türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 108.636
  • Altın 154,634
  • Dolar 3,8315
  • Euro 4,5314
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 11 °C

Özelleştirmede son vuruş

20.01.2014 11:43
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

1987'de başlayan özelleştirme programı tamamlanmak üzere. Tüm sermaye hükümetleri ekonomik politikada oldukça başarılı yol almaktalar. ABD emperyalizminin güçlü desteğiyle, IMF'nin ekonomik programını, ülkemiz emekçi halkının yoksulluk ve sefaletine rağmen zorbalıkla uygulanmaktadır. 

Bu soygun sürdürülürken, varolan siyasal iktidarlar yasama, yürütme ve yargı mekanizmalarında tam anlamıyla bir avuç tekelci burjuvazinin çıkarlarına hizmet edecek bir biçimde düzenlemeleri ihmal etmediler. Yapılan uluslararası anlaşmalarla ülkemiz Anayasası ve yasaları tamamen devre dışı bırakıldı. Bağımsız Demokratik Türkiye tezi, daha anlaşılır olarak yorumlanması lazım. Bağımsız Demokratik Türkiye, yoksul emekçi halk için özgürlüktür, demokrasidir, insan haklarının ihlal edilmemesidir, halkların birarada kardeşçe yaşamasıdır. İşçi sınıfının ve yoksul emekçi halkın özgürce örgütlenebilmesi, siyasi yaşama müdahale edilebilmesidir. 

Ancak ne yazık ki, ülkemizde işçi sınıfı ve yoksul emekçi halkın bırakalım siyasal ve politik örgütlenmesini, ekonomik örgüt olup olmadıkları tartışılan sendikal örgütlülüklerini tasfiye etmek için elden gelen herşey yapılmaktadır. Yalnızca kamuda örgütlü bulunan devlet güdümlü sendikalar da, bu nedenle devreden çıkarılmış olacak, özelleştirme gerekçesiyle bir taşla iki kuş vurulmak istenmektedir. Bir taraftan kamu işletmeleri bir avuç tekelci kapitaliste peşkeş çekilirken, diğer tarafta uluslararası sermayenin ülkemiz halklarının geleceğini karartan, uluslararası anlaşmalar ve MAI, MİGA gibi ticari anlaşmalarla ülkemiz, emperyalizmin açık pazarı haline getirilmektedir. 

Peki bu durum, bugün mü bu hale getirildi diye sorulabilir. Hayır. Bu süreç oldukça eski fakat, bugün yasal olarak resmileştirildi. O nedenledir ki; Bağımsız Demokratik Türkiye yaklaşımı, bir avuç tekelci kapitalist için yeniden düzenlenmelidir. Bağımsız Demokratik Türkiye, sermaye için özgürlük, bağımsızlık ve demokrasi olarak algılanmalıdır. Kamu işletmelerinin devleri olan POAŞ, TÜPRAŞ, SEKA, PETKİM, arkasından TELEKOM, TEK ve THY gibi kamu işletmeleri birilerine peşkeş çekilerek, tasfiye edilecektir. Sermaye ülkemizde tek başına iktidardır. Yapılan bunca yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvete rağmen, kamuoyuna yansıyan fazlaca bir şey yok, yansıtılanlar ise, sermayenin istediği ölçüdedir. 

Peki kamuoyunu kim bilgilendirecek ve uyarıcı görevini kim yerine getirecek? Pek tabii ki, yanıt hemen hazır; medya, basın-yayın. Peki bugünkü medya kimin elinde ve kime hizmet etmekte? Hepimiz biliyoruz ki, tekelci sermayenin elinde. Sermayenin tekelinde bulunan medya, basın-yayın kimin çıkarına toplumu bilgilendirecek? Pek tabii ki, sermayenin çıkarına. Hep birlikte birazcık geriye giderek düşünelim. 1987'de ortaya çıkan özelleştirme politikasına karşı olanlarla, bugün karşı olanları yanyana koyup değerlendirin. Bugün samimice özelleştirmeye karşı olan kimler var? En çok zarar görecek olan ve geleceğinde açlık, işsizlikle yüz yüze kalacak olan kamu işletmelerinde çalışan işçiler, kendilerini dürüstçe sorgulamalıdırlar. 

Havadan-sudan gerekçelerle, üç-beş tane asalak, üç-beş tane çalışmadan geçinen, üç-beş tane arkasında siyasi dayısı bulunan yüzünden, lanet olsun deyip özelleştirmeden yana olduklarını söylemekten vazgeçmedikçe, özelleştirmenin karşısında durabilmek fazlaca mümkün değildir. 

Son POAŞ özelleştirmesinde yapılan bir-iki pratik eylemliliklerde, sendikaların ve katılan işçilerin ruh hali, bir çok gerçekliği ortaya koymakta, ortak yaklaşımı; inançsızlık, kararsızlık, güvensizlik içermektedir. 

Bayram Meral ve bazı sendikacıların POAŞ ihalesini izlemek ve tepki göstermek için yapmış oldukları eylem, tam anlamıyla göstermelik olmanın ötesine geçemedi. Polisin ilk müdahalesiyle dağılmak zorunda kaldılar. Başkaca bir şey yapmalarını da beklemiyordum, sorun işçilerin sorunudur, onlarsız eylem; eylemsizliktir. Çünkü bugüne kadar özelleştirme, taşeronlaştırma, esnek çalışma gibi konulara karşı tam anlamıyla hayırhahçı bir yaklaşım içinde yer aldılar. Bir çok sendikacı bey ise, özelleştirmeye karşı olmayı, ilkellik ve çağdışılık olarak değerlendirdiler. Peki bugün sizlerin yaptıklarına kim inanacak? İşçiler güvensiz, sermaye ve iktidar ise dikkate almamaktadır. Ekonomik Sosyal Konsey'de yer alacaksınız, ekonominin yeniden düzenlenmesine karşı çıkacaksınız. En hafifinden inandırıcı olamazsın, tıpkı bundan önceki Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı'nda olduğu gibi. 

İşçilerin kendi kurumları olan sendikalarına karşı güvenleri oldukça fazla derecede aşınmış durumda. Yeniden güvenilir olabilmek çok kolay değil, kurumları güvenilir kılabilmek için yeni bir dinamizme, kararlıca bir çıkışa, güvenilir bir öncülüğe ihtiyaç var. İstisna olan güvenilir birkaç sendika önderi ve öncüsüne çok ciddi görevler düşmektedir. 

Son bir kez daha geçen gün, Türk-İş Başkanlar Kurulu'nda tespit edilen eylemlilikleri kararlıca uygulamayı göze alabilirsek, belki gelecek açısından bir umut ışığı olabilir. 

Bu yazı toplam 321 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim