türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Kendimiz ya da Kendimiz Zannettiğimiz

13.12.2013 20:03
Kendimiz ya da Kendimiz Zannettiğimiz
Deneyerek tecrübe ederek buluyoruz doğruları. Deneme yanılma yolu ile çiziyoruz yolumuzu.

Herşey daha iyi, daha güzel, daha doğru olana bir adım amacı taşıyor özünde. Yaşamımız farklı modeller üzerine şekilleniyor. Yeni modeller şekilleniyor hayatımızda bir bir.

    Eskisinden feyz alınarak atılan her yeni adım günlük yaşamımızda keyif veren değişimler olarak çıkıyor karşımıza... Yeni model cep telefonu,daha gelişmiş bir bilgisayar ya da diş çürümelerini önlemede daha etkin ve yetkin diş macunları ve daha neler neler. Siz hiç uzun dönemden bu yana kendini tekrar eden bir şey gördünüz mü? 

    Yeni modeller kurguluyoruz bol bol. Firmaların arge yatırımlarına son dönemlerde verdikleri önem aşikar.Geliştiriyoruz üzerinde çalıştığımız her ne ise..Geliştiriyor, yetiştiriyor sunuveriyoruz hayatın sofrasına dileyen dilediği kadar kullansın, nasiplensin diye.

    Etrafımızda gelişen ve değişen bunca şeye rağmen biz neredeyiz?Hep aynı yerde miyiz yoksa beşer-i mahlukat olarak? Ne yeni bir davranış şekli ,ne yeni bir felsefe ne de....Ne de kendimizi bile şaşırtabileceğimiz durumlarımız.Yok..... Herşey aynı? Tebdili mekanda bile ferahlık varken tebdil-i fikr ya da tebdil-i zikir de hoşluğu aramak neden bu kadar boş geliyor artık bize.Madde bile bizden daha atik davranırken hayatta nedir bu rehavet üzerimizdeki? 

    Farklı müziklerden zevk almayı denemek, farklı mekanlarda farklı beklentileri canlandırmak,yaşatmak...Ya da o ana kadar hiç düşünmediklerimizin kıyılarında seyyah olmak çok mu zor? Bu denli hızla değişirken modeller etrafımızda ,aynı model kalmak pek mi ala geliyor bizlere yoksa.Biz kendimizi nev-i şahsına münhasır sanırken yok mu aslında birbirimizden hiç farkımız? 

    Fek model yaşamaya o denli alışmış o denli kanıksamışken bu hallerimizi ,farklı olana kapatıveriyoruz gözlerimizi ve dillerimizi. Oysa asıl ihtiyacımız olan bu ...Biraz CESARET biraz da MAHARET. 

Yaşama sanatını becerebilen yaşam sevdalıları için durum kolay. Onların kaçıp saklanacakları sadece kendileri değil, pek bir renkli, pek bir coşkun yaşamları var. Tek model olmak değil, pek bir model olmak için onların tüm çabaları. İyi ki var onlar, iyi ki varlar....

    Dişmacunu modelleri ile yarışmaya bile yetmiyor artık hızımız. Ayda en az yirmi değişik örneği çıkarken bir maddenin aynı zevklere, aynı mekanlara, şekillere ve korkulara hapsederek kendimizi (cevherlerimizi) mattah bir iş becerdiğimizi zannediyoruz. Yazık ediyoruz kendimize . Belki de bu koşullarda iyi de oluyor bizlere.

    Eski bir şarkının dillendirdiği bir düşünce canlanıyor bazen beynimde dünya durmadan dönüyor,dönüyor...Dünya dönüyor dönmesine ama dönüp dolaşıp aynı yere gelmiyor oysa.Oysa bizler dönüp duruyoruz olduğumuz yerde ve kendi murdar karanlıklarımızda kayboluyoruz sonra.

    Soğada öyle hikayeler vardır ki okumayı becerebilenlere sunarlar tüm laf cambazlıklarını. Hani şu uzun yol gemilerinin peşlerine kaptıran martılar vardır kendilerini. Hepsi değil elbette ,bazıları...Gidebildikleri yere kadar giderler geminin peşi sıra. Bu martılar kuşların Don Kişot 'u gibi gelirler bana. Cüsselerine bakmadan takılıverirler devasa gemilerin ardına.Yarışırlar, rakip bellerler kendilerine giderler de giderler. Sonlarını onlar da bilmezler,bilmeleri de gerekmez.Yeni bir model peşindedirler ya da yeni bir yaşam tarzı diyelim.Ya da siz nasıl isterseniz öyle diyelim. 

    Bazıları bu martılar için der ki ; Asıl önemli olan geriye dönmeleridir.Dönemezlerse ne anlarız ki biz bu işten.Ben de derim ki durumuma bakmadan. Kıyıdan bir kaç metre açılmaya yüreksiz bir martı olacağıma varsın hiç dönemeyen bir martı olayım,olsanız, ya da olabilsek....! Keşke.

    Bir su parçasında yaşayan küçük bir balık varmış. Yılar boyunca su parçasının dışındaki yaşamı merak eder ancak dışarı çıkmaya bir türlü cesaret edemezmiş.Dışarı çıkınca öleceğini bilirmiş ama yine de hayal kurmaktan kendini alamazmış . Bir gün bu balık bir başka balığa aşık olmuş.Aşık olmak insanlar için iyi bir şey olabilir ama balık için durum kötü. Düşünsenize ay ışığında dolaşma şansları yok. 
Bizim balık, kendi gibi hayalperest bir balık bulmuş ve başlamışlar hayal kurmaya ve günün birinde hayaller de yetmemiş karar verip atlamışlar sudan dışarı ve ay ışığında dinlenmişler bir müddet yanyana....Ya sonra ? Dediğinizi duyar gibiyim.Sonrası malum ölmüşler tabiii? "

    Bu hikayenin ilk tadı biraz hüzünlüdür. Asıl lezzetini biraz düşününce tatmaya başlarım. Kendimi o balığın yerine koyarım önce ve yaşamanın lezzetini sınayabileceğim bir yerim olsa derim. Olduğunu varsayarım , sorular dillendiririm sonra kendime... Gidebilir miyim ? Sonunu bilsem de bilmesem de yüreğim kaldırır mı böylesi bir hayali diye hayıflanırım. 

    Belki de asıl ihtiyacımız olan biraz sadakattir gelişime ve değişime. Belki insanlar kendileri olmayı beceremedikleri için dünya böyle vahşi ,yararlı. Pek çoğumuz belki bir kez ,sadece bir kez başarabilirim kendim olmayı diye katlanıyor bütün bu karmaşaya.

    Sorular sorular ardına kümelenirken peşi sıra yaşama ve yaşanılana dair.Bir Ar-Ge çalıştırması başlatırım kendi kendime Dönüp bakarım modelime sonra ,belki bir geminin peşinde ben de giderim bir yerlere...

Bu haber toplam 337 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim