• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : -1 °C
  • İzmir : 12 °C

Ilıca

28.04.2014 22:11
Ilıca
İkiz kayaların arasında yosunlarla kaplı yollardan sonra...

1300 metre yükseklikteki Suğla yaylasından kıvrıla kıvrıla inen yolları takip ederek Pınarbaşı'ya varıyoruz. Çatallaşan yoldan sağa Küre dağları milli parkı yönüne dönüyoruz. Kastamonu sınırları içinde Azdavay , Pınarbaşı ve Küre ilçeleri üçgenindeki milli park tadılmamış doğa lezzetleriyle gezginleri büyülüyor. İhtişamlı Milli park tabelasından geçince sık ağaçların arasından aşağı inmeye devam ediyoruz. Muhtemelen 400-500m lere ineceğiz. 10 dk sonra geniş ve düz bir arazi üzerinde hareket eden bir dereyatağı ile karşılaşıyoruz. Biraz sonra da adını şelaleden alan Ilıca köyü görünüyor.

 

Dik bir yoldan köye doğru tırmanıyoruz, çeşme başında köy sakinlerinden eski muhtarla görüşüyoruz. Bizi evinin bahçesine çağırıyor. Konuklarını ağırlamak ve soluklanmalarının sağlamak için bahçeye ağaçtan masa ve sandalyeler koymuş. Küçük bir vadi kenarına kurulmuş evin bahçesinden çevreye bakıyoruz. 

ilica.jpg

Muhtarın bahçesinden..

Muhtardan ayrılıp patika bir yoldan ikiz kaya yönüne doğru yola koyuluyoruz. Önce yıkılmaya yüz tutmuş bahçe çitlerinin yanından sonra yabani erik ve elma ağaçları, böğürtlen kaplı yollardan geçiyoruz. Yöreye özgü çiçekler küçük çalılıkların diplerinden yeni misafirlerine bakıyorlar. 
Az sonra güneş , aydınlık ve sıcaklık kayboluyor, yaz gününün tam ortasında tenimize serin bir el değiyor, kulaklarımızı diplerden gelen yabancı bir uğultu deliyor. Uzaklardan gelen bu işaretler yaklaştığımızın habercisi. 

 

Yol iyice darlaşıyor, geçemezsiniz der gibi yosunlu parmaklarıyla ağaç adamlar önümüzü kesiyor. Çok geçmeden bir yağmur ormanında olduğumuzu anlıyoruz, burnumuzda kuvvetli bir nem kokusu var, bastığımız yerler kayıyor. Küçük yükseltilerden yardım almaksızın geçmek mümkün görünmüyor. Bazen yosunla kaplı dalların arasından sağa baktığınızda, kayaların arasında parlak yeşil su birikintileri görülüyor. Elflerin başkentine de böyle bir yol yakışırdı doğrusu.

ilica-cesme.jpeg

Son engel olan büyük bir kaya kütlesini de yardımlaşarak geçiyoruz , düşmeme telaşından kurtulup başımızı kaldırıyoruz.. 

Ilıca, bütün ihtişamıyla karşımızda yükseliyor..

Bütün ormanın can suyu buradan pompalanıyor, kurdun, kuşun, arının böceğin, menekşenin gülün cansuyu..

ilica08.jpg

Şimdide bizim. Bu güzellik karşısında bütün hücrelerimle yenileniyorum, yaşamaya bir şeyler yapmaya neden arıyorum, bu güç beni de et Mayisine alıyor.. Bir anda dünyanın tüm servetleri önüme gelse, kral taçları, padişah sarayları dizilse Ilıca dan vazgeçmem. 

ilica09.jpg

Ilıca yı gördükçe bize neler verildiğini anlıyorum, sorumluluk artıyor, sahiplenme de..

Su , ağaç , taş ve toprak.. Sana soracak daha neyim var, bundan daha güzel bir bütün olabilir mi? bundan daha güzel bir neden? 

ilica10.jpg

Şelalenin çevresinde ufak bir tura çıkıyorum, iri kayaların arasından akan berrak suların birikintileri ve ormanın yansımaları gözümü alıyor. Nemli ağaç diplerinden fışkıran geniş yapraklı bitkiler dekoru tamamlıyor. Amerikalıların hayalgüçleriyle kurdukları platolar burada can buluyor. 

Su donduracak kadar soğuk ama sağlık kokuyor; 

ilica11.jpg

Bergama da Asklepion, Azdavay-Pınarbaşı'nda Ilıca.. 

Kalın sağlıcakla.. 

Bu haber toplam 1013 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim