türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , izmir escort bayan , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

  • BIST 109.097
  • Altın 153,413
  • Dolar 3,8257
  • Euro 4,5096
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 16 °C

Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar

25.07.2014 14:04
Buket Seven / Yazar

Buket Seven / Yazar

“Bir zamanlar, biz de millet, hem nasıl milletmişiz.

Gelmişiz cihana, insanlık nedir öğretmişiz.”

Bu zaman, çağdaşlık zamanından önceydi. Çağlardan “irtica çağı” idi. O dönemi anlatan şairler, o günlerin İstanbul’u için şöyle diyorlardı: “Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar.”

Şimdi bunalım takılıyoruz. Hani her şey yolunda idi, enflasyon kontrol altına alınmıştı? Şakşakçılar, 10 yıl sonrasını gördüklerini söylüyorlardı! Kumdan şatolarınız bir anda nasıl yıkılıverdi öyle!

1.5 ay oldu, hâlâ tünelin ucu görünmüyor. Dolar tırmanmaya devam ediyor. Piyasa can çekişiyor.

Sahi ne oldu da Türkiye bu duruma düştü? Bunu bilen var mı? Hani Merkez Bankası’nda gerekli döviz stokumuz vardı? Şimdi para kızgın saca düşen su damlası gibi. Stokları güneş altında kalmış buz kalıbı gibi bir anda nasıl eridi öyle!

İktidar büyük bir yüzsüzlükle sarıldığı koltuğundan kalkmak bilmiyor. Şu bir gerçek ki, bu iktidar gitmeden Türkiye istikrara kavuşamaz. Giderse kavuşur demiyorum, ama gitmeden bir şey olacağı yok.

Hani nerede bizim o bağımsızlık nutku atan solcularımız, kemalistlerimiz?!. Türkiye’yi savunmak sonunda yine inanmış insanlara düşüyor. Yani mürtecilere.

Türkiye’nin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri bu zihniyet ve bu iktidardı. Onu da sonunda bize seçtirdiler. 28 Şubat’a karşı çıkmak varken ona arka çıkanları iktidar yapacak olursanız olacağı buydu. Hani o kişiler sizler olmayabilirsiniz ama, şu soruyu unutmayın: “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım?”, “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” diye slogan atanlar şimdi ne diyecekler!

Benden söylemesi, bu kriz eylüle kadar sürer. Nisan, mayıs, haziran zor geçecek. Temmuz ve ağustosta da bir iş olmaz. Eylül’de ya bir şeyler düzelir, ya da kızılca kıyamet kopar. Bu, önümüzdeki günlerde bir şey olmayacağı anlamına gelmez. Bir bakarsınız halk sokaklarda. Bugün koltuklarına yapışanlar ise kaçacak yer arıyorlar. Çünkü bu işler daha uzun süre böyle devam edemez. Ani bir olay, bir anda kitleleri sokaklara dökebilir.

Dün Viyana havaalanında İstanbul’a dönüş için beklerken, 5 dakika içinde iki kişi geldi. İkisi de havaalanında tanışmışlar. Biri memur, ötekisi esnaf. Memur, istifa etmeye bile gerek görmemiş. Çocuklarına bırakacak bir şeyi de yok. Aylığı almış ve Amerika yolculuğuna çıkmış. Emekli olabilecekse çocukları takip edecekler, değilse istifa işlemi yapılacak. Geri dönüşü yok. Bekleyecek ve bürokrasi ile uğraşacak sabrı da kalmamış. Ne iş bulursa yapacak. Önce ayakları üzerinde durmaya çalışacak ve sonra da çocuklarına gönderebilirse para gönderecek. Esnaf, tezgâhını, malını mülkünü satmış. Bir bilet parası, bir de bir hafta yetecek parası var. Kalanını ailesine bırakmış. Gözleri dolu dolu. Arkalarına bakmadan gidiyorlar. Sadece dua istiyorlar.

Bugünlere nasıl geldik. Bu sonuçta bizim hiç mi sorumluluğumuz yok? 28 Şubat’ı düşünün. Güven Erkaya’nın basında yer alan anılarında anlattıkları nasıl bir zamandan geçip bugünlere geldiğimizi gösteriyor. Brifingçiler bu sonucun asıl sorumlularıdır. 5’li sivil çete de sorumlu. Bugünkü iktidar da bu kadroların ürünüdür. İrtica, terör, faili meçhul cinayetler, Susurluk, batık bankalar, mafya, çete, iflas da aynı kadrolardan kaynaklanmaktadır. Besleme basınla halkın dikkatlerini başka yönlere çekerek hainleri kahraman, kahramanları hain ilan ettiler. Şimdi hâlâ bu medyanın penceresinden dünyaya bakanlar, bu siyasi kadroların şakşakçılıklarını yapanlar, farkında olmadan kendi cellatlarını alkışlayanlardır.

Necip Fazıl ne demişti: “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın”. İtiraf edelim ki, biz de yeteri kadar cesur değildik. Sloganlarımızın içi boştu. Kurumlarımız göründüğü kadar sağlam değildi. Biz de yeteri kadar dürüst, zeki ve çalışkan değildik. Hep kendimizi ötekilerle kıyasladık, olmamız gerekenle değil. Sonunda bugünlere geldik. Şimdi bunalım takılıyoruz. Hayır teslim olmak, pes etmek yok. Şimdi sabır ve dayanışma zamanı. Bugün ayakta kalmayı başaranlar, yarın lider olacaklar. Şimdi özeleştiri zamanı, şimdi geleceği düşünme zamanı. Şimdi tüm olumsuzluklara rağmen bir şeyler yapma zamanı.

Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz!

Malımızla, canımızla, sevdiklerimizle, kimi zaman artırılarak, kimi zaman eksiltilerek imtihan olunacağız. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer olabileceği gibi, şer gibi gelen şeylerde hayır da olabilir. Bu bir kader. Bu bir imtihan ve biz bu imtihanı da başaracağız.

Bu da geçer ya Hu! Bu da geçer.

Selâm ve dua ile.

Bu yazı toplam 863 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2014 Esenyurt Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim