• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 19 °C

Hedef düşürmek

20.04.2014 23:00
Emre Güngör / Spor Yazarı

Emre Güngör / Spor Yazarı

Benzin artıyor, emlak fiyatları tırmanıyor, otomobile zam lobisi çalışıyor. Krizin izlerini sildik, enflasyonun belini kırdık, Lira’ya itibar kazandırdık derken, yaşanan gelişmeler, ister istemez ekonomideki makro hedefleri yeniden gözden geçirmeyi, zorunlu kılıyor. 

En önemli hedef düzeltmesi, enflasyon üzerine... 

Zaten enflasyon hedefiyle birlikte pek çok diğer dengeyi de ‘yeni baştan’ tanımlıyorsunuz demektir. 

DPT, petrol fiyatlarını gerekçe göstererek makro hedeflerin revizesinden sözediyor. ‘Öngörülenden fazla arttı’ cümlesiyle, ana saptırıcının petrol olduğunu görüyoruz. 

Geçen yıl tek kalemde cari açık üzerine fazladan 6.5 milyar dolar yük getiren petrolün, eninde sonunda ‘evdeki hesapları’ bozacağını biliyorduk. 

O dönemde petroldeki artışa dikkat çekerken, DPT veya kamu bürokrasisinin ‘kayıtsızlığını’ gördükçe, ‘acaba biz mi abartıyoruz?’ diye sormadan edemedik. Oysa biz değil, petrol abartıyordu. 

Nitekim bu abartma, enflasyon dahil makro hedefleri yeni baştan tanımlama noktasına kadar taşındı. 

Merak ettiğimiz, makro hedefler tasarlanırken, petrolün etkisini bu kadar hafife almanın, ne gereği vardı? 

Ekonominin alkışa ihtiyacı olabilir. İhracatın rekoruna madalya gerekebilir. Fakat kazandırmayan ihracat ya da denge bozucu petrolün ‘acısı’, alkışlar dindiğinde yüreğimize oturacaktı zaten. 

Oturdu da... 

Neredeyse haftada bir akaryakıta gelen zamdan sözeder olduk. Petrol zammı deyip geçemiyoruz. Zira fiyatlar genel seviyesine etkisi açısından inanılmaz bir güce sahip. 

Bir diğer denge bozucu faktör ise konut. Gerileyen enflasyon, düşen banka faizleri yüzünden, bankalardan sökülmüş mevduatın aktığı konut sektöründe neredeyse her daire, adeta bir hisse senedi veya mevduat hesabı haline gelmiş durumda. 

Talepteki patlamanın yönetilmeyişi yüzünden, ekonomik gerekçesi olmadığı halde rayiçler, neredeyse katlandı. 

900 farklı iş dalını bünyesinde barındıran konuttaki bu ‘gereksiz’ fiyat artışı, doğal olarak enflasyonu da ivmelendirmekte gecikmedi. 

Hatta öyle ki bu öldüren cazibeye, ihracatta dikiş tutturamayanlar, anlı şanlı plaza konutlarıyla kapılıverdiler. 

Tıpkı 90’lı yıllarda tekstilin cazibesiyle çiftini çubuğunu satanın sektöre girdiği ortamda yaşanan gelişmeler gibi... Şimdi de makro hedefleri dahi zorlayan ‘kontrolsüzlük’ konut sektörünün kimyasını teşkil eder oldu. 

Peki DPT’nin makro hedefleri yeniden oluşturması, pratikte ne işimize yarayacak? DPT Müsteşarı Ahmet Tıktık, kalkınma planlarını raftan indirmenin zamanı geldiğini savunuyor: ‘2001 krizine, Plan’ın esamesi okunmadığı için gelindi. Eğer Plan’daki reformlar gerçekleştirilseydi, hem kriz olmazdı hem bu noktadan çok daha ileride olurduk.’ 

Peki ya enflasyon hedefi? Acaba uyguladığımız ve netice aldığımız perhiz, buraya kadar mıydı? 

Enflasyon canavarı bir kez uyanmaya görsün, onu sakinleştirmek için ne yazık ki uzun yıllar gerekiyor. Ekonomi yöneticilerine sorsanız, ‘çekirdek enflasyon’ gibi kafa karıştırıcı bilmecelerle aslında durumun vahim olmadığını söyleyebiliyorlar. 

Durum belki vahim değil ama komik olduğu kesin. 

Siz neredeyse her hafta temel girdilerde fiyatları artıracaksınız. Sonra endeksleri de akord edip, rakamlara yansımasını perdeleyeceksiniz. Ve bu enflasyon, tırmanmayacak! 

Böyle bir şey olmaz. 

Fiyat artışları giderek ‘kitlesel histeriye’ dönüştüğü ortamda, enflasyonu geriletmek şöyle dursun, hedef içinde dahi tutamazsınız. 

Sonuçta tutamayacağımızın itirafı olarak, ‘makro hedefleri revize edebiliriz’ noktasına taşındık. 

Peki ne olacak? Tıktık’ın söylediği gibi ‘plan’ kavramının yeniden dikkate alınması, işe yarayacak mı? 

Yıllık planları raftan indirdiğimizde, kaynak/harcama dengemiz daha mı iyiye gidecek? 

Sanmıyorum. Neticede hükümetin de elinde ‘3 yıllık istihdama dayalı büyüme’ planı vardı, işsizliği azaltmadı. 

Yine de hedef düşürme çalışmalarıyla, belki de ‘gerçeklerle yüzleşme’ noktasında bir yarar sağlayabileceğiz. 

Zira yalnız alkışla olmadı, olmaz, olmuyor, olmayacak! 

Bu yazı toplam 752 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim