türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 96.508
  • Altın 242,292
  • Dolar 6,2587
  • Euro 7,3325
  • İstanbul : 26 °C
  • Ankara : 24 °C
  • İzmir : 30 °C

İran faktörünü unutma.

12.01.2014 13:00
Esra Kardelen / Yazı İşler

Esra Kardelen / Yazı İşler

Suriye’deki iç çatışmalar, bölgeden gelen son haberlere göre Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Beşer Esad ile görüşmesinin üstünden 24 saat geçmeden yeniden başlamıştır.
Batı yanlısı medya kuruluşları ile bizim yandaş basının pohpohlamalarına bakılırsa, güya, Türkiye Suriye’ye hem sözünü geçirebilecek hem de diz çöktürecek en güçlü ülke. Hatta gaz vermede kendini kaybeden bazı hayalperestler, Türkiye’nin bunu gerekirse, Suriye’ye yapılacak askeri bir harekatla başarabileceğini söylüyorlar. 

Ancak, bazılarının aşırı bir vehime kapılarak iddia ettiği gibi, Türkiye’nin Esad’ın politikalarını ve rotasını değiştirmede etkili olabileceği saptaması reel politik gerçeklerle örtüşmüyor.

Bunun temel 2 nedeni kısaca açıklanırsa; 

• Esad, muhaliflerin reform taleplerini karşılamada çok geç kaldı. Arap baharı, Libya’dan Yemen’e, patlak verdiği bütün ülkelerde göstermiştir ki protestocuların talepleri, gösteriler iç çatışmaya dönüşmeden karşılanmadığı takdirde, isyanlar bir daha durdurulamıyor ve olayların önü alınamıyor. Esad rejimi de aslında, bu gerçeğin farkında. Bu saatten sonra, hangi reform yapılırsa yapılsın, hükümet ve yanlılarının muhaliflerle uzlaşmaları mümkün görünmüyor. Esad rejimi, son bir gayretle uzatmaları oynuyor. 

• Suriye rejiminin bölgedeki en güçlü müttefiği İran bile, Esad’ın daha ne kadar yönetimde kalabileceğini kestiremiyor. Yorumcular, İran’ın bu konuda ciddi anlamda endişeler taşıdığını belirtmesine rağmen, Türkiye’den sonra, Suriye’de en büyük ticari yatırımlara sahip olan İran’ın, Nuray Mert’in doğru işaret ettiği gibi, mezhep bağlarından ziyade, ekonomik çıkarlarının zarara uğramaması için, Suriye’ye verdiği desteği sonuna kadar sürdüreceği ve olası bir askeri harekata izin vermek istemiyeceği açıktır.

Erdoğan’a yaranma yarışı içerisinde olan zevatın, Türkiye’yi sonu korkunç bir maceraya sürükleyebilecek şakşakçılıkta bulunurken, bölgedeki gelişmelere yukarıdaki değerlendirmeler açısından bakmalarında fayda var.

Otuz yıldır süren ve ‘düşük yoğunluklu savaş’ diye nitelendirilen Kürtçü terörü 9 yıllık iktidarı döneminde halledemiyen AKP hükümeti Suriye’deki iç çatışmaların son erdirilmesinde nasıl etkili olabileceğine inanıyor, neye güveniyor anlamak çok zor. Eğer bu konuda ABD ve batının desteğine güveniyorlarsa hele bir de buna güvenerek Suriye’ye karşı askeri bir harekata yeltenirlerse, İran’la bir olup Türkiye’nin altını oymak için dört dönen PKK’ya da gün doğmuş olur.

Ondan sonra ne mi olur? Herhalde hep beraber ‘Türkiyem, Türkiyem cennetim’ şarkısı yerine ‘nanay ellerin yari’ni söyleriz!

Bu yazı toplam 346 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim