• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 19 °C

Köşk yolu Kana bulandı

20.04.2014 23:00
Cenk Zelyurt / Araştırmacı

Cenk Zelyurt / Araştırmacı

2005 biterken Ankara’da her köşede 2006’nın çok sıcak geçeceği konuşuluyordu. 

Cumhurbaşkanlığı seçimi için son bir yıl kalmışken, katı laikçi zihniyetin AKP’nin seçtireceği bir Cumhurbaşkanı’nı Köşk’te görmeme isteği olabileceklerin habercisiydi. 

3 Mart tarihli yazımda, Mart ayında Türkiye’yi bir çatışma zeminine getirmeye yönelik ciddi eylemlerin olabileceğini, PKK terörünün büyük şehirlerde kitlesel eylemlere yöneleceğini yazmıştım. 

Bunlar aylardan beri Ankara kulislerinde dillendiriliyordu. 

Kulisler beni yanıltmadı. O günden bu yana Türkiye’yi kamplara bölmek isteyenlerin emelleri doğrultusunda sıcak çatışma ortamları oluşturulmaya çalışıldı. 

Ünlü Van Savcısı’nın iddianamesi ile hükümet-asker ilişkileri gerildi. 

Ve gündemi sarsacak son haberde önceki gün Danıştay’dan geldi. 

Danıştay üyelerini öldürmeye giderken aracında ‘Danıştay üyelerini hedef gösteren Vakit Gazetesi’nin kupürünü’ bırakan ve çevresinde ülkücü olarak bilinen bir hukukçu, gidip türban’a red kararı veren Danıştay’ın üyelerini, kararın lehinde-aleyhinde oy veren ayrımı yapmadan kurşunladı. 

Biraz geriye gidip bir saptamada bulunalım. Türbanla ilgili kararın çıkmasına neden olan itirazı, AKP’li hükümetin atadığı bürokratlar yapmıştı Danıştay’a. AKP hükümetinin bürokratları türbanlı müdürün İdare Mahkemesi’nden aldığı kararı Danıştay’a götürmeseler türban konusunda böyle bir katı noktaya gelinmeyecekti. 

Kararın çıkmasının üzerinden 3.5 ay geçmiş ve şimdi sadece türban kararından dolayı, karmaşık ilişkileri olan bir genç çıkıp Danıştay üyelerini kurşunluyor. 

Son aylarda oynanan oyun, Türkiye’yi cepheleştirme operasyonunun bir parçasıdır. Bu saldırı ile oluşturulan atmosferle, hükümet üzerinde baskı kurulmak istenmektedir. 

Bu saldırı karanlık güçlerce organize edilen çok bildik bir oyundur. 

Maksat Türkiye’yi karıştırmak, germek, geri dönüşü olmayan yola sokmaktır. Kurumları karşı karşıya getirmek, devlet-millet çatışmasına götürmektir. 

Verilmek istenen görüntü, Türkiye’nin bir askeri darbeye doğru sürüklendiğidir. Artacak terör olayları, Türkiye’nin üniter yapısına yönelik tehditler karşısında askerin daha fazla dayanamayacağının mesajları verilmek istenmektedir. 

Bunlar bildik psikolojik savaş yöntemleridir ve Türkiye bu yöntemleri çok iyi tanımaktadır. 

Yayılmak istenen korku havasına kapılmamalı, nereden gelirse gelsin terörün her türlüsüne açıktan tavır alınmalı ve demokrasi dışı hiçbir yöntemin akla dahi getirilmemesi gerekir. 

O halde oyunu iyi okumak ve sorunu kaşımadan, büyütmeden çatışma ortamına getirmeden çözmek gereklidir. 

Özelde Danıştay baskınının perde arkası didik didik edilmeli, oyunu kuranların ve senaryoda rol alanların tamamı kamuoyuna ifşa edilmelidir ki, bundan sonraki oyunlar da başlamadan son bulmalıdır. 

Bu kavganın ana hedefinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğuna hiç kuşku yoktur. Önümüzdeki günlerde sonuçları itibariyle Danıştay baskınına benzer, olayların yaşanacağını söylemek kehanet olmaz. 

Arzulanan AKP’nin baskılardan bunalarak erken seçim kararı alması, ardından da oluşacak bölük-pörçük Meclis yapısıyla AKP’siz bir koalisyon hükümeti kurulması ve Cumhurbaşkanlığına da o hükümetin belirleyeceği bir ismin seçilmesidir. 

Bu yazı toplam 668 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim