• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 25 °C

Özerklik ve özgürlük üzerine

04.01.2014 15:19
Özerklik ve özgürlük üzerine
Bilindiği üzere 13 Mayıs 2004 tarihinde MEB'nın hazırlayıp TBMM'ne sunduğu YÖK Yasa Tasarısı görüşmelerden sonra kabul edilerek yasalaştı. Cumhurbaşkanı kısmen iade etti ve hükümet, yasayı askıya aldı.

Oluşturulan taslak yasalarla ilgili en fazla eleştiri alan düzenlemelerin başında üniversitelerin özgürlüklerinin kısıtlanmak istemesi gelmektedir. Ne yazık ki bu iddia akademik çevrede de bilimsellikten ve gerçeklerden uzak tartışılmaktadır. Burada özgürlükten kastedilen nedir? Her ne kadar özgürlük kavramı her kesim tarafından (hükümet, akademi) farklı algılansa da şu gerçekleri öne çıkarmada büyük yarar vardır;

Öncelikle 'devlet üniversiteleri' birer kamu kurumudur. Yani bu kurumlar halkın vergileri ile finanse edilen yerlerdir ve devletin bu harcamaları denetleme yetkisi vardır. Türk yüksek öğretim sisteminin toplam gelirinin kaynaklarına göre dağılımı kabaca şöyledir: Yüzde 60 devlet bütçesi; yüzde 35 üniversitelerin kendilerinin yarattığı kaynaklar (döner sermaye, kira, bağış, vb); Yüzde 5 öğrenci katkı payları. Ancak, öğrenci katkı paylarının sadece yüzde 20'sinin eğitim-öğretim amacıyla harcandığı göz önüne alındığında, bu kaynağın reel öğrenim ücreti olarak nitelendirilebilecek kısmının sadece yüzde 1 olduğu, bunun kamu kaynaklarından yapılan harcamalara oranının ise ancak yüzde 2 civarında kaldığı görülmektedir. Üniversite eğitiminin bir üst statü eğitimi olmasına karşın üniversiteyi kazanan öğrencilerin finansmanı (yaklaşık 250 bin öğrenci) üniversiteye giremeyen öğrencilerin (1 milyon 250 bin) ailelerin vergileriyle finanse edilmektedir. Bu çarpıklığın ve haksızlığın giderilmesinde atılacak ilk adım, yükseköğretim parasızdır gibi çağ dışı bir zihniyetten, her türlü politik kaygıya rağmen kurtulmaktır. Zaten gerçekte yüksek gelir harcayabilen ailelerin çocukları iyi devlet üniversitelerinde okuma fırsatında birkaç adım önde durmaktadır.

Diğer taraftan üniversitelerin mali özerkliğe kavuşması, yani devletten aldığı kaynağı devlete denetletmek istemeyen bir yaklaşımın kabul görmesini beklemek çok da gerçekçi değildir. Üniversitelerin kendi öz kaynaklarını yaratmada ve kullanmakta devletin yarattığı engeller de aynı oranda haksız ve yersiz uygulamalardır. Bu engelin aşılmasında döner sermaye işletmeli daha verimli kullanılmalı ve şu anda yüzde 60 olan devlet payının daha aşağıya çekilerek üniversitelere kendi kaynaklarını yaratma imkanı verilmelidir.

Şu gerçek ivedilikle anlaşılmalıdır ki gündemdeki üniversite bağımsızlığı tartışması sadece ve sadece akademik özgürlüğü kendisine muhatap almalıdır. Ancak bugün akademik özgürlük kavramı altında çoğu zaman tartışılan aslında 'mali özerkliktir.' Özellikle tıp fakültesi olan üniversiteler bu fakülte üzerinden elde ettikleri geliri devletle paylaşmak ya da bu paraları yatırım olarak kullanmak istememektedir. Tartışmanın temelinde yatan gerçek budur. Bunun yanında akademik özgürlük konusunda üniversitelerin büyük bir sıkıntı çektiğini savunmak ise doğru değildir. Ülkemizde hiçbir üniversite üzerinde ne tür araştırmalar yapabileceğini dikte ettiren bir baskının varlığından söz etmek mümkün değildir. Kısacası akademik özgürlüğün dışındaki her türlü talep, toplumda ayrıcalıklı statüsünü kaybetmek istemeyen grupların kendilerini toplumun üzerinde görme eğiliminden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle hükümete karşı geliştirilen argümanlarda akademik çevreler akademik özgürlük yerine idari ve mali özgürlük talep etmektedir. Kamu finansı ile işletilen üniversitelerin bu talepleri ise ciddi bir ikilem yaratmakta ve sorunu çözüme götüreceği yerde daha da karmaşık hal almasına neden olmaktadır.

Bu tespitlerden hareketle gelecekte üniversitelere aktarılan devlet katkısı azaltılmalı, üniversiteler kendi kaynaklarını yaratabilir hale getirilmeli, bu yolla üniversiteler mali özerkliklerini kendileri sağlamalı, akademik gelişmelere ve üretimlere bu yolla kaynak sağlanmalı, burs sistemi çağdaş ve gerçekçi yollarla akademik başarıya yönelecek biçimde ve toplumsal paydaşların da katılımı ile revize edilmeli, günümüzde şüphe uyandıracak biçimde uygulanan seçim kriter ve odakları tartışmaların dışında bırakılabilmelidir.

Bu haber toplam 713 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim