• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 19 °C

"Oyunumun ırzına geçirtmem!!!"

21.12.2013 21:55
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Son günlerde bu çıkışı oyun yazarlarımızdan hatta onların varislerinden sıkça duymaya başladık..Özellikle ödenekli tiyatrolarımız sezona girerken bu konuda ciddi sıkıntılar yaşadılar.Bir kısmını basından takip etmişsinizdir mutlaka..Sonuçta önemli bir kısmı uzlaşmayla sonuçlandı..Ancak görünen o ki bu sorun Türk tiyatrosu için önümüzdeki dönemlerde de baş ağrısı olmaya devam edecek..

    Tartışma,"yazarın hak ve sınırları" ile" yönetmenin hak ve sınırları" çerçevesinde oluşuyor..Her iki tarafta kendi haklarını sonuna kadar savunurken sınırlarının tarifleri konusunda patinaj yapıyorlar!..

    İlk gençliğimde yazmaya heves etmiş hatta denemiş biri olarak yazmanın,hele oyun yazmanın, ne denli meşakkatli,ne denli zor ve bir o kadar da talihsiz bir iş olduğunu bilenlerdenim..Günlerce , aylarca , hatta yıllarca uğraşıp, didinip yazdığınız oyunun belki de sonsuza dek raflarda bekleyeceğini,küflenip oyun mezarlığına gömüleceğini düşünerek,bilerek gene de inatla yazmak az şey midir?..Yazdığınızı kitap haline dönüştürme şansınız olsa bile bilirsiniz ki oyun sahneyle buluşmadığı, ete ,cana bürünmediği zaman bir değer ifade etmeyecektir..Söylermisiniz Allah aşkına kaçımız roman gibi,öykü,şiir gibi oyun kitapları alır okuruz,sırf keyif için?..İtiraf etmeliyim ki oyun metinleri edebi türler arasında okunması bakımından en tatsız tuzsuz olanlarıdır benim açımdan..Okurken bile seyretmemizi önerirler bize!..Kısaca oyun metinleri sahnelenmedikleri sürece silik, zayıf, bizi cezbetmeyen edebi metinlerdir!..Onları etkili, hatırda kalan metinler haline dönüştürebilecek tek şey bir "sahne metni"ne ulaşmalarını sağlayabilmektir..Yoksa yazılmış ama çekilmemiş bir senaryodan,tasarlanmış ama çizilmemiş bir resimden,projelendirilmiş ama gerçekleşmemiş bir mimari eserden( vb.) ne farkları kalır?..

    Yaşamımda bugüne dek 30' a yakın oyun sahneledim ve bunların %85 i yerli oyunlardı.Yazarlarının neredeyse tamamıda bugün -çok şükür ki- hayatta..Açıkçası ufak tefek pürüzler dışında onlarla hiçbir sorun da yaşamadım..Hal böyle olunca " bu uyduruk bir tartışmadır,kişilerin sorunudur" diye kestirip atacağımı sanmayın..Evet yaşamadım, ama bu potansiyel tehlikeyi de hep hissettim..Neredeydi tehlike ?Elbette eldeki metni ,sahne metnine dönüştürme aşamasına geçtiğimizde ,yazarın içine girdiği ama pekte belli etmemeye özen gösterdiği “cümlelerimin başına neler gelecek acaba ?”endişesidir..Hele bir de onu provalardan uzak tutar arada bir de olsa arayıp sorup gidişat hakkında bilgi vermezseniz iyiden iyiye evhamlanacak ve bir gün gözü dönmüş bir biçimde karşınıza dikilip “oyunumun ırzına geçirtmem arkadaş!” diye esip gürlemeye başlayacaktır..Sonrası tam bir felaket!!Salvolar arka arkaya gelecektir: “Şu cümleyi değiştirmişsiniz!Neden??, .................!

    Şu bölümü atmışsınız !!Olmaz!Bütün oyunun anlamı kaybolmuş!!Olmaz ki canım!!, ........................!!

    Falanca sahneyle filanca sahnenin yerini değiştirmişsiniz!!Yapamazsın kardeşim,kimden izin aldın?Ayıptır ayıp!!

.............................!!!
    Ben arkada iki pencere var diye yazmıştım..Sen oraya araba lastiği koymuşsun? Ne mana yani!Hiç saygınız yok yazara hiç!.. .......................................!!!!

    Bak,bak,bak!Ne yapıyor o kadın öyle?Parantezi okumuyormuşsunuz kardeşim,”öfkeyle kalkar” yazmıyor mu ne sırıtıyor pişmiş kelle gibi?.. .................................................!!!!!

    Yorum mu? Ne yorumu kardeşim!Sen önce okuduğunu doğru anla ,doğru anlat ondan sonra yorumdan bahset bana!Senin gibileri yönetmen diye ortaya çıkaranlarda kabahat!Güzelim sanatın içine ettiniz be!.. ............................................................!!!!!

    Ne!!! Finali mi değiştireceksin!Hadi oradan! Oyunumun ırzına geçirtmem kardeşim..Çekerim ,oynatmam valla.!!

    Eee yönetmeninde sabrı bir yere kadar..Koptumu size kızılca kıyamet!Gel çık işin içinden....

    Şimdi kim haklı burada derseniz ben hiç kuşkusuz yazar haksız derim..Taraf mı tutuyorum?..Evet tutuyorum!Çünkü:

    Hiçbir yönetmen falanca oyunu alayım da ırzına geçeyim gibi sapkın bir düşünce içinde olmaz,olamaz...Bilir ki bir süre sonra seyircinin karşısına çıkacak olan yapıtın baş sorumlusu O' dur ve bu çalışma O'nun imzasını taşıyacaktır...

    O ,okuduğu metinden algıladığı,hayal ettiği ve seyirciyle paylaşmak istediği dünyayı yaratmanın peşine düşmüştür.Bu dünyayı gerçek kılabilmek için de metinden oyuncuya,ışıktan dekora, kostümden müziğe kullanabileceği tüm araçları kendi amacına uygun biçimde taşıyacaktır sahneye..

    O ,sahnede trafik polisliğine soyunmaz.Yazarın parantez içinde yazdıklarını emir komuta zinciri içinde algılamaz.Onları metni kavramak için, yazar tarafından verilmiş ip uçları olarak görür,bağlayıcı kabul etmez..

    O , eğer metine müdahale etme gereği duyuyorsa bunu kafasına esti diye yapmaz ,mutlaka amacına uygun dramaturjik bir çalışmanın üstüne oturtur..Çünkü O dramaturgiye inanır..

    O , bilir ki,bu metni yaşamı boyunca ,istisnalar olmazsa,ilk ve son kez sahneye koymaktadır.Ve yine bilir ki ,kendinden sonra da bu metin başkaları tarafından başka zamanlarda yine sahnelenecektir ve O,o zamanlarda iyi yapılmış bir işin sahibi olarak anılmak ister..

    Yönetmenin haklılık gerekçelerini daha da uzatabiliriz..Sorunun temelinde başta da belirttiğim gibi yazarın metniyle,sahneleme metni arasındaki çatışma yatar aslında..Belki de daha derinlerde çağdaş tiyatrodaki tanımıyla "yönetmen tiyatrosu" ile "muhafazakar, konservatif" olanın çatışmasıdır bu...

    Tiyatro öldü mü,bitti mi tartışmaları arasında kimseye yararı olmayacak aptal bir tartışmadır...Ancak son dönemde tanık olduğum iki örnek gösteriyor ki yazarlarımız (yeni ya da eski kuşaktan hiç farketmiyor) bu örtülü mücadelede yeni çıkan telif hakları yasasıyla bir adım öne geçtiklerini düşünüyorlar,ve her sıkıntıda yasal haklarını kullanma tehdidinde bulunuyorlar..Bu durum bir tarafıyla telif hakları yasasının defolarından birini açığa çıkarırken,bir yandan da alanın asıl sahiplerine danışılmadan,bürokrat eliyle hazırlanan yasaların gelecekte de salt tiyatro dünyasına değil tüm sanat alanlarına ağır sıkıntılar yaşatabileceğinin ön uyarısı oluyor..(Kızım sana söylüyorum ,gelinim sen anla!Hani şu ödenekli tiyatrolar kapatılsa da parsayı biz toplasak diye düşünen aklı evvellerimiz var ya!!Dilerim tiyatrosuz kalmazlar!!.)

    Zaten kendini bildi bileli dar kapsamlı bir yazarlar lobisinin kuşatması ve tacizleri arasında kalmış Türk Tiyatrosu ve onun yönetmenleri iyice köşeye kıstırılmış hissediyorlar kendilerini ve çareyi yönetecekleri oyunları kendileri kaleme almakta buluyorlar- bkz-yönetmen yazarlar: Kenan Işık, Dinçer Sümer, Ferdi Merter, Erhan Gökgücü, Başar Sabuncu, Yılmaz Onay vb..- Bir başka ve daha ışıklı çıkış yolunun genç yazarlar yetiştirmek ,onlara el verip hem kısır tiyatro edebiyatımızı zenginleştirmek, hem de yazar - yönetmen arasındaki ortak terminolojinin oluşturulmasını hızlandırmak olduğunu düşünüyorsunuz amma umut bağladığınız genç yazarlarında daha ilk deneyde büyüklerinin izinden gittiklerini görüp düş kırıklığına uğruyorsunuz!-bkz-......................isim vermeyeceğim, ne de olsa genç onlar ..Bakarsınız değişirler.!

    Hasılı tiyatro gemisini yazarı, oyuncusu, tasarımcısı ,teknisyeni, biletçisi, teşrifatçısı, aklınıza gelen ne kadar emekçisi varsa onlar yüzdürmeye çalışıyorlar ancak unutmamak gerek ki dümende yönetmen var ve gidilecek rotayı, varılacak limanı o belirliyor. Son söz yönetmenin..

    Ey sevgili yazar,bu o kadar korkulacak birşey değil inan ki...Düşünsene Shakspeare'in oyunlarını tarih boyunca yeryüzünde kimbilir kaç yönetmen ,kaç biçimde sahnelemiştir! Söylermisin hangisi anımsanır tarih kayıtlarına düşülmüş birer satırdan gayrı?..Yönetmen fani, sen kalıcısın!

    Eh ,öyleyse izin ver de senin yapıtından ilham alarak o da giderayak kendi resmini çiziktirsin boşluğa..Sana olmasada birilerine bir hayrı dokunur belki de!.

    Sağlıcakla kalın... 

Bu yazı toplam 312 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim