• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 19 °C

İlçelerin yönetimini jandarmaya verelim.

03.03.2014 19:57
Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Burak Kaya / Avcılar Muhabiri

Seçimlerle ilgili bir yazı yazma niyetinde idim.Ancak fazla söze hacet yok.

 

Halkımız cevabını en güzel şekilde verdi.

 

Halk istikrar istiyor,Avrupa birliğine girmek istiyor,Kıbrısta makul bir çözüm istiyor,huzur istiyor,kavga,didişme,itişme istemiyor.Yeni ekonomik ve siyasi krizler istemiyor.Belirsiz bir gelecek istemiyor,hükümete güveniyor ve destekliyor.

 

Ancak  bu destek ve güven mutlak ve kayıtsız bir destek değil.Hükümeti ihtiyatlı ve dengeli davranmaya  davet eden bir destek.

 

Alternatifsiz olmadığını  hatırlatan bir destek.hükümetin ve  yeni seçilen belediye başkanlarının bu seçimi iyi okuyup maceralara girmeden ülkenin öncelikli konularına eğilmeleri gerekir.

 

Ülkenin ihtiyacı daha iyi bir yaşam  standardı,daha  çok demokrasi,daha iyi ekonomik şartların halka  sunulması,huzur ve istikrardır.

 

Belediyeler açısından  geçen yazımızda bahsettiğimiz ölçülerde  daha yaşanabilir , daha insani,kentlerdir.

           

Ben asıl jandarma ve fişleme  konusuna değinmek istiyorum.

 

gecenlerde kara kuvvetleri  kaynaklı “sosyetik fişleme”  haberleri ortalığı epeyce karıştırmıştı.

 

Haber portalımızda jandarma ve jitem’in”imam hatip  mezunu  müdür ve ögretmenleri fişleme emri ile ilgili haber vardı.

 

Bu  gün okuyucularımıza kamuoyuna pek yansımayan  ancak çok daha vahim fişleme olaylarından bahsedeceğim.

           

Mülkiye mezunu olduğum için ülkemizin dört bir tarafında  görev yapan  bir çok kaymakam arkadaşım var.

 

Bu arkadaşlarımla sık sık görüşür  fırsat buldukça görev yerlerinde de ziyaret ederim.,dertleşirim,sıkıntılarını dinlerim.

 

Onların hallerini görünce  “iyiki  gazeteci olmuşum kaymakam olmamışım” diye halime şükrederim.

 

Zira  az denebilecek bir ücretle  çok zor şartlar altında ülkenin dört bir yanını dolaşırlar.

 

Hiç bir sosyal ve kültürel imkanı olmayan bir çoğu ancak köy olabilecek ilçelerde  çalışırlar,çocukları iyi bir eğitimden yoksundur

 

Çoğu yüksek tahsilli olan eşleri kendilerine  uygun arkadaş çevresi,sosyal ,kültürel ortam bulamazlar.

 

Oturup eğlenebilecekleri ne bir kafe ne de  temiz ,uygun bir bar vardır.

 

Muhatap oldukları insan kitlesi genellikle eğitimsiz ve yoksul kitlelerdir.

 

Köy köy dolaşır, köylüleri dinler ve onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlar.

 

 Ülkenin en seçkin okullarından mezun olan,  ingilterede  yabancı dil eğitimi gören bu aydın insanlar büyük  fedakarlıklarla  ülkenin  en ücra köşelerinde Ankara’nın yükünü taşımaktadırlar;ama Ankara’nın ve diğer metropollerin nimetlerinden mahrum kalarak.

 

Ben mülki idare sisteminin Türkiye cumhuriyetinin taşıyıcı omurgasını teşkil ettiğini düşünüyorum.

 

Bunca olumsuzluğa,deformasyona,kayırmacılığa,ihmale, rağmen devlet ayakta kalıyor ve  ülkenin her köşesinde varlığını hissettirebiliyorsa ;büyük oranda mülki idare amirlerinin  becerisi ,çabası , fedakarlığı ve  dengeli, etkin yönetim anlayışı sayesindedir.

 

Bir çok arkadaşımın görevleri ve ülkeleri uğruna  okumaya ,yazmaya ,kültüre gereken  zamanı ayıramayarak kendilerini tükettiklerine  şahit olmuşumdur.

 

Bütün bu zorluklara rağmen benim tanıdığım ve tanımadığım hemen her kaymakamın ,mülki idare amirinin sıkıntısı yukarıda saydıklarımdan çok farklıdır.

 

Onların sıkıntısı ve üzüntüsü zor  şartlar altında yaşamak,yada çok çalışmak devletin yükünü  çekiyor olmak ta değil ,bilakis tanıdığım bir çok  mülki idare amirinin  bu yoğunluk ve koşturmacadan,köy köy dolaşmaktan büyük bir manevi haz aldıklarını gördüm.

 

  Görüştüğüm arkadaşlar son yıllarda  kaymakamlık mesleğinden hızlı bir kaçışın başladığını ,meslekte kalanların ise  iş yapma ,hizmet üretme konusunda oldukça isteksiz olduklarını söylüyorlar.

 

Bunun en  önemli sebeplerinden  birisinin de  “JANDARMA” olduğunu söylüyorlar.

 

28  şubat denilen fişleme döneminden en çok etkilenen mesleklerin başında kaymakamlık geliyor.

 

Bir çok kaymakam

 

emirlerinde bir kolluk kuvveti olan jandarma tarafından  devamlı takip altında tutulduklarını ,her türlü iş ve icraatlarının irtica ve bölücülük  kiriterlerine  tabi tutulduğunu ,eşlerinin ,çocuklarının  ve akrabalarının  irdelendiğini ,araştırıldığını, ifade ediyor,telefonlarının jandarma ve diğer istihbarat birimleri tarafından dinlendiği konusunda şüphe taşımıyorlar.

 

doğu ve güneydoğu kökenli kaymakamların  özellikle “mahrumiyet” denilen doğu bölgelerinde çalışırken  “bölücü” damgası yemekten kurtulamadığı,lojmanına annesi veya herhangi bir başı kapalı akrabası gelen kaymakamın bu durumunun fotoğraflanıp, belgelenip irticacı damgasını yediği bilinen  ve anlatılan gerçekler arasındadır.

 

Kaymakam veya hakim savcı vs hele birde  imam hatip mezunu ise  irticacı damgasını yemesi adeta Allahın emridir.

 

 İlçelerin yapısını bilenler  bir kaymakamla jandarma komutanının ne kadar yakın  çalıştığını ve birbirine ne kadar  muhtaç olduğunu bilirler.

 

Ancak  jandarmadaki  fişleme hevesi beraber çalışıp hizmet üretmek ve ilçenin güvenliğini  sağlamak durumunda  olan  kamu görevlilerini birbirine karşı gardını almaya ve  dikkatli olmaya itiyor.

 

Çoğu zaman   bir jandarma komutanının kişisel  kaprisi, bir kaymakamın ,bir hakim savcının yada  bir başka kamu görevlisinin bölücü ,irticacı olarak fişlenmesini saglamıştır.

 

Bir çok kaymakam bu sürecin hala devam ettiğini,hala  jandarma tarafından kaymakam,hakim,savcı, ve ilce müdürlerinin fişlendiğini söylemekte.

 

Ben de  karşılaştığım kaymakamlara” yanıldıklarını ve  artık o sürecin geride kaldığını” söylüyordum.

 

Ancak  “sosyetik fişleme”  ve 31-3-2004 te  çıkan haberler maalesef  endişe içinde olan kaymakamların ve kamu görevlilerinin haklı olduğunu ortaya koyuyor.kaymakamların nasıl fişlendiğini  görmek isteyenler adresine  bakarak  en azından ilgili fişlerden bir kısmını görebilirler.

 

Bir çok sorunla boğuşan ülkemizin kalkınmasını ,gelişmesini demokratikleşmesini istiyorsak devletin  görevlilerinin birbiriyle boğuşmasının önüne geçilmesi gerekir.

 

Bir sürü güvenlik soruşturmasından geçmiş kaymakam ,hakim savcıları takip etmek ,fişlemek jandarmanın görevi değildir

 

Böyle bir ortamda ,bu psikolojide ne kaymakamlar  idari görevlerini yapabilirler ne de jandarma kolluk görevlerini yapabilir.

 

Ülkemizin insan kaynaklarını ve enerjisini birbirini  fişlemeye ve tüketmeye  değil ,işbirliğine ,kalkınmaya ,üretmeye yönlendirmeliyiz.

 

Bu konuda en büyük sorumluluk  sanırım  başbakan’a ve genelkurmay başkanı’na düşmektedir.

 

Bunu yapamıyorsak ilçelerin sorumluluğunu jandarma komutanlarına vermek daha  verimli ve akıllıca olur.

Bu yazı toplam 732 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim