türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.200
  • Altın 153,755
  • Dolar 3,8233
  • Euro 4,5095
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Kaş yapayım derken!

16.04.2014 23:19
Şiir Adam / Twitter Yazarı

Şiir Adam / Twitter Yazarı

Kadim dost, dürüstlük abidesi Renault Mais’in Genel Müdürü İbrahim Aybar’ıaradım; Cenaze evinde gibiydi. Sesinin rengi kaçmış, keyifsiz, kelimeler ağzından zorlukla çıkıyordu. Aybar, ne bir yakınını kaybetmiş, ne de hastaydı. Tam işler yoluna girmişken, hükümetin, hurda araç indirimini 4.5 milyardan, 2 milyar 250 milyon liraya düşürmesi canını sıkmıştı. Çünkü, bu yasanın çıkması için çok uğraşmış, günlerce Ankara’da bürokrasinin kapısında yatmıştı. Şimdi, indirimin tırpanlanmasının Türkiye’ye maliyetini düşünüyordu, kara kara... 

Neymiş, hurda indiriminde çok usulsüzlük yapılıyormuş. Yapılır tabi... Usulsüzlük, uygunsuzluk var diye, bir nimeti çöpe atmanın anlamı var mı? Eğitimde de, sağlıkta da, bankacılıkta da usulsüz işlem yapanlar yok mu? Oraları niye kapatmıyorsunuz? Hem devletin görevi, bu tür kanunsuzlukların olmaması için önlem almak değil mi? Her şeye rağmen yapanı da cezalandırırsın olur biter. Birileri yanlış yapıyor diye, namuslu vatandaşı cezalandırmanın anlamı var mı?

İbrahim Aybar, toplamış kurmaylarını, yeniden hesap kitap yapıyor. Bu yıl 450 bin otomobil satmayı hedeflemişler ama bu karardan sonra hedefi tutturmakzor. Talep karşısında, fabrikada vardiyaları artırmışlar, yeni işçiler alınmış. Hepsigüme gidecek. Türkiye’de yeni yatırım yapmak isteyen yabancı otomotiv şirketleri, projelerini yeniden gözden geçirecek. Bir iki namussuz istismar ediyor diye, yapılan bir yanlışın faturasına bakın. Bu kararı alanlar olayın bu boyutunu hiç düşündü mü? Sanmıyorum ama düşünmeye davet ediyorum. 


Olmadı, olmuyor 

RTÜK, reklamlar arasındaki programlar, pardon, programlar arasındaki reklamlarla ilgili yazımın gereğini yapmış. Basmış uyarı cezasını televizyonlara; yine yasak savmış. Diyorum ki, verdiğiniz uyarı cezaları bir işe yaramıyor, kimsenin buna aldırdığı yok, reklamların yayınlanmasıyla ilgili hükümlere uymayanlar, açıkça yayın ihlali yapıyor. Bunun karşılığında ne ceza yazıyorsa onu yerine getirin. Yapan kim olursa olsun, basın o programa cezayı. Bunu yapmazsanız, yarın çok geç olacak. Ucuz reklam tarifeleriyle ekranlar, reklam çöplüğüne döndü. Dizi mi izliyoruz, program mı, yoksa reklam arası dizi mi, belli değil. Bunun kimseye bir getirisi yok. Ucuz tarifeli reklamlarla, televizyonların yayın prototipleri allak bullak oldu. Kimse halinden memnun değil. Hadi geçmişi bırakın. Bugünden itibaren beyaz bir sayfa açın. Ve deyin ki, ‘Kim ki reklam yayınlarıyla ilgili kurallara uymazsa gözünün yaşına bakmayız’. Hiç olmazsa bunu yapın. Acıyın bu ekran başındaki çileli seyirciye; bu sizin ana göreviniz. 


Gidiyorum, hadi siz de gelin 

Efendim... Bahar geldi mi, ben bir hoş olurum. Kırlara, bayırlara koşmak gelir içimden. Kaz Dağları çeker beni. Gitmek isterim, kaçmak isterim İstanbul’dan. Sabahları yataktan zor kalkıyorum. Ruhum sıkıldı, ne yapsam beni mutlu etmiyor. Belli ki yoruldum. 9 aydır her hafta Objektif’i yapıyorum. 3 aydır bu sütunda sizlerle buluşuyoruz. Eh bir de objektifhaber.com var, daha ne olsun! 

Objektif’i yaz tatiline soktuk. Temmuz’un ortaları veya Ağustos başı, yazlık Objektif’le ekranlarda olacağız. Gidiyorum, terk ediyorum İstanbul’u. Kısa süreliğine bu sütunlar bensiz kalacak. Sonra geleceğim, söz. Kaz Dağları’na yolunuz düşerse beklerim. Küçükkuyu’ya geldiğinizde ‘Kadirrrrrrrr’ diye bağırın. Ben çıkarım, bir yerlerden. 

Bu yazı toplam 797 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim