• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 18 °C

Oğullar ve Rencide Ruhlar

20.08.2013 23:02
Oğullar ve Rencide Ruhlar
Oğullar ve Rencide Ruhlar kitabının içinden alıntıları sizler ile paylaşıyoruz.

 O anda zanlılardan birinin evinde bulunduğumu hatırlayıverdim. Bu kız cinayet hakkında birşeyler biliyor olabilirdi. Sarhoşluğundan yararlanarak ağzından laf alabilirdim. Biraz daha üstüne gitmeye karar verdim. Daha kısa cümlelerle. “Belki de hiç dönmez. Ben olsam dönmezdim. Polisler Erkin Abi’nin cinayet işlediği için kaçtığını düşünüyor ama bence o da senden kaçtı.”

   “Yalan!” diye bağırdı gözleri çakmak çakmak. “Erkin beni çok sever. Hatta bana tapar o be… Tapar!”

   Anlaşılan bu kez onu etkilemeyi başarmıştım, ama ters taraftan. Herifin asılacak olması umurunda bile değildi; onu ilgilendiren, sevilip sevilmediğiydi. Kim bilir, belki de daha gelişmiş bir bilinç düzeyinin işaretiydi bu. Her durumda, bir kadınla konuştuğumu aklımdan çıkarmamam gerekiyordu. “Tabii, tabii,” dedim alayla. “Tapılmayacak gibi değilsin zaten. Ayyaş Afrodit!”

   “Bir bok bilmiyorsun sen,” dedi en çirkef tavrıyla. “Erkin benim için canını verir. Ben de onun için, tamam mı! Dünyanın en tatlı, en yumuşak insanıdır o… Koray öküzü gibi değildir. Duyguludur, anlayışlıdır…”

   “Tamam. Size mutluluklar dilerim o zaman. Eğer asmazlarsa, sevgilin otuz yıl sonra kodesten çıkar, kavuşursunuz birbirinize.”

   Birasının kalanını ağzının kenarlarından döke saça içip bitirdi. “Çok aptal bir çocuksun sen. Hiçbir şey anlamıyorsun. Benim sevgilim o değil ki, Koray.”

   “Koray öküzü?”

   Başını evet anlamında hızlı hızlı salladı, böyle bir hareket yaptığı için de hemen ardından feci şekilde öğürmeye başladı. Neyse ki, kusmamayı yine başardı. “Evleneceğiz biz.”

   “Anlaşıldı,” dedim biraz daha canını yakmak arzusuyla. “Erkin sana tapıyor ama seni bir kadın gibi görmüyor.”

   “Ay sen cidden çok… Çok aptalsın yahu,” diye asabi bir kahkaha attı. “Bunların hepsi sırılsıklam âşıktı bana. Koray, Erkin, Kayhan…”

   Listeyi daha da uzatmasın diye araya girdim. “Öyleyse niye sevdiğin erkeği değil de bir öküzü tercih ettin?”

   Bira kutusunu avcunda yamultup bir kenara fırlattı. Yüzünde ekşi bir ifade belirmişti. “Kayhan çok zengindi. Çok güzel bir arabası vardı. Yemeğe, dansa falan götürürdü beni. Hep lüks yerlere…”

   “Kayhan’ın canı cehenneme! Bana Erkin’i neden istemediğini anlat.” Kan beynime sıçramıştı. Soruşturmanın izleğinden saptığımın farkındaydım ama birden bu nokta bana dünyadaki her şeyden daha önemli gözükmüştü. Zaten insanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmek neye yarar ki?

   Gözleri kapalı derin bir ah çekti. Hülyalı bir tavırla arkasına yaslanıp gerindi. “Erkin,” diye mırıldandı. “Canım benim. Kıyamam ben ona…” İşte sebep bu diye düşündüm. Ona kıyamıyor. Hayatını onunkiyle birleştirip çocuğun canına okumayı istemiyor. Tabii ki yine yanılmıştım. Devam ediyordu ayyaş ilahe. “Koray beni herhangi bir kadını sever gibi sevdi, oysa Erkin bana âşıktı. Anladın mı? Bana. Onun aşkı gerçekti. Öyle kalması için ona hayır demeliydim.”

   “Ama neden?”

   “Çünkü gerçek, hayal kırıklığıdır.” Kıkırdarken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Ona yüreğimi verdim ben. Her şeyimi, her şeyimi onunla paylaştım. Gece Koray’la sevişir, sabaha karşı Erkin’in yanına gidip başımı onun göğsüne yaslar, huzur bulurdum. Ona Koray’ın bana neler çektirdiğini anlatırdım. Hatta bazen her şeyi olduğundan da kötü gösterirdim. Beni dövdüğünü, yatakta bana adi bir orospu gibi davrandığını söylerdim. Öyle sessizce beni dinlerdi. Ona çok, çok acı verdiğimi biliyordum. Ama başka çarem yoktu. Yoksa beni nasıl anlayabilirdi ki? Canım benim. Kıyamam ben ona…”

   Midem yanıyordu ve galiba görüşüm de bulanıklaşmıştı. Alkol bana iyi gelmiyordu. “İnsan nasıl bu kadar zalim olabilir?” diye sordum, ondan ziyade kendime.

   “Sen nasıl beni yargılarsın pis cüce,” diye bağırdı. “Biliyor musun ki Erkin’le gelecekteki mutlu günlerimizin hayali olmasa şu rezil hayata bir dakika bile katlanmam ben!” Ardından katıla katıla ağlamaya başladı. Sağ kolunu gözdesi yıkılmasın diye kucağıyla çenesi arasına destek yapmış öne arkaya yaylanırken, “Zalim değilim ben,” diye inliyordu. Son derece zavallı bir görünüşü vardı gerçekten.

   Demek Erkin’le mutlu bir gelecek tasarlıyordu. Belki de tüm o saçmalamalarının ardında kendince mantıklı gerekçelere sahipti. İçim pişmanlık ve acımayla dolmuştu. Usulca yanına çöktüm. Artık tırnaklarını değil düpedüz parmaklarını dişliyordu. İçine düştüğü bu ruh durumunda muhakkak ki sarhoşluğu kadar geçmişte yaşadığı talihsizliklerin de etkisi vardı. Afakanlar düşük tempolu, psikodelik bir hava tutturmuştu. İnsan her şeye alışıyordu işte. Kızın elini tutup dişlerinin arasından çektim. Ölüm kadar kasvetli ve müşfiktim. “Hayallerinden söz et bana.”

   Oğullar ve Rencide Ruhlar, s.86-88, Alper Canıgüz

Bu haber toplam 510 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim