördüm, telaşla duraklara yürüyen insanları gördüm. Kar yağıyordu..

Meydana vardığımda benden önce meydan da gezen insanlar ile karşılaşınca beni tanıyanların selamını aldım.

Sahi meydanda ne işimiz vardı?

Çay ocağının bir sandalyesine oturunca, insanlarda yanıma geldi. Günaydın, nasılsın, selamın aleyküm sözlerinin ardından insanlar “hayırdır sabah sabah” sözlerine ne cevap vereceğimi düşünürken, Bir baba “ kızım karnesindeki dersleri çok başarılı, öğretmeni taktir vermiş” çocuğa bir hediye alamadı” dedi. Çocuğunu inşaatta amelelik yaparak, bin bir zorlukla okutan babanın mahcubiyeti yüzüne yansımıştı…. 

Sonra bir başkası “Evin elektrik, su parasını ödeyemedim” diye dert yandı. Adam içinde ki kor ateşi söndürmek isteyen derin bir nefesini dudaklarının arasından bir üfleme ile noktalıyor konuşmasını….
Bir başkası “Param olmadığı için kredi kartından eve alış veriş yapmıştım, maaşımı geç verdikleri için borcum faize girdi. Allah kahretmesin” dedi.

Adamın yanına bir kadın yaklaşıyor. Kulağına bir şey söylüyor. Beli ki bizden hem utanıyor, hem de sözlerini duymamamız için itina gösteriyordu. Adam masadan kalkıyor, biraz ilerleyince pantolonunun yan cebinden iki üç demir parayı kadına veriyor. Kadın fırtınadan kaçarcasına sert adımlar ile otobüs durağına doğru yol alırken, adam yeniden masaya gelip oturuyor. “Kusura bakmayın” diyor. “Kız kardeşim yeni işe girmiş, Pazar günü bile çalıştırıyorlar. Kocası evi terk etmiş, oda tek başına, hem çocuklarına bakıyor, hem de çalışıyor” dedi. Adam bizimle sohbetine devam ediyor“sabah evden çıktım bir arkadaştan 5 Tl borç aldım, iki buçuk lirasını kız kardeşimin yol parası olmadığı için ona verdim. İki buçuk lirası ile de bugün eve ekmek alacağım” dedi.

O bunları anlatırken, içten içe, hangimiz aynı değiliz ki dedim.

Garson yaklaştı “Abi çay içer misiniz, çay getireyim mi?” dedi. Evet cevabını benden alınca kan kırmız birer bardak demli çaylarla Pazar sabahımızı ödüllendirdik.

Dışarı da kar taneleri rüzgarın esintisiyle raks ederek toprak anaya kavuşuyor. 

Soğuktan İnsanlar üşüyor… Amansız bir savaşın içinde cepheden, cepeye koşan asker misali insanlar yoksulluğa karşı insanlar direniyor…. 

İçilen çayların ardından masadan kalkıyoruz. Çay ocağında dışarı çıktığımda kentin koca meydanı dar geliyor.

Ne sen varsın…

Nede ….

Güneşi gölgelendiren o gri bulut…

Kaldırımlarda yürürken kentin delisi yanıma yaklaşıyor. Elinde üç dört dal sigarayla “Sigara içer misin? Sağol diyerek ikramını geri çeviriyorum.

Gülen yüzü bir anda geriliyor. “Sen beni adamdan saymıyor musun ki bir dal sigaramı içmiyorsun. Al benden içelim diyorum.” sabah sabah sigara içmemek için direnirken 

Kentin delisi yüzünde bir tebessümle “benim sigaram keriz malıdır” kamil malı değil” diyor. Deli “Al sana helaldir iç, ben senin sigaranı almam” desem de deli haykırıyor alacaksın alacaksın. inadı karşısında pes ediyorum…

Kaldırımda yürürken sigaramızın dumanı gök kubbeye yükseliyor. deli çocuksu bir sevincin haykırışı ile atılıyor “Biliyor musun Gürbüz Çapan ceza evinde çıktı” diyor. Cep telefonuna yüklediği Çapan’ın eski resmini bana gösteriyor. “baba ya bak, baba ya. adam gibi adam” diyor. Bense madem suçsuzdu ömründen, çalınan zamanın hesabını kim verecek diye iç geçiriyorum. 

Dünyanın gamını yük etmeyen deliyle Pazar günümüzün birkaç saatini paylaşıyorum.
Saatler ilerliyor… Deli bir anda “bana sigara ver” diyor. iki üç dal sigarayı veriyorum. Deli “Bana yol parası da ver” diyor. Parayı da alınca hızla uzaklaşıyor. Giderken ikide bir arkasına dönerek kıs kıs gülüyor…. (aramızda kalsın yine keklendik.) sizde gülün). 

Sonrasında kentin sokakların da esen rüzgar, öylesine içime işliyor ki sensizliğin yaratığı bir titreme ile üşüyorum.. Hayatın gülen yüzü, toprağın suyu kanıksaması gibi seni arıyorum aynadaki yüzüm nerdesin…? 

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim