• BIST 107.673
  • Altın 151,891
  • Dolar 3,7069
  • Euro 4,3562
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 21 °C
  • İzmir : 23 °C

Marka Olmak

12.04.2014 12:08
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Son haftalarda Bolu’da gözle görülür bir kıpırdanma var. Yeni iş yerleri açılmakta, yıllardır başka iş dallarında çalışan, ter döken insanlar bilmedikleri farklı iş dallarına yatırım yapmaktalar. Gelecek ile ilgili kaygılar, emekli aylıklarının yetersiz oluşu, yaşlılıkta çoluk çocuğa güvenememe gibi duygularla insanlar çeşitli arayışlara girip kendilerini garantiye alma düşüncesindeler.

Bende zaman zaman aynı duygulara kapılıp “daha başka neler yapabilirim?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Yolda rastladığım insanlarında hep aynı arayış içinde olduklarını görmek, çaresiz olanların bakışlarında bunu hissetmek, elbette hoş bir duygu değil. Sağlıklı yatırım yapmak pek o kadar kolay bir iş değil. 


Çünkü yaptığınız yatırımın sizi ne pahasına ve kaç yıllığına taşıyacağı çok önemli. 

Yatırım yapma düşüncesi oluştuktan sonra size yardım edecek hiçbir kuruluş yok. Özel veya resmi hiç kimse size bir garanti veremiyor, veremediği gibi doğru yönlendiremiyor. Yıllar önce Bolu’ya ilk geldiğimde aynı durumla karşı karşıya kalmıştım. Yurt dışından gelmiş birisi olarak sadece parasal birikimim ve Maden Mühendisi olarak aldığım eğitimim vardı. Bolu’yu baştan başa gezmiş ve ne yapabilirim sorusuna bir cevap aramıştım.

Sonuç itibariyle 16 ayrı dalda yatırım yapabileceğimi hesaplamış ve doğal olarak bunların fizibilite raporlarını alabilirim düşüncesiyle Ticaret Odası’na gitmiştim. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış olmanın alışkanlığıyla oradakilere kendimi tanıtıp “Beyler, ben Bolu’ya yerleştim ve burada yatırım yapmak istiyorum” demiştim.

Oradaki görevlilerin önce bana sonra birbirlerine şaşkın ifadelerle baktıklarını hatırlıyorum. Uzun sayılabilecek bir süre sonunda bir tanesi bana yöneldi ve hiçbir şey sormadan “tavuk kümesi” kurup tavukçuluk yapmamı tavsiye etti. Bu seferde şaşırma sırası bana geldi. Benim için canlı hayvan riskliydi. Dericililik yapmak ve deriyi kumaşa dönüştürmek fikri cazipti ama tavuk yetiştirmek????

Şaşkınlığım geçince ellerinde bana uygun hangi yatırım projeleri bulunduğunu sordum. Cevap müthişti:


“Biz proje çalışması yapmayız!” ve “Yatırım için size her hangi bir tavsiyede de bulunamayız”… Oysa Almanya’da böyle bir durumla karşı karşıya kalsaydım bana hemen niteliklerim sorulurdu.Öyle ya, ben kimim, hangi konularda başarılı olurum. Yatırım yapacağım yerlerde en çok nelere ihtiyaç var? Başarılı olmak için kadro oluşturabilir miyim? İhtiyaç duyacağım hammaddeyi temin edebilir miyim? Pazar durumu ne derece olumlu?


Yapacağım yatırımlarda hukuki sorunlarla karşılaşır mıyım? Böyle bir yatırım yaparsam aynı işi kaçak olarak yapıp bana haksız rekabet yaratacaklara karşı resmi kuruluşlar beni kollar mı? Vergi muafiyeti, yatırım yapılacak yerlerin temini, tanıtımı, pazarlama konusunda yerel yönetimlerin yardımı, hatta o yörenin reklamı ve imajı için yapılabilecek ortak çalışmaların içeriği v.s. gibi konularda her türlü bilgi ile ilk 5 yıllık muhtemel harcamalar ve kazançların neler olabileceği bile ortaya konulurdu. 

Burada bütün bunlar yapılmadığı gibi bürokratik engeller had safhaya çıkıyor. Deri işleme ve kumaşa dönüştürme fabrikasını kurmak istediğimizde atık su problemi hiç çözülemedi. Belediyenin mezbaha atıklarını hallettiği gibi aynı yöntemi uygulama düşüncesi kabul edilmedi. Sonuçta bir kirlilik oluşacaktı ve bunun faturası öyle veya böyle bize çıkacaktı. Belediye ile ortak bir noktaya gelinemedi ve olay başlamadan bitti. Alternatiflerden bir tanesi olan tekstil üretimine ise ben hariç kimse olumlu bakmadı.

Yeni yapılanmalarda dikkati çekmek istediğim nokta şu: Ne yaparsanız yapın ama yaptığınız işte bir “Marka” olmaya bakın. Zira parlak bir fikirle ortaya çıkar ve para kazanırsanız etrafınızda aç kurtlar gibi bekleyen ve kendi vizyonları olmayan bir sürü insan aynı işe soyunup müşteri potansiyelini sürekli bölerek piyasayı darmadağın edeceklerdir. Sizin kalitenize ulaşamayıp başarılı olamazlarsa, taklit edip ucuz üretime gidecek ve fiyatları aşağı çekerek kalitesizliği piyasaya sunacaklardır.

Sizi taklitlere karşı koruyacak bir sistem yoktur. “Ot bile olsan, yol kenarındaki en güzel ot olmalısın” felsefesiyle hareket ederek sistemli ve disiplinli bir çalışma ortamı oluşturur ve “iş ahlakınızı” bozmazsanız uzun vadede siz ayakta kalırsınız. 

Bu yazı toplam 500 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim