• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

Memleketimden siyaset manzaraları...

30.08.2014 10:55
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en önemli seçimlerine 55 gün kaldı. Merkez Sol ve Merkez Sağ partilerin birleştiği, daha da doğrusu sağ-sol kavramının pek de kalmadığı bir seçim yaşayacağız.

Öncesinde milyonlarca insanın meydanlara döküldüğü, cumhuriyet değerlerinin sıkı sıkıya savunulduğu, Atatürk’e ve onun ilkelerine bağlılığın yüksek sesle ve bu denli şiddetle haykırıldığı bir seçim bekliyor bizleri. Vatanını-milletini, bayrağını seven, ülkesinin geleceğine ve cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, çoluğunun-çoğunun geleceğini düşünen her Türk evladının katılması ve oyunu mutlaka kullanması gereken bir seçim...

 

AK PARTİ

Öncelikle itiraf edeyim ki; AK Parti 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olduğunda sevinmiştim. Onlara oy vermememe rağmen, en azından artık başımızda tek başına bir iktidar var, bu itibarla ülkemiz daha da bir kalkınacaktır diye düşünmüştüm.

Meğer ne kadar yanılmışım! Tıpkı benimle beraber milyonlarca insanın yanıldığı gibi...

Yabancılara toprak satışı ve ülkemizin gözbebeği olan kurumların bir bir özelleştirilerek çoğunlukla yabancı devletlere bırakılması, bankaların ve limanların aynı doğrultuda yabancıların eline geçmesi ciddi bir tehlikedir. Maddi ve manevi olarak insanlarımızı yaralamıştır. Avrupa Birliği’ne uyum yasası denilerek çıkarılan yasalarla memleket insanı, memuru, çiftçisi, işçisi, köylüsü canından bezdirilmiştir.

Verilen bunca tavize karşılık olarak maalesef bir şey de elde edilememiştir. Dış politika iflas etmiştir. Ülke insanının cebine yansıyan; esnafının-tüccarının, emeklisinin, emekçisinin cebine yansıyan hiçbir şey yoktur. Fakir yine fakirdir, zenginse (belli bir zümre) daha da zengindir. Bitti denilen terör bu hükümet zamanında tekrar hortlamıştır. “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” denilerek şehit cenazeleri yorumlanmıştır. Başbakan; Apo’ya sayın, şehitlerimize kelle demiş midir? Her şeye bir yana bırakın siz hiç şehit cenazesinde yuhalanan bir Başbakan’a şahit olmuş muydunuz?

“Erken seçim isteyen vatan hainidir” diyen Başbakan’ın partisi erken seçim kararı almıştır. Zaten başka da bir şansı yoktur, zira cumhurbaşkanını seçemediği için bu bir zorunluluktur, lütuf değildir yani. Yıllardır cumhurbaşkanını halk seçsin denilirken Başbakan, “Önce biz bir seçelim, sonra halkın seçmesini düşünüz” düsturundayken, birdenbire halkın önüne iki sandık koyacağız demeye başlamıştır.

Cumhurbaşkanını seçemediği için feshedilmesi gereken meclis harıl harıl Anayasa değişiklikleri yapmaya çalışmaktadır. Güler misin ağlar mısın? Hazır hızını almışken şu dokunulmazlıkları da kaldırsaydılar da göreydik kim “ak” kim “kara”? Kim vatanı-milleti için işler yapmış, kim Yüce Divan’lık işler yapmış bir anlasaydık! 4,5 yıldır neredeydi aklınız? Aylar öncesinde, hemen her gün şehit cenazelerimiz kalkarken CHP terör olaylarını görüşmek için milletvekillerini meclise çağırmış ama AK Parti’liler bu oturuma katılmamıştı.

Acaba ülkemiz için hayati değeri olan bu görüşmelere katılmayan AK Partili miilletvekilleri, tıpkı cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmayan CHP ve diğer partili vekiller için söyledikleri demokrasi kaçkını tarifine uygun mudur, millet iradesini yok mu saymışlardır AK Partili milletvekilleri o dönem? Vakti zamanında “Demokrasi bir amaç değil araçtır” diyen Tayyip Erdoğan, neden Genelkurmay bir açıklama yaptığında demokrasiye müdahale edilmiştir demiştir. Hani bir amaç değil de araçtı demokrasi?!

Velhasılı kelam AK Parti gelmiş geçmiş en kötü tek başına iktidardır. Koalisyon hükümetleriyle kıyaslamıyorum kendilerini çünkü koalisyonla hizmet başkadır, tek başına hizmet etmek başkadır. Ve en nihayetinde AK Parti, bu saatten sonra ağzıyla kuş dahi tutsa gidicidir..! Siz bakmayın yüzde 40’lardayız, 50’lerdeyiz demelerine.. Bunlar bitmiş-tükenmiş bir partinin son çırpınışlarıdır. Bu milleti mağdur ettiğinizi unutup kendinizi mağdur ilan etmekle bir yere varamazsınız. Vatandaş devletin kurumlarıyla kavgalı bir partiye itibar etmez. Bunu geçmişte 28 Şubat sürecinde de gördük. O dönemde Refah Partisi hükümeti kimilerine göre “postmodern bir darbe” ile istifa etmek zorunda kalmıştı.

Eğer askerin müdahalesiyle bir mağduriyet söz konusu ise bu mağduriyetin ağababasını Refah Partisi yaşamıştı ve daha sonra kapatılmıştı. Yerine kurulan Fazilet Partisi’nin ilk seçimde aldığı oy ise Refah Partisi’ne nazaran devede kulak kalmıştı. İşte buradan da anlayın. Vatandaş kendi mağduriyetini, devletinin mağduriyetini düşünür, sizlerin değil, A partisinin, B partisinin değil.. Ve her şeyden çok ordusuna bağlıdır insanımız.

Vatanına-milletine bağlıdır, cumhuriyetin değerlerine bağlıdır. Sakın ola ki anketlere itibar etmeyiniz. 2 bin-3 bin seçme adamla yapılan anket 70 milyonun iradesini yansıtabilir mi? Şunu da çok iyi düşünün: Amerika, Avrupa Birliği, hatta Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi, Barzani, Talabani gibi adamların AK Parti’yi desteklediği söylenmektedir. Bütün bu saydığım devletler ve kişiler ülkemizin iyiliğini mi istemektedir de AK Parti’nin tekrar seçilmesinde fayda görüyorlar? Türkiye’nin çok mu güçlü, çok mu müreffeh bir devlet olması arzusu içerisindeler?! Bütün bunları iyi okuyun..

Gelelim milletvekili aday adaylarına... Bildiğiniz gibi mevcut 6 milletvekilinin haricinde 30’a yakın aday adayı çıkmıştır AK Parti’den. Ve demokrasi mağduru (!) AK Parti, ilimizde son derece demokratik (!) bir temayül yoklaması yapmış ama sonuçlarını açıklamamıştır. Eeee ne de olsa bir amaç değil araçtır demokrasi değil mi?!

Benim her ne kadar AK Partili olsa da beğendiğim ve saygı duyduğum yegane isim Ali İhsan Yavuz’dur. Onun aday adayı olmasını isterdim. Yerden göğe, tabandan tavana, ebedden ezele kadar hakkıydı fakat o da listede değil. Bundan gayrı sıralamaya kimin geleceği, kimin gelmesi gerektiği beni zerre kadar ilgilendirmemektedir. Böylesi bir zihniyetle yönetilen partiye bin oyum bile olsa birini dahi vermem!

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ

CHP ana muhalefet partisi olarak yapması gerekenleri yapmıştır bugüne kadar. Yıllardır kendisine biçilen Atatürkçülük, onun ilke ve inkilaplarına bağlılık, cumhuriyet değerlerini koruma görevini yerine getirmiştir. Bu alanın dışına çıkamamıştır hiç ve belki de bu yüzden iktidar olamamaktadır. Hep cumhuriyet ilkelerini savunmuştur meydanlarda. Diğerleri ise mavi boncuk dağıtmıştır. Kimisi iki anahtar vaat etmiştir, kimisi köylüm, çiftçim, emeklim, memurum edebiyatı yapmıştır. 1980 ihtilalinden bugüne kadar çoğunlukla sağ partiler yönetmiştir ülkeyi ve halimiz ortadadır.

CHP’nin DSP’yle birleşmesi kağıt üzerinde bir etki yapmayabilir ama seçmen üzerinde ciddi bir etkisi olacağı şüphesizdir. Önemli sayılacak bazı sağ görüşlü siyasilerin de bu partiye katılması ve bunların içinden İlhan Kesici’nin Atatürk’ün meşhur “Söz konusu vatansa gerisi teferruat” sözünü kullanması bu birlikteliği çok açık bir şekilde anlatmaktadır. CHP tarihinde olmadığı kadar iktidar olmaya yakındır.

CHP’nin ilimizde 14-15 tane aday adayı var. Bunlara DSP’nin de aday adaylarını ekleyebiliriz. Baktığımda her gazetecinin olduğu gibi benim de favori isimlerim vardır aday adayları arasında. Listenin tepesi hiçbir şüphe ve kuşkuya yer bırakmadan il eski başkanı Necdet Çakar’a verilmelidir. Kendisi milletvekili olmadığı halde, sadece ana muhalefet partisinin il başkanı olduğu halde olağanüstü çalışmış; orta hasarlı binalar, Sapanca Gölü gibi ilimizin hayati öneme haiz sorunlarını TBMM’ye taşımıştır. Poyrazlar Gölü’nü bile gündeme getirmiştir. Hiçbir belediye başkanı ve belediye meclis üyesi olmamasına rağmen 3 köye 3 tane çocuk parkı yaptırmıştır. İlçe ilçe, köy köy, belde belde gezmiş; partisinin milletvekillerinin ilimizi ziyaretinde bile lüks salonlarda değil Çökekler Köyü’nde toplantı yapmıştır. Depremin yıldönümünde hayatını kaybedenler için mevlüt okutmuş, gazete ve televizyonlardan her gün bas bas bağırıp bu şehrin insanının menfaatlerini savunmuştur. Eğer 28 yıl aradan sonra CHP ilimizden milletvekili çıkarabilecekse bu onun ve ekibinin sayesinde olacaktır. 1. sıra kendisine anasının ak sütü gibi helaldir. Aksi bir listeyle 28 yıllık makus talihin tekrarı kaçınılmazdır.

 

DEMOKRAT PARTİ

Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi’nin birleşmesi AK Parti’nin başarılarından (!) biridir. Yıllardır birleşemez denilen bu iki parti ülkenin içinde bulunduğu bu durum karşısında kayıtsız kalamayarak güçlerini birleştirmiştir. Bu yönüyle AK Parti’nin ülkemize katkısı büyüktür. Toplumsal bilincin uyanmasında ve cumhuriyet değerlerine sahip çıkılmasında AK Parti yönetiminin ve icraatlarının yadsınamaz katkıları vardır!

Bu iki partinin kadroları belki hiçbir partide olmadığı kadar devlet tecrübesine ve bilgi-birikimine sahiptir. Eski valiler, büyükelçiler, bürokratlar çoğunlukla bu partiyi tercih etmiştir. Bu birliktelik kanımca 2x2 nasıl 4 ediyorsa, o kesinlikte barajı geçecektir.

Hatta yüzde 15’lerde bile oy oranı elde etmesi sürpriz olmaz.

DYP ve Anavatan’ın aday adaylarına gelince... Şayet Sakarya’dan aday olmayı düşünüyorsa benim listenin tepesi için favori ismim Nevzat Ercan’dır. Kendisi tecrübeli ve dürüst bir devlet adamıdır. Siyasidir demiyorum devlet adamıdır diyorum dikkatinizi çekerim. Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibi birbirinden farklı profillere sahip liderlerle çalışmasına rağmen hep partide üst düzeyde görev aldı Nevzat Ercan. Ne Demirel vazgeçebildi kendisinden, ne Çiller, ne de Ağar.. Tek başına hükümet programı yazabilecek, seçim beyannamesi hazırlayabilecek olgunlukta ve meziyette bir insanın, yeri 1. sıradan gayrı bir yerde olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Diğer favori isimlerim ise Ali Dünya ve Erdal Taşkın’dır. Ali Dünya il başkanlığı görevi boyunca maddi-manevi her şeyini bu partiye harcamıştır. Vaktini de, naktini de.. Büyükşehir Belediyesi ile ticari ilişkileri sebebiyle eleştirilmesi de abesle iştigalden öteye değildir.

Kendisi aynı zamanda bir işadamı olduğu için tabi ki ihalelere girecek, kazanabildiyse de işini yapacaktır. Bunu kimsenin yadırgamaması gerekir. Bir de hakkında son zamanlarda bir iddia yayınlanmıştı.

Bu işin aslını kendisinden ve çevresinden dinledim ve haklı olduğunu gördüm ama iş mahkemede olduğu için tafsilatıyla anlatmayacağım. Sözün özü Ali Dünya genç, dinamik ve yeni bir yüzdür siyaset için. Erdal Taşkın da siyasi ömrünü bu dava için çürütmüş bir isimdir. Partide bayrak asmaktan tutun da şoförlüğe kadar hemen her kademede görev almış ve şartlar ne olursa olsun siyasi çizgisinden ödün vermemiştir.

Tıpkı Ercan ve Dünya gibi çeşitli siyasi dedikodulara ve karalama kampanyalarına alet edilmemelidir. Eğer siyasette vefa ve hakkaniyet diye bir olgu var ise kesinlikle gözardı edilmemelidir.

 

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ

MHP sununu bile bile, göz göre göre bu hükümetin yapamadığını 5 sene önce yapmış ve ülkeyi erken seçime götürmüştür. Bunun bedeli olarak barajın dışında dahi kalmış olsa, son sözü millet verir anlayışıyla hareket etmiştir. 4,5 yıllık AK Parti iktidarı döneminde zaman zaman sert çıkışlar da yapmış ama genelde sorumlu bir muhalefet çizgisi izlemiştir. Önümüzdeki seçimlere tek başına gireceği ve hiçbir partiyle ittifak yapmayacağını belirtmesiyle de insanımızın gözünde büyümüştür, kendine olan güvenini ortaya koymuştur.

MHP, özellikle bu dönemde ülkeye lazımdır. Kesinlikle barajı geçmeli hatta daha da yukarılarda oy almalıdır. Aday adaylık sürecinde kendisine gösterilen büyük ilgi de bunun işaretlerini vermektedir.

MHP’nin aday adayları içerisinde gönlüm hiç şüphesiz, aynı zamanda amcamın kızı olan Oya Arapoğlu’ndan yanadır. Sadece gönlüm değil aklım ve mantığım da onu işaret etmektedir. Oya Abla, her şeyden önce yokluğu hep hissedilen ve TBMM’de yeterince yer almadığından dem vurulan kadın siyasetçi kimliğine sahiptir. Aynı zamanda gençtir, yeni bir yüzdür, dürüsttür. Geçmişinde en ufak bir şaibe yer almamaktadır. İşinde uzmandır. Bu şehrin insanını da, bu şehri de gerek mantalitesi, gerekse işi gereği çok iyi tanımakta ve bilmektedir.

İnşallah çıktığı bu yolda Allah onu mahçup etmez ve sıralamada kendine iyi bir yer bulur. Oya Abla haricinde bir diğer favori ismim de Hamdi Kılıçaslan’dır. O da senelerce bu davaya baş koymuş ve partisi için, insanı için mücadele vermiştir. Özellikle deprem döneminde bu şehre büyük katkıları olmuştur. Diğer aday adayları da birbirinden değerli insanlar. Bu yönüyle tercih yapması en zor parti bence MHP’dir. Ama her kim hangi sıralamadan aday olur veya olamaz, bu birliktelik ve bütünleşme seçimde de seçim sonrasında da devam etmelidir. Dediğim gibi, özellikle bu dönemde bu ülkenin MHP’ye çok ihtiyacı var.

 

GENÇ PARTİ

Genç Parti geçen seçimlerde kimsenin beklemediği bir oy oranı elde etmiş, bu başarısıyla da adeta AK Parti’ye tek başına iktidar yolunu açmıştı. Hatta ilimizde ve birçok yerde Genç Parti’nin kazanması gereken milletvekillerini seçim sistemi nedeniyle AK Parti elde etmişti. Bu seçimde ne olur: Barajı geçer mi geçemez mi, çok net bir şey söyleyemiyorum. Ama şunu çok net ifade edebilirim ki herkesin dilinde Genç Parti var. Özellikle de ilimizde. Çevre illerdeki arkdaşlarım ve yakınlarım vasıtasıyla edindiğim izlenim de bu yönde. Özellikle reklam kampanyasıyla Genç Parti bayağı bir yükselişte. Fakat bu yükseliş geçen dönemden bugüne kaybedilen oyları mı geri getirir, yoksa o oylar muhafazalı bir şekilde  üstüne mi eklenir? Şayet görünen hava seçim zamanına kadar devam ederse Genç Parti barajı geçer gibime geliyor. Ama geçemezse de geçen seçimde olduğu gibi bir etki yaratmaz, yani diğer partileri barajın dışında bırakmaz diye düşünüyorum. Çünkü diğer partiler de yükselişteler. Ve en önemlisi gerek ülkenin içinde bulunduğu durum, gerekse yapılan ittifak ve birleşmeler bu partilerin küskün tabanını geri döndürmüş, birçok kararsıza da adres olmuş niteliktedir.İzmir mitinginde kendisinin de söylediği gibi Cem Uzan ilimizden milletvekili aday adayı olacak. Onun haricinde şu ana kadar aday adayı olan kişiler hakkında pek bir bilgiye sahip olmadığım için yorum yapmam doğru olmaz.  

 

SAADET PARTİSİ

Saadet Partisi, mevcut partiler içerisinde belki de en iyi ekonomik programa sahip parti. Ve de hiç şüphesiz en çalışkan parti. Bu seçimde Milli Görüş gömleğinin gerçek sahibi ve bu gömleği halen sırtında taşıyan bir parti olarak AK Parti’den kaçan oyların büyük yüzdesi Saadet Partisi’ni tercih edebilir. Bu oylar onların barajı geçmesini sağlar mı derseniz o konuda pek ümitli değilim. Ama ülkemizde varolduğu söylenen Milli Görüş oylarının tamamı bu partide toplanırsa o zaman işler değişir. Benim bugüne kadar gözlemlediğim kadarıyla AK Parti’yi belki de en çok eleştiren parti Saadet Partisi’dir. AK Parti’nin başörtüsü ve imam hatiplilerin katsayı problemini söz vermiş olmasına rağmen çözmemesi ve her ne olursa olsun 350 küsür milletvekiliyle cumhurbaşkanını seçememesi Saadet’in ağır eleştirilerinin başını çekiyor. Hükümetin Amerika ve Avrupa Birliği’ne olan yakınlığı da Saadet’e bol bol malzeme veriyor. Saadet Partisi aynı zamanda adaylık kavgasının da yaşanmadığı bir parti. Herkes “Şeriatın kestiği parmak acımaz” düsturuyla Genel Merkez’in sıralamasına saygı duyuyor. Görev istenmez verilir anlayışı hakim partililerde. Ama bunun yanında partililerin fikirlerini de alıyor ve onlara bu manada demokratik haklarını da teslim ediyorlar. Cevat Ayhan, listenin bir numaralı ismidir. Kimse aksini iddia edemez, etmemelidir. İsmet Aksoy ve Osman Ünlü de benim diğer favori isimlerimdir. Özellikle Osman Ünlü, görev süresi boyunca olağanüstü çalışmıştır. Sıralamada iyi bir yer sonuna kadar hakkıdır.

 

İŞTE benim nazarımda gerek partiler, gerek aday adayları bakımından ahval ve şerait budur. Tekrar söylüyorum: Hangi partiye oy verecek olursanız olun bu seçimde mutlaka sandık başına gidin. Eğer vatanınızı-milletinizi-bayrağınızı seviyorsanız, ülkenizin ve de çocuklarınızın geleceğini düşünüyorsanız sandık başında mutlaka söylenecek bir sözünüz olmalıdır. Mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegane temeli budur.

Bu yazı toplam 1264 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim