• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 15 °C
  • İzmir : 19 °C

İki Gözüm

21.12.2013 21:58
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

Tuhaf bir ülke burası. Bildik yöntemlerle düşünülerek kolayca algılanacak, tarif edilecek bir ülke değil gerçekten... Çizgi dışı, marjinal... Şaşırmaya şaşıran, sol gösterip sağ vuran bir tuhaf ülke...

    Çok uzağa gitmeye gerek yok.Yakın geçmişden birkaç örnek bu tuhaflığı sergilemeye yeter sanıyorum.. Şöyle bir hatırlayalım: 17 Ağustos..50 bine yakın insan iki saniyede yaşamını yitirmiş, ülkenin en aktif coğrafyası yerle bir olmuş, sistem çökmüş, devlet yönetimi hamasi nutukların ötesine geçememiş, sivil toplum örgütleri ön alıp devlete "gölge etme başka ihsan istemez" diyesi olmuşlar, ve daha sayılabilecek bir sürü olumsuz görüntünün ardından insanlar içlerindeki isyanı söze, eyleme dökmeye başlamışlar.. Dışardan bakan bir gözde, doğrudan durumun içinde yaşayan bir gözde aynı yargıda buluşmuşlar: "Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak!.." Doğrusuda bu değil mi? Bu kadar büyük bir felaket karşısında bu kadar beceriksiz, bu kadar basiretsiz, bu kadar çağdışı bir sistemi ve onun asalaklarını kaldırıp tarihin çöplüğüne atmak gerekmez mi?.. Dur bakalım ne olacak, nasıl olacak? diyenler beklemeye başlamışlar.. Günlerce, haftalarca, aylarca beklemişler lakin hiçbirşey olmamış, ölen öldüğüyle yıkılan yıkıldığıyla kalmış, it ürümüş, kervan yürümüş.... Şimdi bunu masal diye anlatsanız,oyun diye oynasanız, film diye çekseniz kimselere inandıramazsın.. Hatta yıkılan binaların altından hasbelkader sağ çıkan birinin bile yok canım, o kadar da değil artık deme ihtimali var ..İnanın bana!!!

    Bir başka örnek: Ülke yağmanın talanın ortasında kalmış, yolsuzluk, vurgun, soygun almış başını yürümüş, sistem çürümenin kokuşmanın doruğuna ulaşmış, mafya-siyaset-devlet her gece televizyonlarda halkın gözünün içine baka baka harmandalı oynamış, bankalar hortumlanmış, hortumcular ve yandaşları, yoldaşları ellerini kollarını sallayıp hiçbirşey olmamış gibi yollarına devam etmişler.. Neredeyse kirlenmedik tek bir kurum kalmamış.. Dışardan bakan bir göz ve doğrudan durumun içinde yaşayan bir göz artık insanların kendilerinin ve çocuklarının geleceğinden endişe duyacaklarını ve bu hırsla tez elden bu pisliği elbirliğiyle ortadan kaldıracaklarını düşünmüşler.. Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak yargısında buluşmuşlar.. Beklemeye başlamışlar. Günlerce, haftalarca aylarca beklemişler.. Hiçbirşey olmamış!!! Şimdi bunun öyküsünü, romanını yazsanız kimseleri inandıramazsınız! Hatta yıkılan kurumların altından hasbelkader temiz çıkan biri bile yok artık,deve..!!! diyebilir..İnanın bana!!

    Örnekleri çoğaltmak mümkün. Henüz finalini görmediğimiz ama artık tahminde güçlük çekmediğimiz son bir örnek verelim: Tüm bu soygun, vurgun furyasının ardından hiçbirşey olmamışçasına pompalanan güçlü devlet, 21.asra damgasını vuracak lider ülke propagandasıyla celallenen halk üretmeden tüketmenin yeryüzü tarihinde görülmüş en başarılı örneğini göstermiş, "aman ,ne yapıyorsun?" diyenlere "bana bişey olmaz, benim bir adedim dünyaya bedeldir. Sana bişey olmasın" inceliğinde yanıtlar vermiş.. Uzatmayalım, sonra bir gece ekonomi gümbür gümbür çökmüş, ülke krizin kucağına düşmüş, içeriye, dışarıya bırakın borcunu, borcunun faizini ödeyemez duruma gelmiş; Yönetim Yeni dünyadan kurtarıcı ithal etmiş, O'nun aracılığıyla yeni borçlar bulup günü kurtarma telaşına kapılmış.. Fatura birdenbire 21.asrın lideri olacak ülkenin halkına kesilmeye başlanmış. İşyerleri,fabrikalar kapanmaya, insanlar işlerinden çıkartılıp sokağa atılmaya başlanmış.. Yoksulluk had safhada artmış..

    Gelecek kaygısı insanların psikolojilerini derinden etkilemeye, toplumsal bir şizofreniye doğru gidilmesine neden olmaya başlamış.. Kriminal olaylarda hızlı bir artış görülmüş, fuhuş yaygınlaşmış.. yani tüm değerler birkez daha alabora olmuş..Hasılı dışarıdan bakan bir göz ve doğrudan durumu yaşayan bir göz "eh, bu insancıklar artık ayılırlarda ellerinde, az da olsa, kalanlara sahip çıkarlar." diye düşünmüşler ve "artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak" yargısına varmışlar.. Beklemeye başlamışlar.. Günlerce, haftalarca, aylarca beklemişler... Onlar beklerken insancıklar "yardım ediin memedali bey"demeye, televole seyretmeye, loto-toto kuyruğuna girmeye, "salkım hanımın kaç tanesi var?"ı tartışmaya, "en büyük biziz,başka büyük yok!!" demeye devam ediyorlarmış..Şimdi bunu yazı diye bir yerlere yazsanız kimseleri inandıramazsınız.. Hatta bu krizde işini, gücünü, geleceğini kaybetmiş biri "Bu kadarı da olmaz, şurada gül gibi geçinip gidiyoruz! Bunu yazan oyun bozandır" diyebilir gönül rahatlığıyla ...İnanın bana!!!!

    Eskilerin deyişiyle bu "malumu ilam" yani herkesçe zaten bilinenlerin anlatıldığı yazıyı neden yazdım?. Ben tiyatroyla uğraşıyorum ya, yaptığım işin temelinde ikna edici, inandırıcı olmak yatıyor! Sahnede olan bitene seyredeni inandıracaksınız ki ortak bir paylaşım alanı yaratılabilsin! Geçenlerde bir genç kızımızın seyrettiği bir oyundan çıkarken arkadaşına dekorlar, kostümler falan çok harika ama oyun hiç inandırıcı değildi ya! dediğine tanık oldum.. Dank etti! Hayatın kendine bir Nasrettin Hoca fıkrası tadında bakan bu toplumu, biz, hayatın yansılanmasına nasıl inandıracağız?.. Hadi inandırmaktan geçtim; onu, sanata da ihtiyacı olduğuna nasıl ikna edeceğiz?... Bu sinirleri alınmış, aklı firarda, tepkisiz, atıl topluluğa hangi yoldan, nasıl ulaşacağızda çimdikleyip kendine getireceğiz?...

    İşimiz çok zor iki gözüm!.. Hem dışarıdan bakan gözüm, hem durumun içinde yaşayan gözüm, işimiz çok zor!! Bir el ver, iki gözüm!...

Bu yazı toplam 400 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim