• BIST 92.709
  • Altın 212,013
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • İstanbul : 11 °C
  • Ankara : 3 °C
  • İzmir : 9 °C

Osmanlı'nın Yetimleri

29.09.2013 11:32
Osmanlı'nın Yetimleri
100 yıl önce bir büyük oyun oynandı. Asırlardır “Ümmet Coğrafyası” olarak nitelendirilen bu topraklarda; insanlar, kardeşçe birlikte yaşadılar. Emperyalist güçler eliyle gerçekleşen bu oyunda önce ırklar - kavimler yarattılar.

Asırlardır “Ümmet Coğrafyası” olarak nitelendirilen bu topraklarda; insanlar, kardeşçe birlikte yaşadılar. Emperyalist güçler eliyle gerçekleşen bu oyunda önce ırklar - kavimler yarattılar.

Tıpkı Tevrat’ta geçtiği gibi ! ..

“Yehova .. Bunlar hepsi tek kavim.’ dedi. Konuştukları dil aynı, giriştikleri işi yarıda bırakacağa benzemiyorlar. Gelin de toprağa inelim, dillerini ayıralım şunların; birbirlerini anlayamaz olsunlar”

Yekvücut olan bu kardeş toplumu yapay sınırlarla böldüler. Yarattıkları her bir kavme, emperyal ellerde yetişmiş bir sahte kahraman –kukla, diktatör–  tayin ederken bir yandan da gururla okuyacakları sahte inkılap tarihleri yazdılar.

Bir zamanlar sadece Müslüman olduğu için övünen insanlar; Türklüğüyle, Kürtlüğüyle, Araplığıyla övünen insanlara dönüştü.

 Özgürlük şarkıları bestelenip, Batı hayranlığı yaratıldı. Tarih boyunca bütün dinlerin ve medeniyetlerin beşiği olan Doğu, “gerici” ; Batı ise medeniyetlerin beşiği olarak lanse edildi. 

Batı’nın oyununun tam ortasındaydık. Oyun ve yahut daha da acısı, Cemil Meriç’in kelimeleriyle:  “kendi tarihine ihanet etmek ve köleliğe peşin peşin razı olmak” …  

GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞE YÖN VEREBİLİR Mİ ?

Orta Doğu’da işler küresel aktörlerin istediği gibi şekillenmişti. Filistin, Mısır, Suriye, Irak, Cezayir, Libya, Tunus ve daha nice yetim memleket ..  Osmanlı yetimlerinin her biri, bir başka oyun tahtasına konulmuş, her biri üzerine, sayısız kez neşter vurulmuştu.

Peki tüm bunlar yaşanırken, asırlardır İslam’ın sancaktarlığını yapmış bu yüce milleti ayağa kaldırmak için ne yapılmıştı ? Mısır alimi Muhammed Abduh, Osmanlı Sultanı Abdülhamid Han’a yazdığı mektupta, “Dini Eğitimi Islah” projesinden bahseder. Konunun dışında olması hasebi ile bu konuya girmeyeceğim fakat dini eğitimin ıslahıyla birlikte İslam Dünya’sındaki sorunların giderilebileceği düşüncesi ve Abdülhamid’in İslam Birliği Siyaseti, bugünün Türkiye’si ve dış politikasına ışık tutması bakımından araştırılması gereken önemli bir konu/dönemdir.

İçeride yapılmaya çalışılan ıslahatlarla beraber Abdülhamid Han, Batı’nın empoze ettiği gibi sürekli reform isteyen, özgürlük, çağdaşlaşma, nağraları atıp, batılılaşma batılı gibi yaşama arzusu içerisinde Batılı güçlerle iş birliği içerisinde bulunan Jön Türkler ile de uğraşıyordu.

Çağdaş yaşam duymaya alışık olduğumuz kelime şu sıra. Keza Özgürlükte aynı. Bir Mısır’da, Çağdaşlaşma dediğiniz de aklınıza Tahrir’den yükselen çığlık gelir. Özgürlük Taksim’in isyanıdır. 100 yıldır kullanılan metotların eskimemesi ne garip öyle değil mi ?

BİZE VERİLEN PAYE ..

Biz apayrı bir medeniyetin çocuklarıydık. Başka ölçüleri olan, çok daha eski ve asil bir medeniyetin. Üstad Necip Fazıl; "doğsun benden doğarak Büyük Doğu"derken, bizler kendi değerlerimizi reddedip Batı’ya yaklaşarak peşin peşin köleliğerazı olamazdık. Yıllardır Müslüman coğrafyasında katliamlar yaşanırken; hiç bir olmamışız, aynı topraklarda yaşamamışız, aynı suyu içmemiş aynı cephe de savaşmamış gibi onlara sırt çevirmek ne kadar haysiyetlice olurdu? Tarihin sırtımıza yüklediği bu ağır yük; tercihten çok bir kardeşlik vazifesiydi.

Yük ağırdı…

Sayın Davutoğlu “Yanlış yerde durmaktansa yalnız ve dimdik durmak daha iyidir.” derken,  kardeşliğin bir bedel istediğini de biliyordu elbet. Hem İslam topraklarında ki bu kıyım, Müslümanlar arasında bir birliğin, dayanışmanın olmamasından sebep değil miydi?

 Elbet bir şeyler yapılmalıydı. Fakat belki de sormamız gereken asıl soru şuydu:

Şimdiye kadar ne yapabildik ?

Veya bizim neleri yapmamıza izin verdiler ? Filistin’de binlerce insan katledildi keza Suriye Filistin. Eski Osmanlı bakiyesi üzerinde öc alırcasına yaşanan bu katliamların hangisinde bir şey yapabildik ? Hiçbir cümlenin öznesi olamamak, eleştirmek, konuşmak, bağırmak, slogan atmak bize verilen paye miydi ?

"Senaryoyu başkaları hazırlamıştı, biz sadece birer oyuncuyduk. Nesiller bir ütopyanın kurbanı olmuşlardı … AVRUPA’yı tanımak gaflet; Avrupa’yı tanıyan ülkesinden kopuyor. Bu lanet çemberinden nasıl kurtulacağız ?"     /Cemil Meriç/

Soru gayet açıktı. Güzel ülkemiz bu lanet çemberinden nasıl kurtulur ?

Bu haber toplam 1531 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Çiçekli sakal modası Avrupa'da yayılıyor17 Temmuz 2014 Perşembe 13:13
  • Rusya Kıtalararası Füze Denemesi Yaptı05 Mart 2014 Çarşamba 10:18
  • Ukrayna Bölünecek mi?05 Mart 2014 Çarşamba 10:14
  • Başbakan istifa ediyor14 Şubat 2014 Cuma 00:11
  • Suriye'ye Suudi desteği20 Ocak 2014 Pazartesi 00:02
  • "AB’ye girerken şehirlerimize çeki düzen vermeliyiz"18 Ocak 2014 Cumartesi 21:06
  • Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliğine Yeni Yönetim17 Ocak 2014 Cuma 18:32
  • CIA'nın biçtiği roller oynanıyor11 Ocak 2014 Cumartesi 19:01
  • Başbakan istifa etti10 Ocak 2014 Cuma 21:18
  • İsrail Gerçeği04 Ocak 2014 Cumartesi 23:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim