• BIST 107.348
  • Altın 151,590
  • Dolar 3,6566
  • Euro 4,2988
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 23 °C

Kıbrıs'a 'Büyük Ortadoğu'dan' Bakmak

17.06.2014 13:22
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm için bu denli öne çıkması birçokları için anlaşılır değil. Mesaisinin büyük bölümünü Irak'a ayırmak zorunda kalan Bush yönetimi, neden bir de Kıbrıs gibi yıllardır çözüm bulunamayan, sayısız lider eskiten bir sorunda ciddi inisiyatif üstleniyor? Nasıl oluyor da Bush yönetimi, ABD'de seçim atmosferine girilen bir dönemde Rum lobisinin eleştirilerini geri çevirerek "Anlaşmaya varılabilmesi için herkesin Annan Planı'nı bizim kadar ciddiye alması gerektiğini düşünüyoruz" karşılığını verebiliyor?


ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, son haftalarda Washington-Ankara hattında yoğun diplomatik temasları yürüten etkili bir isim. Büyükelçi Edelman, Kıbrıs konusunda kafa karışıklığına neden olan sorulara Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleriyle sohbetinde yoruma gerek bırakmayacak açıklıkta yanıtlar veriyor:

"AB'den müzakere tarihi alması için Türkiye'nin önünü açmaya yardımcı olmak büyük hedefimiz. 1975 yılından bu yana ilk kez Kıbrıs konusunda bu kadar yoğun çaba gösteriyoruz. Bu da şüphesiz ABD'nin gelecek 50 yılı kapsayan stratejisi Büyük Ortadoğu girişimiyle ilişkili. ABD'nin Türkiye ile ilişkileri, dünyada sahip olduğu en önemli iki, üç ya da dört ilişkiden biri. Kıbrıs'ta artan etkinliğimizin gerçekleştiği bağlam işte bu stratejik bağlamdır"

ABD yönetimi, Türkiye'ye Büyük Ortadoğu planı kapsamında merkezi bir rol öngörüyor. Her ne kadar ABD yönetiminin de kafası henüz Büyük Ortadoğu konusunda çok net olmasa da, bir yandan bölge ülkelerinde nabız yokluyor, müttefikleriyle görüşüyor, diğer yandan da planı biçimlendirmeye çalışıyor. 

Büyük Ortadoğu planı, zengin enerji kaynaklarını çevreleyen, Afrika'dan Orta Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, ABD'li yetkililerin ifadesiyle "modernleşme, liberalleşme ve demokratikleşmeyi" hedefliyor. Büyük Ortadoğu planının ayrıntılarının Haziran ayında yapılacak G-8, NATO ve AB-ABD zirvelerinde netleşmesi bekleniyor.

 

MÜZAKERE TARİHİ VE BÜYÜK ORTADOĞU

Büyükelçi Edelman'a göre Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi alması, Büyük Ortadoğu açısından iki temel öneme sahip. Edelman, "Türkiye toplumu, bizim şimdi Ortadoğu bölgesinde başkalarını cesaretlendirmek istediğimiz değişimi, 80 yıllık geçmişinde yaşadı. Türkiye'nin bu konuda söyleyecek çok sözü var. Türkiye'nin AB'den alacağı müzakere tarihi, bu yolda sağladığı başarının önemli bir göstergesi olacak. Bu yola girmek isteyen öteki toplumları da cesaretlendirecek. Aynı zamanda Batı'nın ciddiyeti ve samimiyetini gösterecek" diye konuşuyor.

ABD'yi korkutan senaryo ise, Kıbrıs'ta başarısızlık ve Türkiye'nin AB perspektifinin kapanması. ABD açısından endişe kaynağı olan, böyle bir senaryonun getireceği zincirleme etkiler ve Büyük Ortadoğu planında aktör olmak isteyen AKP hükümetinin iç politikada karşılaşacağı yeni durum.



MADALYONUN İKİ YÜZÜ

ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm hedefinde Türkiye'nin AB perspektifinin güçlenecek olması madalyonun bir yüzünü oluşturuyor. Madalyonun fazla dillendirilmeyen öteki yüzünde ise Kıbrıs'ın stratejik önemi yatıyor. ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik yeni görünümlere bürünen ilgisi ve Büyük Ortadoğu planı bu önemi daha da artırıyor. 

ABD'li yetkililer, Washington yönetiminin Kıbrıs'ta askeri üs istediği haberlerini hemen her fırsatta güçlü bir şekilde yalanlıyorlar. Ancak bunun gerisinde, Kıbrıs çözüm sürecine zarar vermemek düşüncesinin olduğu anlaşılıyor. Çözüm sonrasında ABD'nin bu yönde olası talepleri, sanırım hiç kimse için şaşırtıcı olmayacak.



RUMLAR HAYIR DERSE

ABD yönetimi Kıbrıs için yoğun çaba gösteriyor, ancak pek çok şey de ABD'nin elinde bulunmuyor. Türk tarafı için Kıbrıs'ta varılacak anlaşmanın AB'nin birincil hukukuna dahil edilmesi "yaşamsal bir önceliği" oluşturuyor. ABD'nin ise bu konuda yapabilecekleri oldukça sınırlı.

Peki ya referandumda Rum tarafı anlaşmaya hayır derse ne olacak? ABD ve uluslar arası toplum KKTC'yi tanıyacak mı?

Referandumlardan "olumlu" sonuç çıkacağına inanan Büyükelçi Edelman, "Eğer taraflardan biri hayır derse güç bir durumla karşılaşacağız. Açıkçası, birleşik bir Kıbrıs AB'ye giremeyecek. Bu noktada anlamlı olanın ne olduğuna bakacağız. Referanduma hayır diyen taraf, birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye üye olamamasının getirdiği tarihsel sonuçlara katlanmak zorunda kalacaktır. Yeni bir durum ortaya çıkacak ve tüm ilgili taraflar buna yanıt vermek durumunda olacaklardır" diyor. 

 

BÜYÜK RESMİ GÖRMEK

Kıbrıs konusunda son yıllarda yapılan tartışmalar Türkiye kamuoyunda yanlış bir izlenim yaratmış gözüküyor. Yaygın kanı, Türkiye'ye Kıbrıs konusunu AB'nin dayattığı, AB olmasa Türkiye'nin de Kıbrıs gibi bir sorunu olmayacağı şeklinde. ABD'nin ise Ortadoğu çıkarları için Kıbrıs'ta Türkiye'yi kollayacağı düşünülüyor.

AB'nin Kıbrıs konusunda bir çok hata yaptığını bugün Batılı diplomatlar da kabul ediyorlar.
Herşeyden önce, Kıbrıs'ta çözüm sağlanmadan Rum kesiminin AB adaylığının kabul edilmesi, bugün AB açısından da içinden çıkılması güç bir durum yarattı. 

Ancak bu durum, Türkiye'nin bazı gerçeklere gözünü kapatmasını gerektirmiyor. Gelinen aşamada Kıbrıs sorunu artık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Yıllardır devam eden hatalı
politikalar, Türkiye'yi bu noktaya getirdi. Kıbrıs müzakerelerinde Türk tarafı şüphesiz ulusal çıkarlarını gözetmek durumunda, ancak Kıbrıs'ta çözümün herkesten çok Türkiye'nin çıkarına olduğu göz ardı edilmemeli.

Bu noktada AB'ye yüklenip, ABD'yi yüceltenlerin, ABD'yi AB'ye alternatif gösterenlerin de yanılgısı ortaya çıkıyor. Çünkü ABD, Büyük Ortadoğu için Kıbrıs'ta çözüm istiyor!

Bu yazı toplam 934 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim