türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • İstanbul : 28 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 33 °C

Mesleğe ilk adım

21.01.2014 20:01
Şiir Adam / Twitter Yazarı

Şiir Adam / Twitter Yazarı

Ne yazık ki mesleğe adım atar atmaz karşılaştığım kanlı şiddet gösterisinin nedeni bendim:

Yazdığım bir haber yüzünden ortalık karışmıştı. Kasabada böyle bir olay, ancak üç yüz altmış beş günde bir olacak şeydi. Şöhretim bir anda köşe-yazarımız alkolik avukatın bile önüne geçmişti. Mesleğe on üç yaşımdayken bir kasaba matbaasında başladım. Artık her yıl yaz tatillerinde gazeteciydim. Henüz işin başında bir unvanım bile olmuştu: “Düğün Davetiyeleri ve Kartvizit Editörü”! Ancak bu uçmayan, uçurmayan sıkıcı bir işti. Patrona çay söylemek, Spor-Toto kolonlarını yatırmak, dükkânın önünü sulamak, pazarda yengeye file taşımak bana kartvizit basmaktan daha heyecan verici geliyordu. Hele hele onunla pazara çıkmak! Çünkü patronun eşi tam bir ‘femme fatale’di. Sanki eteğinin altında iki tane basketbol topu saklardı. O zamanlar bir gazetecinin sevgilisi işte tam böyle olmalı diye düşünürdüm.

Gazetemiz sadece bir yapraktı. Patron, arka yüzü silme ilan olan bu paçavranın ön yüzünü adliyeden, belediyeden haberlerle tek başına dolduruyor, baş makaleyi de Jack Nicholson’a benzeyen alkolik bir avukata yazdırıyordu. Ona imrenirdim, onun makalesi olmazsa gazete çıkmazdı. Elinden yazıyı almak, dizmek, basmak hep benim işimdi. Yazılarını çoğu zaman meyhanede yazardı veya parkta, havuz başındaki çınarın altında. İlham perisini beklerken sigara paketinin arkasına anlaşılmaz resimler çizerdi. Affedersiniz baldızına âşıktı. Mektuplarını taşırdım, yasak ilişkileri kısa zamanda ayyuka çıkmıştı. Sarhoş avukatın üzerine çok gidilmiş olmalı ki, bir gün kasabanın meydanında bir elinde şişe olduğu halde, herkese avaz avaz bağırarak acı bir nutuk çekmişti.

Yazarken onu izlerdim, sanki başka bir yaratığa dönüşürdü, başkalarından “başka” bir insan olurdu! Kalemi eline alınca yüzünü güzel bir hüzün kaplardı. Gözleri öyle bir âleme dalar giderdi ki, bir süre kaybolup geri döndüğünde ıslak olurdu. Daha o zamanlarda “erdemin bedelinin acı olduğunu” sezmiştim.

“Davetiye ve Kartvizit Editörlüğü” sıfatı üstümde kalmak şartıyla artık muhabirliğe de başlamıştım. İlk manşetimi 15 yaşında attım: “Makam arabasıyla devri saltanat!” Ama haberim patronun imzasıyla çıkmıştı. Her kasabada olduğu gibi bizim kasabada da makam arabasını özel arabası gibi kullanan bir veteriner vardı, (oğlu sınıf arkadaşımdı, İngilizcesi mükemmel fakat gıcığın tekiydi). Patron; “Sen ufaksın, rüştünü ispat etmeden imza atamazsın” diyerek haberimin üstüne konmuştu ama bunun bedelini çok ağır ödedi: Zorba veteriner onu kasabanın ortalık yerinde, hem de piyasa vakti resmi tabancasıyla bacaklarından vurdu.

Valla haberim doğruydu. Gözlerimle görmüştüm: Günlerden pazardı, beş yalaklı
çeşmenin orada kurmuştu sofrayı, makam arabasını ulu çınarın altına çekmişti. Birkaç avcı ile birkaç serseri de beraberindeydi, kalabalıktılar. Kuzu çeviriyorlar, pikap çalıyorlardı. Veteriner aslında eğlence düşkünü, âlemci bir adamdı. Hele sarhoşlayınca
şakacının biri olup çıkardı. Tabii şakalar eşek şakası. Birbirlerine yaptıklarını burada söylemeye terbiyem müsaade etmiyor. Hava kararınca ateşi harlattılar, mezeler tazelendi. O sıra pikapta “Mâni oluyor halimi takrire hicabım / Üzme yetişir, üzme firakınla harabım” şarkısı çalıyordu. Sarhoşlar aşka gelip havaya ateş açtılar. Biz o zaman korktuk, evlere dağıldık.

Patronu geçmiş olsun ziyaretine gittiğimdeyse, onu veterinerle birbirine fıkra
anlatırken buldum. Bu olayın ertesi veteriner ödüllendirilir gibi daha iyi bir yere tayin edildi. Patron da heriften ciddi para koparmış olmalı ki, haberi tekzip etti. Ben de yalancı oldum. Bunun üstüne evde yediğim papara da daniskası. Hayatımda karşılaştığım ilk sosyal çelişki buydu ve işte o gün (ki, yağmur yağıyordu) ben devrimci olmaya karar verdim. O gün ben, hem çok sevinmiş hem çok üzülmüş hem de çok korkmuştum. Öyle çok korkmuştum ki, bir daha meslek hayatım boyunca hiç manşet olamadım.

Ümit Bayazoğlu

Bu yazı toplam 478 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim