• BIST 102.270
  • Altın 149,495
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 19 °C
  • İzmir : 20 °C

İstibdat döneminde eleştirme hürriyeti

19.04.2014 22:18
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Dün Cıvık Veli’de kaldık. Devam edelim. O devirde en küçük kadıların bile idam edilmeleri, kanunen yasaktı. IV. Murat’ın böyle bir işe kalkışması, devlet otoritesi karşısında hiçbir engel tanımayacağını cümle aleme göstermek içindi. Meşihat makamında Ahi-záde Hüseyin Efendi bulunuyordu. İznik Kadısı’nın idamını terbiyeli bir biçimde protesto etti. IV. Murat, İznik’ten İstanbul’a gelip Şeyhülislám’ı da bu nedenle idam ettirdi. İstanbul Kadısı Seyyit Mehmet Efendi de Kıbrıs’a sürüldü. 

Bu arada Cıvık Veli’nin tuluatları devam ediyor; Padişah, icraatlarına geniş bir halk desteği buluyordu. 

Kadıların yetiştirildiği medreseler de kontrola alındı. Rüşvetle karar almanın ayıp ve günah olduğu bizzat Padişah tarafından kadılara ders verilerek öğretildi. Mezuniyet imtihanlarını da bizzat IV. Murat yaptı. Asayiş sağlanmıştı. 

Sonraki yüzyıllarda da adli teşkilatımızı tenkit eden çok sayıda eser vardır. Bunlar hiçbir takibata maruz kalmamıştır. 

II. Abdülhamit’ten cumhuriyete kadar da; Güllü Agop ve Fasulyeciyan - rüşvet konulu çok sayıda eser oynamışlardır. Komik-i Şehir Naşit, Tevfik İnce ve İsmail Dümbüllü aynı hiciv mantığı ile hareket etmişlerdir. 

Konu kapanmamıştır 

Geçenlerde yazdığım bir hususu bu noktada tekrar edeceğim: Yasama, çalışmaları halka açıktır. Gazeteler yazmakta, halk öğrenmekte ve eleştirmektedir. TV’lerin tüm kanallarında açık oturumlar yapılmakta, konular bizzat uzmanları tarafından çeşitli şekillerde eleştirilmektedir. Hatta, TBMM’den naklen yayın yapan TV-3 vardır. Yasama faaliyetleri her an halkın gözü önünde cereyan etmektedir. Yasama Erki bundan rahatsız değildir. 

Yürütme Erki daha da yüksek bir eleştiriye muhataptır. Sadece bakanlar değil, karıları, çocukları ve dostları da mercek altındadır. Yargı’ya gelince, en ufak bir ikaz bile kendilerini rahatsız etmektedir. Sayın Osman Arslan, gönderdiği yazı ile artık cevap vermeyeceğini bildirdi. Korkarım, bu cevap vermemeyi, kamuoyu, hatalarının kabulü olarak değerlendirecektir. Denilecektir ki, [Yargıtay Başkanı, cevap bulamadığı için cevap vermemektedir. Tenkit istenmemektedir. Tenkit olmayınca, sanki yapılan hatalar yapılmamış olacaktır.] 

4. Murat ile 2. Abdülhamid dönemleri, siyasi tarihimizin istibdat dönemleridir. O tarihlerde Yargı’nın maruz kaldığı tenkit ve durumlara bakın, bir de bugünkü durumlara... 

Cevap vermeme hakkınızı kullanabilirsiniz Sayın Arslan. 


Felaket tellallıkları 


Akşam’da Marduk’la başladı. Sabah’ta Nostradamus ile devam ediyor. Magazinel gazetecilik yönünden itirazım yok. İlgi görüyorsa, yayın programına alınması normal. Felaket tellallıkları, dünyanın her yerinde ve her zaman para ediyor. 

Fakat hepsi bu kadar. Okuyun, eğlenin. Yaşamın günlük sorunlarından uzaklaşın. Hoşça vakit geçirin. Sakın ola ciddiye almayın. 

Kendimi bildim bileli metafizik konulara ilgi duydum. Nostradamus hakkındaki araştırmalardan en ciddisini (Avusturyalı, Kurt Allgeier, Cep Kitapları) Türkçe’ye ben çevirdim. 

Başlı başına bir uzmanlık alanı. Yorum yapabilmek için eski Fransızca, antik Yunanca, Latince ve İbranice bilmek gerek. Bilenlerin bile her dörtlükten çıkardıkları taban tabana farklı. 

Marduk gezegeni ise masal. Hiçbir bilimsel tarafı yok. 

Bugün metafizik denilen konuların ileride bilim merceği altında ampirik yoldan kanıtlanması başka konu. Temelsiz iddiaların bendesi olmak ise çocukça. 

Aynen fala asla inanma, ama falsız da kalma söylemi gibi. Gerisi boş.

Bu yazı toplam 594 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim