• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 10 °C

Medya Maymunu; Salon Maymunluğuna soyundu

05.01.2014 23:09
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Görmeyeli uzun zaman olmuştu. Suratı çok asık, moralsizdi. Dayak yemiş boksör gibi bitik ve silik vaziyetteydi. Neden sürekli ekranlara çıktığına, medyada maymunluk yaptığına bir nebzede olsa hak vermiştim. Ekranlarda, gazete kupürlerin de biraz daha güler yüzlü en azından o karamsar duygusunu yansıtmadığı ortadaydı. Eskisi kadar giyim, kuşamına da özen göstermediği her halinden belliydi. Korumasının kilo vererek tığ gibi olduğu kendisinin ise hayli kilo aldığı aşikârdı. Yanında getirdiği ibrikçisinin dertten, tasadan dede gibi saçları kartopu yağmışçasına daha da beyazlamıştı. O da doğal görümünün aksine sanki ekranlarda ona, bunamedya maymununusavunurken daha sağlam duruyor gibiydi.
 
Gururu, kibiri ve benliğinin verdiği aşağılayıcı bakışı ile aheste aheste salona girdi. “Elbet birileri ayağıma gelir, selam verir” ümidini taşıdı. Ama olmadı…
Salonu yanındaki ibrikçisi ile birlikte çaktırmadan güzelce süzdü. Benimle göz göze geldiği anda; biraz daha karardığını, yürürken yalpaladığını, kafasından alev topunun çıktığını görür gibiydim. O kibirli endamıyla salonun iç kısımlarına doğru ilerledi. Koruması önden hızlı bir manevra yaparak “yeriniz burası efendim” dercesine sandalyeye sarıldı. Protokolce belirlenen 7 numaralı masaya gitti ve oturdu.
 
Çaktırmadan yine salonu göz ucuyla süzüyordu. Eski ağırlığının bittiği an işte bu zaman dilimiydi. Yanına ne gelen vardı. Ne de selam veren…
 
Bir süre daha oturdu. Bir baktı ki Sayın Bakan’ın gözüne girmek için 7 numaralı yani oturduğu masa biraz çaprazda kalmıştı. Uyanık; bu görüş açısından Sayın Bakan ile göz göze gelemeyeceğini, gözüne giremeyeceğini anladı. Masaları dolaşır, görenlere en azından selam veririm bahanesiyle ayağa kalktı. Herkes ayağıma gelecek diye beklerken, herkesin ayağına gitmeyi kendisine zorunluluk haline getirdi. Gurur, kibir ve benliğiyle “ben nasıl onların ayağına giderim de onlar bana gelmez” diyerek sitemkâr edasıyla istemeyerek de olsa yavaş yavaş yan masaya doğru hareketlendi. Hal, hatır sorarken göz ucuyla beni süzüyordu. Gelecek özür dileyecek umudunu içinde taşıyordu. Yine hayal âleminde yaşadığının farkında değildi.
 
Gözüne kestirmişti...
 
Bizim masaya da geleceğinin sinyallerini almıştım. Kendi kendime bu güzel ortamda bunun gibilerle uğraşılmaz diye düşündüm. Tam yerimden kalktım ki; bir hemşerim ile göz göze geldik. Saygı duyduğum o insanın yanına gittim. Hemşerimle ile koyu bir sohbete daldık. Hemşerilik duygusu birbirimize hemen çekmişti. Sohbetin arasında fark ettim ki bizim zat-ı muhterem medyamızın biricik maymunu yanımızda bitmiş.
 
Medya maymunu diğer bir abimiz ile konuşurken, ona da yağın kralını yakıyordu. Ülkücü camia da bittiğini bile bile yine Ülkücüyüm edebiyatından “reis ne haber? Görüşemiyoruz” demeyi de ihmal etmiyordu. Bir taraftan göz ucuyla beni süzerken diğer taraftan da kulağını kabartmış sohbetimizin içine dalmak için kendince zaman arıyordu.
 
Pat dedi… Atladı…
 
Siyaset arenasında kavganın yeri başkadır. Siyasetten yediği kazıklardan ders aldığı, burnunun sürtüldüğü her halinden belliydi. Bize de siyasetten 90+2 de gol yemiş siyasetçi gibi davrandı. Yanındaki bazı ibrikçileri olmayınca az buçuk da olsa profesyonel olabileceğinin sinyallerini verdi.  
Allah’ın selamıdır. Gelmesi, selam verip kaybolması otuz saniye sürmedi.
Medya maymunu: “ohhh Maşallah bütün hemşeriler bir arada kaynatıyorsunuz” dedi. İlk defa “Allah” kelimesinin ağzından bu kadar içtenlikle çıktığını duyar gibiydim.
Tepki beklercesine… Acaba bunun cevabı ne olur gibisinden elini uzatarak bana da“merhaba” dedi. İnsanlık yaparak bizler de merhaba dedik. Kendince gazımızı aldı, gitti.
Uyanık… Baktı ki! 8 numaralı masa Sayın Bakan’ı tam 12 den görüyor. Protokol sıralamasını hiçe sayarak selamsız, sabahsız benim yerim değilmiş demedi. Sayın Bakan’ın masasının tam karşına gitti ve oturdu.
Masada yine akıl hocalığına başladı. Kendince yanında oturanlar saf, iş bilmez bizimkisi dünyanın en akıllısı idi. Yaramaz çocuklar gibi eli, ayağı rahat durmuyordu. Konuşurken palavra attığı, yalanı doğrudan söylediği her halinden belliydi. Masadakilere laf yetiştirmek için adeta yarış haline girmişti. ”Beni partiden çağırdılar ama kabul etmedim” masalını “kırmızı plaka veriyorlar. Ama ekibimi kendim kurarsam gelirim. Diğer türlü kabul etmedim. Başbakan’a rest çektim” palavrasını yine atar gibi heyecanlıydı.
 
Sayın Bakan konuşmaya başladığı anda pür dikkat onu dinlemeye başladı. Kafasını dikerek “bakın Sayın Bakanım ben buradayım. Niye görmüyorsunuz? ”der gibisinden boynunu beş, on cm daha dikti. Baktı ki! Karşısında oturan değerli, mütevazı hemşerim görüş açısını engelliyor. Kafasını sağa doğru yavaşça çaktırmadan biraz daha eğimle çevirdi. Evet olmuştu… Şimdi Sayın Bakanı tam karşıdan, 12 den görebiliyordu. Sayın Bakan da onun varlığından haberdar olmuş, göz göze gelmişlerdi.

Ve sonunda muradına ermişti…

Bu kadar maymunluğu yapabilmek bile karakter meselesi.

Medya maymunluğu yetmiyormuş gibi bir de Salon maymunumuz oldu.

Herkese hayırlı olsun...

Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim