• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 25 °C

Milliyetçi eğilimleri, ateşle oynayanlar tırmandırıyor!

27.08.2014 13:51
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Doç Dr. Umut Özkırımlı’nın yönetiminde Infakto Research Workshop ile birlikte, Tempo Dergisi için bir saha araştırması yaptı. 

Ortaya çıkan en önemli sonuç, milliyetçiliğin tırmanışı. Bölücü terör, Türk ve Kürt milliyetçiliklerini besliyor. 

Bu tür araştırmalara tereddütle yaklaşırım. Çoğunda genelleme yapacak rakamlar yoktur. Bu araştırmada da arzulanan rakam zenginliği olmasa da, hazırlanışı ve seçilen alanları açısından tatmin edici. 

Önemli ayrıntılara geçmeden önce, Tempo’da ek olarak verilen iki tatsız söyleşiye değinmek istiyorum. Birincisi, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e ait: ‘Kürtler’le Türkler birarada yaşayamazlar!’ diyor. 

İkincisi de DTP Siirt İl Başkanı Murat Avcı’dan: ‘Kardeşim de şu an asker, ama benim askerim değil. Bu asker halkımın üzerine ateş açıyor’ şeklinde konuşuyor. 

Tehlikeli, milliyetçi eğilimleri tırmandırıcı sözler. Kuzey Irak’taki Kürt Devleti için Öcalan’ı muhatap kılma amaçlı genel af için her yolu mübah gören, ateşle oynayan ifadeler. 

Mustafa Kemal ile Mehmet 

Ákif aynı saflarda görülüyor 

Araştırmanın bence ilginç sonuçlarından biri, Türkler arasında Atatürk’le Mehmet Ákif’in Büyük Türk Milliyetçileri olarak birinci ve ikinci sırada birlikte yer almaları. Diğer bir deyişle, Türklük ile İslám içiçe değerlendiriliyor. Bu mantığın en tipik izdüşümü, Başbakan Erdoğan’ın en milliyetçi siyasi lider olarak tanımlanması. 

‘AB’ye girmek için Türkiye neden vazgeçmemelidir?’ sorusunun ağırlıklı cevabı: Din. Bu cevaptaki kayda değer husus, din’in toprak bütünlüğü’nden bile daha ön planda tutulması. 

Diğer bir ilginç nokta, Türklüğe en fazla zarar verenlerin başında yolsuzluk yapanlar’ın görülmesi. Sağ eğilimlilerin unutamadıkları travma, Adnan Menderes ve iki bakanın asılmaları. Solda yer alanlar için ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamları ve Madımak Oteli olayı. 

AKP ve MHP’ye oy atmış olanların en çok unutmak istedikleri şey de 6-7 Eylül hadiseleri. 

Katılımcıların en fazla tepki duydukları olayın, yabancıların toprak satın almaları olması dikkat çekici. Yine son derece ilginç bir başka nokta, Dış Türkler ve Kıbrıs konularına neredeyse hiç ilgi duyulmaması. 

Kendisini ulusalcı diye 

tanımlayan kimse yok 

Araştırmada, Kürt kimliğini öne çıkartanların yüzde 69’u, ‘Kendinizi Türk milliyetçisi olarak tanımlar mısınız?’ sorusu karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor. 

Türkler’in yüzde 70’i ise Kurtlar Vadisi’nin etkisi ne kadardır bilinmez, ‘Türklük için kurşun atan da şereflidir, yiyen de!’ şeklinde konuşuyor. 

Benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir husus daha var. Türkiye’deki kavram kargaşası, bu tür araştırmalar ile somut bir biçimde ortaya çıkıyor. İster sağ ister sol kesimden olsun, Türk İnsanı’na milliyetçilik sözcüğü, içeriğinde farklı dolgu maddeleri de olsa, kabûl edilebilir bir olgu olarak çağrışıyor. Ulusalcılık ise yapay ve içi boş bir yaklaşım. Nitekim, milliyetçilik kavramı ön plana çıkarken, kendilerini ulusalcı diye tanımlayanların oranı yüzde 1’de kalıyor. Görünen o ki, Ulus, sadece İstanbul’daki bir semt adı. 

Bence en önemli gösterge, Türk İnsanı’nın AB dahil olmak üzere her konuda kafasının karışık olması. Söz gelimi Türkler, olgu olarak çoğulculuğu kabûl ediyor ama, değer yargısı olarak Türk Kültürü’nün egemen olmasını istiyorlar. Bu arada, Amerikan karşıtlığı hızla yükseliyor. 

Araştırma sonuçlarının üzerinde düşünmeye değer. 

Bu yazı toplam 3051 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim