türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 94.887
  • Altın 246,588
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 19 °C

Ne çok acı var..

29.08.2013 21:09
Ali Rıza Yılmaz / Yazar

Ali Rıza Yılmaz / Yazar

"Ne çok acı var" cümlesiyle başlar Cahit Zarifoğlu ‘Yaşamak’a.
Nasıl dayanıyor yürek bunca acıya? Ne kadar güçlü bir kas şu kalp dedikleri..
Birkaç haftadır uykularımı bozan iki olay dolaşıyor aklımın odalarında.
Birincisi Suriye’deki savaş,ölen çocuklar.. Ben soğukkanlı biriyimdir,fakat o görüntülerden sonra çocukların,bebeklerin cesetlerini gördüm gece gündüz düşümde.
Bir çocuk geliyor gözümün önüne,kimyasal silah yüzünden ‘çırpınarak’ ölüyor. Yakınındakilerin elinden gelen bir şey yok.Çocuğa Kelime-i şehadet getirtmeye çalışıyorlar ama çocuğun ağzından köpükler çıktığından bir türlü söyleyemiyor ve o küçük eliyle kalem tutar gibi boşluğa yazıyor son duasını.. O görüntüde nasıl ağladığımı bir ben bir Allah biliyor.Nasıl bir acıdır bu? Ota boka insanları kırıp,bizi hiç haketmeyen insanlara ‘tapıyoruz!’ Şükretmeyi bilmiyoruz.

Uykumu kaçıran ve vicdanımın anasını ağlatan bir başka olay.
Geçen haftalarda Ayşe Arman’ın bir yazısını okudum,başlık çekti dikkatimi;

Bir annenin, insanın kanını donduran çaresizliği..

Siz söyleyin… Aysel K, küçük kızını cinsel istismardan nasıl korusun?

Nefret edeceksiniz…

Lanet edeceksiniz…

Okumak istemeyeceksiniz…
Tiksineceksiniz, mideniz bulanacak…
Hatta, belki de bir noktadan sonra, bu röportajın devamını getiremeyeceksiniz…
Ama hayır!
Öyle yapmayın, zorlayın kendinizi!
Aysel K’ye kulak verin, acısını yüreğinizde hissedin.

Daha bir merak ettim yazıyı ve sonuna kadar okudum. Burada hepsini paylaşmayacağım kısa bir özet şeklinde en can yakıcı tarafları yazacağım.
Aysel K’nın kızı C.İ, iki buçuk yaşında uğruyor cinsel tacize.
Abisi ve öz babası tarafından.

Evet evet doğru bu haber ve böyle insan kılıklı hayvanlar mevcut ne yazık ki,buraya kadar sıradan bir ensest tecavüz hikayesi olarak biliyorsunuz, ne de olsa çok okuduk değil mi böyle haberler? Ne çok hissizleştik.. Ama bu olayın iç yüzüne ve çocuğun yaşadıklarını okuyunca anlayacaksınız neyin ne olduğunu,bu acının bir ömür o çocuğun,çocuk bile değil lan! Ufacık bebeğin bedeninden silinse bile yaraları,kalbinde bakii kalacağını anlayacaksınız okudukça.

Aysel K,evlenip boşanmış ve bir oğlu olan bir kadın. Sonra varlıklı olan bir adamla evleniyor görücü usulü. Adamın 20 yaşında kızı ve 5 yaşında oğlu var.Adam varlıklı olduğu gibi de namazında niyazında biri. Böyle birinden bir zarar gelmez diyerekten evlenmeyi kabul ediyor Aysel.
Ve küçük bir kızı oluyor çiftin. Küçük kız 2.5 yaşına geldiğinde sorunlar başlıyor. Kadının kendi oğlu -o sıralar 13 yaşında- küçük kıza cinsel yaklaşımlarda bulunuyor.
Elle dokunma. Kızı kanepenin arkasına alıyor, sürekli elleri üzerinde. Denizde, uzak yerlere götürüyor, orasına burasına dokunuyor. İkaz ediyorum, “Bu tarafa getir” diyorum. Getiriyor. Ama beş dakika sonra aynı şey. Yazlıktaki iki katlı evde, kızımı sürekli alt kata indiriyor. Ben de onların peşinden iniyorum. Öbürü de evladım, bir şey de diyemiyorum, konduramıyorum da…

Yeterli gelmedi mi vicdanınızın sızlaması için? İşte devamı.

Bacaklarını açarak oturuyor, kızım koşarak ona doğru geldiğinde, kafasını bacaklarının arasına bastırıyor. “Oğlum yapma, bu yanlış bir hareket” diyorum, “Tamam anne” diyor. Mutfağa gidiyorum, geri döndüğümde, bu sefer eli poposunda. Bir gün resmen, 2 buçuk yaşındaki kızımın dudaklarına yapıştığını gördüm. O, bardağı taşıran son damla oldu.

Bu olaydan sonra Aysel kocasından şiddet yiyor. Çünkü kocası,karısına inanmıyor ve olay boşanmaya kadar gidiyor. Ayrılmadan sonra maalesef kızı haftasonlar babaya veriliyor. Ve abisi de o sırada babanın yanında..

Kızım, “Abim, elini hep burama sokuyor!” dedi. Mahvoldum! Müthiş bir öfke, kızgınlık, mide bulantısı, her şeyi birden hissettim. Korktuğum başıma gelmişti. Demek ki şüphelerimde haklıydım. Ama paniğimi, kızıma çaktırmamaya çalıştım, “Çiş yapıp yapmadığına bakmıştır abin” dedim. Fakat dünyam karardı. Çaresizlik içinde kıvranıyordum. Baba da, ısrarla almaya devam ediyor çocuğu. “N’olur ikisini yalnız bırakma” diyorum, resmen yalvarıyorum, “Tamam” diyor ama kızım döndüğünde, “Biz evde abim, babam, ben yalnızdık” diyor. Sonra bir gün, daha da korkunç bir şey söyledi: “Halının üzerinde oturuyorduk, abim elime ip verdi, orana sok” dedi. Bunu duyunca ölmek istedim! Korunmasız, küçük bir kız. “Ben de yaptım. O da beni seyretti. Bu aramızda bir oyun” demesin mi? Nefesim kesildi, “Peki baban n’aptı?” diye sorabildim ancak, “Salonda gazete okuyordu” dedi. Hemen babaya telefon ettim, “Nedir bu ip rezaleti?” diye çığlık çığlığayım. “Saçmalama, ip-mip yok” deyip telefonu suratıma kapattı. Bir gün gene gitti babaya, eve döndüğünde poposunu yıkıyorum, baktım kızarıklık var. “Kızım ne oldu, bir yere mi çarptın?” diyorum, hiçbir şey söylemiyor.

Boşanmadan sonra adam yazlığa gidiyor çocukları ile. Ve küçük kızı da götürmek istiyor üstüne basa basa diyorum iki buçuk yaşındaki kızı da.
Olay bundan sonra daha da iğrençleşiyor.

Ablam, yurt dışından ona bir bebek getirmişti. Sürekli bebeğin cinsel organına bir şeyler batırıyordu. “Ne yapıyorsun kızım?” dedim. “Anne, o hasta. Onu iyileştiriyorum. Ona aşı yapıyorum” dedi. Sonra kafasını kaldırıp bana baktı, “Abim de bana yapıyor. Kimseye söyleme ama. Bu aramızda bir sır…”

“Biz abimle doktorculuk oynuyoruz” dedi, “Külotumu çıkarıyor. Beni üstüne oturtuyor. Sonra elimi kolumu bağlıyor. Fotoğraflarımı çekiyor. Oramı elliyor, gıdıklanıyor musun?” diye soruyor. Kızımın anlattıklarını dinliyorum ama çaresizlikten de delirmek üzereyim. “Peki baban neredeydi kızım?” diyorum. “Bazen yürüyüşteydi” diyor, “Bazen de evde.” Başka bir şey de söylemiyor…

Daha sonra Aysel,kızını uzman bir doktora götürüyor ve işin içinde babanında olduğu ortaya çıkıyor.

“Bu oyunları kendisiyle oynayan iki kişiden söz ediyor kızınız. İki isim veriyor, biri abinin ismi, diğerinin baş harfi babayla aynı ama değişik bir isim. “Ben size söyledim baba olamaz!” dedim. “Ama cinsel istismar vakalarında, çocuklar babayla ilgili duygusal bağları güçlü olduğu için onu ilk etapta saklarlar. Hemen dile getirmezler” deyince, benim bütün dünyam yıkıldı. Düşünsenize, yabancı biri bile değil, babası! Kabullenmesi o kadar ağır bir şey ki bu! Sonra kızımın terapileri başladı, bir yıl sürdü, Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere tam 11 kez rapor aldık. Hepsi, “Cinsel istismar ve basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek travma yaşamıştır” raporu verdi.

Kızınızın yaşadığı travmaya siz nasıl tanık oldunuz?
- Bitmez tükenmez korkuları vardı. Geceleri kabuslar görüyor, çığlıklar içinde uyanıyordu. “Öldürecekler bizi!” diye sayıklıyordu. Saatlerce ağlıyordu, hiç susmuyordu. Her şeye, herkese güvenini kaybetmişti. Yürürken arkasına bakıyordu. Merdiven çıkamıyordu. Kapı açık kalamıyordu. 24 saat bitişik yaşadık, yan odaya çorabını almaya bile gidemiyordu. O kadar kötüydü. Kendisine dokunulunca, travmaya giriyordu. Asla evin dışında tuvalete gidemiyordu. Teyzesine, “Beni kesecekler, annemi de öldürecekler. Teyze sen bizi koru!” gibi laflar etmiş. Meğer ona bu rezillikleri yaparken, “Sırrımızı birilerine söylersen, anneni öldürürüz pislik!” demişler.

Daha yeni yeni konuşmayı söken bir kızdan bahsediyoruz ve yaşadığı travmadan. Sizce zamanla bunları unutabilir mi?

Peki babanın cinsel istismarda bulunduğunu nasıl anlamış doktorlar?
- Onların yöntemi farklı. Soru sorup, cevap almıyorlar. Resimler çizdiriyorlar. Oyun odaları kuruyorlar. Günlerce, aylarca sürüyor. O yaşta bir çocuğun, babasının penisi çizmesi normal değilmiş. “Babamınki aslana, abiminki örümceğe benziyor” demiş. Bunları anlatırken ara ara fenalaşıyordu, ilaç veriyorlardı. Bu nasıl bir insafsızlıktır! Bunun bir tarifi var mıdır? Buna ona yapanlar, insan mıdır? İnsan, evladına nasıl yapar böyle bir şeyi? Nasıl olur da mahkemeler, bu adama ceza vermez? “Babam pipisine dokunuyordu” dedi. Zannediyorsun ki, “Tuvalette” diyecek. Hayır! “Yatakta” diyor. Kızı yanındayken. Gerisini anlatmayayım artık…

Adam uzmanların raporlarına,tanıklıklarına rağmen beraat ediyor.
Bu hayvanoğlu neden ceza almıyor derseniz,arkası var,parasını sktiklerimin her şeyi yapabiliyorlar ama bunu çok iyi örtbas ediyorlar.

Aslında bu konuyu içime gömecektim. Fakat geçen gün okumaya başladığım Hakan Günday’ın Az romanıyla tekrar alevlendi vicdanımdaki sızı. Kendi kendimi yiyip bitirdim kaç haftadır. Durun diyorum artık durun lütfen durun,yaşatmayın bu acıları. Ama hiçbir zaman bitmeyecek,daha beter acılar duyacağız,bir gün iki gün aklımızda kalacak sonra unutup gideceğiz. Ateş yine düştüğü yeri yakacak.
Biliyorum bu söylediklerimle yaşanan tüm acıları yıkayıp silemem ama susacak kadar da kalpsiz değilim. Üç yaşındaki yeğenime baktıkça o küçük kızın yaşadıkları aklıma geliyor.
Büyümelerinden korkuyorum,bir yandan da küçük ve savunmasız olmalarından korkuyorum. 
Ne çok acı var diyorum her defasında ve hiç bitmeyecek bu acılar..
Gün geçtikçe insanoğlunun içindeki kötülükler çıkıyor ortaya. 
Böyle bir şeyi insan yapamaz diyorsunuz,yapıyor işte. Daha beterleri de oluyor ve bu acı hiçbir zaman durmayacak.

Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim